Yıllardır tartışılan, sanki gerçek değilmiş de bir efsaneymiş gibi bahsedilen Yahudi Jeffrey Epstein skandalıyla ile ilgili yeni belgeler paylaşıldı. Dünyayı yöneten sözüm ona elitlerle ilgili benzer şeyler anlatılır durur. Bizde özellikle belli kesim okumuş, yazmış, kendisini aydın olarak gören tayfa bu tarz iddialara burun kıvırır, komplo teorisi der geçerdi. İllumunati benzeri örgütler, dünyayı yöneten aileler falan deyince gülenler biraz olsun utanır mı hiç sanmıyoruz…
Jeffrey Epstein skandalını hâlâ yumuşatmaya, başka yerlere çekmeye çalışanlar var. İş sadece magazin kokan bir sapkınlık değil. Paraya pula doymuş insanlar Epstein adasında bir araya gelip çocuk istismarı başta olmak üzere sapkınca fanteziler yapıp, günlerini gün etmişler basitliğinde değerlendirecek bir şey yok ortada. Epstein, sadece milyarder bir sapık değildi. Aynı zaman da Mossad adına çalışan bir ajandı. Açıklanan belgelerde de yok yok. Devlet başkanları, kraliyet ailesi üyeleri her sınıftan siyasetçi, bürokrat, iş adamı, oyuncu, bilim adamı, yazar, çizer aklınıza ne gelirse artık.
İsrail, yıllardır Epstein vb.leri eliyle ele geçirdiği kasetler, bilgiler sayesinde ABD’nin gölgesinde dünyayı yönetiyor. Gazze’deki soykırımın ilk günlerinde Netanyahu’nun çağrısıyla Avrupalı liderlerin, milyar dolarlık işadamlarının nasıl bir anda İsrail’e ziyarete geldiğini hatırlayın. Bugün geçtim İsrail’i, dünya genelindeki Yahudilerin hepsini toplasanız ortalama 15 milyon kişiye tekabül ettikleri söyleniyor. Kaç milyarlık insanlığın içerisinde 15 milyon kişi bırakın devede kulağı, en fazla tüy kalır(!) Güçleri sadece paradan gelmiyor. Çünkü günün sonunda para da bir yere kadar. Arap devletlerinde de para var ama halleri ortada. Rusya, Ukrayna savaşının ilk günlerinde milyarlarca dolar servete sahip Rus işadamlarının da hâlini gördük. Para elbette önemli ama tek başına yeterli değil.
Yahudi lobisi, etki ajanlığı, manipülasyonla teknolojinin de yardımıyla insanları yönlendirerek kendisine alan açıyor. Bilinen gerçekleri tekrar etmeye bilmem gerek var mı? İnternetin gelişimi, sosyal medya, akıllı telefonlarımızdaki uygulamaların arkasında hep benzer isimler var. Özellikle sosyal medyada neredeyse tekel olan META’nın sahibi Yahudi. Çin’in TİK TOK’u ne kadar rezil içeriklere sahip olsa da bir alternatifti ama ABD’deki kullanım haklarını devretmek zorunda kaldılar. ABD başkanı Trump, TİK TOK’u yasaklamakla tehdit edip ABD’deki yayın haklarını kendisine yakın Yahudi bir iş adamının almasını sağladı. Merak edenler araştırabilir.
Sinema sektöründeki etkinlikleri malumken şimdi dijital platformlarda da tekelleşiyorlar. Son dönemde ülkemizde yaptıkları satın almalarla yerli alternatifleri iyici azaltmaya başladılar. Dijitalleşen her alanda kısa zamanda tekel olmayı başarıyorlar. CD devrinin de kapanmasıyla müzikte dijitalleşti. En büyük müzik platformları da yine bunların elinde. Ülkemizde üretilen müziğin kalitesinin düşmesi, yaşanılan ahlâki erozyon elbette tesadüf değil. Ellerindeki algoritma sayesinde neyin ön plâna çıkıp moda olacağını çok kolay belirleyebiliyorlar.
Bu kadar az bir nüfusla insanlığı yönlendirmek için insanları yozlaştırmaya çalışıyorlar. Elbette aileye düşmanlar. LGBT sapkınlığının en büyük destekçisi bunlar. ABD’de, Avrupa başta olmak üzere batının büyük bir bölümünde istediklerini elde ettiler. Son yıllarda ülkemizde LGBT lobisinin her alanda kopardıkları patırtı da elbette tesadüf değil. Arkalarında büyük fonlar var. Sosyal medya fenomeni diye parlatılmaya çalışılan cinsiyet değiştirmiş, cinsiyet değiştirmeden kadın taklidi yapan tipler… Şarkıcı, müzik grubu diye gençlere örnek gösterilenlerin bir kısmının şarkı sözleri, sahne kıyafetleri ortada. Meseleyi sadece özgürlük, gençlerin tercihi olarak görmemiz isteniyor. Bunun böyle olmadığını bilmemiz maalesef yetmiyor. Bizde çoğu zaman o akıntıya kendimizi kaptırıyoruz.
Epstein sapkınlığına Türkiye’den kimlerin dahil olduğu merak ediliyor. Aslında merak edilecek çok bir şey yok. 90’lı yıllar, 2000’lerin başlarında ülkemizde ön plâna çıkmış işadamlarına, medya patronlarına bakmak yeterlidir. İllâ isim vermeye gerek yok. O yıllarda medyada parlatılan isimler, TV ve müzik sektöründe vitrinde olanlar belli. Bunların bir kısmının doğrudan, doğrudan olmayanlarında fonlar vb. üzerinden Epstein ve tayfasıyla mutlaka ilişkileri vardır. Fakat sosyal medyada, gençlerin geçmişe bakmamasında cesaret bulanların Epstein ile AK Parti arasında bir ilişki kurma çabasını takdirle izliyoruz. Epstein belgelerinde FETÖ’cülerin yer alması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devrilmesi gereken bir düşman olarak gösterilmesi belli çevrelerce ısrarla görülmemeye çalışılıyor. Demek ki bazıların fonları hâlâ kesilmemiş…
Aslında Epstein skandalıyla ilgili çok şaşıracak bir şey yok. Bunların büyük bir kısmı mahalle kahvelerinde konuşulan şeylerdi. Kaçırılan çocuklar, istismar meselesi özellikle 99 depremi döneminde konuşulan ama nedense çok fazla gündem de tutulmayan meseleydi. Sadece deprem döneminde değil, uzun yıllar İncirlik Üssü üzerinden ABD’de çocuk kaçırıldığı söylentisi de vardı. Artık söylenti olmadığını galiba söyleyebiliriz. Emniyet güçleri, Jandarma zaman zaman faili meçhul cinayetlerle ilgili dosyayı tekrar ele alıp başarılı sonuçlara ulaşıyor. Aynı şey kayıp çocuklarla ilgili yapılsa belki az da olsa bir sonuca ulaşılabilir. Yıllar sonra birileri ailelerine kavuşabilir.
Epstein melesini anlaşılan daha çok konuşacağız. Fakat şaşıracağımızı söyleyemeyeceğim. Çünkü yıllardır konuşulan ama burun kıvrılan şeylerle yüzleşmeye başladık. Bilmeyenler, kabul etmeyenler de öğrenmek zorunda kalacaklar. Kısacası biz biliyorduk, onlar da öğreniyor, öğrenecekler durumunu yaşıyoruz.