Bir zamanlar Konya’da atlı tramvay denilen araçlar ile tren İstasyonu ile vilayet binası arasında toplu taşımacılık hizmeti yapılıyor idi. Toplumsal bellekte şehir içi ulaşımda kullanılan araçlar içinde fayton, at arabaları ve atlı tramvay en eski araçlar içinde yer alırlar. Daha sonra taksi, minibüs ve triportör dolmuşlar ikinci sırada nostaljik bir yer tutarlar. Atlı Tramvaylar Konya’nın ilk toplu taşıma aracıdır. Hizmete girdikleri 1907 yılından kaldırıldıkları 1925 yılına kadar 18 yıl hizmet vermişlerdir. Bu bağlamda daha önce Konya ulaşım tarihinde yer emiş fayton, at arabası ve Arçelik’leri kaleme almıştım. Bu hafta aynı nostaljik çizgide üzerinden bir asırdan fazla zaman geçtiği için hatıralarda değil ansiklopedilerde yaşayan atlı tramvayı ele aldım.
Atlı tramvay denilince at ya da katırlarca çekilen ve raylar üzerinde giden kent içi taşıma aracı akla gelir. Tramvay raylı ulaşım sistemlerinden birisidir. XIX. yüzyıl, tramvay ile taşımacılığın başladığı, buhar ve elektrik gücü gibi yeni teknolojik imkanlarla hızla geliştiği bir dönemdir. Atlı yolcu arabalarının ray üzerinde hareket ettirilmesinden doğan ilk atlı tramvaylar, Tramvayla ilk yolcu taşımacılığı 1832 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde, New York ile Harlem arasında gerçekleştirildi. 1852'de Amerika'da (Brodway), 1855'de Fransa'da (Paris) örnekleri görülen atlı tramvaylar giderek diğer Avrupa şehirlerinde de kullanılmaya başlandı. Bu bağlamda, 1860'da Birkenhead (İngiltere), 1862'de Cenevre ve Londra, 1863'de Kopenhag ve Peşte, 1865'de Berlin ve Viyana, 1866'da La Haye, 1869'da Brüksel ve Liverpool şehirlerinde atlı tramvaylar hayata geçirildi.
1872'nin 3 Eylül'ünde Tophane Meydanı'nda İstanbul'un ileri gelen kişilerinin de bulunduğu kalabalık bir topluluk o güne kadar İstanbul'da hiç görmedikleri bir taşıtın etrafını almışlardı. Bu taşıt İstanbul tarihinde yeni bir çığır açacak olan Atlı tramvaydı. Azapkapı-Ortaköy hattının açılış töreni ile İstanbul'da hizmete başlayan bu atlı Tramvaylar sayesinde artık İstanbullunun ayağı yerden kesiliyor, o güne kadar sadece zenginlerin harcı sayılan taht-ı revan' lara, küheylanların çektiği tenteli arabalara, kupalara, faytona binemeyen orta halli ya da yoksul halk, nispeten ucuz bir taşıta ilk defa kavuşuyordu. 31 Temmuz 1871 yılında Beşiktaş-Tophane arasında ilk atlı tramvay büyük bir törenle açıldı. Atlı tramvayların ilk hizmete girdiği hatlar, "Azapkapı-Beşiktaş, Aksaray-Eminönü, Aksaray-Yenikule" arasındaydı. Daha sonra İzmir, Konya, Selanik, Şam ve Bağdat şehrinde de atlı tramvay devreye girdi.
İlk Atlı tramvaylarda sürücü, biletçi ve vardacı olmak üzere 3 personeli vardı. Atlı tramvay sürücüsüne vatman değil Ispir adı verilmekteydi. Bu kişiler iyi kamçı kullanmak ve atlardan anlamak zorunda olduklarından tanınmış ve tecrübeli arabacılar arasından seçilirlerdi. Vardacı tramvayın yolunu açmakla görevli kişiydi, 1900’lü yılların başında kaldırılmıştır. (https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/dortnala-istanbulu-arsinlayan-atli-tramvayin-seruveni/9)
Bu tramvayları Macaristan’dan özel olarak getirilen katana cinsi güçlü atlar çekiyordu. Boğaz kıyısını takip eden düz hatlarda tek at yeterli olurken, yokuşlu hatlarda tramvaylara çift, hatta dört at koşuluyordu. Osmanlı’nın son döneminde atlı tramvayların kullanıldığı bir diğer şehir ise İzmir’di. 1866’da demiryolu sayesinde Batı Anadolu’nun verimli hinterlandına bağlanan İzmir’de atlı tramvaylar, Alsancak’ta (Punta) inşa edilen tren istasyonundan Konak bölgesindeki limana yük ve yolcu taşımada kullanılıyordu. Atlı tramvaylar, Orta Anadolu’da önemli bir yerleşim yeri olan ve 1895’te Bağdat Demiryolu’ nun gelmesiyle önemi daha da artan Konya’da da kullanılmıştı. Konya tramvayının atları ve demir ray alt yapısı Selanik’ten –burada tramvayların at yerine elektrik gücüyle çekilmesine başlanması sonucunda–getirilmişti. (XX. Yüzyıl Başlarında İstanbul'da Trafik ve Tramvay, Melek Çolak, Yrd. Doç. Dr., Muğla Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü.)
Konya’ya atlı tramvay çalışmaları 1906 yılında başlamıştır.
Konya’da atlı tramvayın hizmete girdiği tarih konusunda birçok metinde ve sosyal medyada yaygın bir hata yapılmaktadır. Atlı Tramvay şirketinin kuruluş tarihi 1906 yılı olup rayların döşenerek hizmete girişi ise 1907 yılıdır. Vali Avlonyalı Mehmet Ferit Paşa Konya Valiliğinden sonra 1903-1908 yılları arasında Sadrıazam oldu. Selanikte elektrikli tramvaya geçilmesi nedeniyle boşa çıkan eski atlı tramvay sistemini Konya’ya kazandırdı. Selanik daha sonra 1912 yılında Yunanistan’a dahil oldu. 1917 yılında ise ne Ferit Paşa Sadrazam ne de Selanik Osmanlı şehri olmadığı için Konya’ya oradan tramvay getirilmesi söz konusu bile edilemez. Selanik 1911 yılında Osmanlı yönetiminden çıkmıştır. 1917 yılında Selanik’ten tramvay gelmesi Yunanistan ile Balkan harbi dolayısı ile bozuk ilişkiler ve Ferit Paşa'nın da 1914'de vefat etmesi ve çıkan 1.dünya savaşı nedeniyle böyle bir yatırım mümkün değildir.
1896 yılında Konya’ya tren seferlerinin başlaması üzerine İstasyon civarında sosyal ve ekonomik hayat hızla gelişti. Şehrin bu yeni cazibe merkezine kayan nüfus ile Konya’ya trenle gelip giden yolcuları şehir ve istasyon arasında taşımak için yeni yol ve ulaşım vasıtalarına ihtiyaç duyuldu. O yıllarda İstanbul, İzmir gibi büyük Osmanlı şehirlerinde toplu ulaşımda atlı tramvaylardan faydalanılıyordu. Konya için de en uygunu buydu. Konya’ya önemli hizmetlerde bulunan Vali Avlonyalı Ferit Paşa, o sırada Selanik’te seferden kaldırılan atlı tramvayları Konya’ya kazandırmak için girişimlere başladı. Neticede demir raylar döşenip Selanik’ten vagonlar getirildi. 1906 yılında kuruluşu gerçekleştirilen bir özel şirket tarafından işletilen atlı tramvaylar seferlere başladı.
Atlı tramvayın güzergahı neresiydi?
Konya’nın atlı tramvayları, demir hat üzerinde, belli semtlerden geçip, Türbe Önü ile tren istasyonu arasında yolcu taşımaya başladı. Türbe Önü’nde, Mevlâna Dergâhı’nın kuzeyindeki mahallede yer alan Âmil Çelebi Konağı’nın önünden hareket ediyor, Aziziye Camii’ne doğru uzanan Türbe Caddesi’nden, İstanbul Caddesi’ne çıkıyordu. Bugünkü Fatih Çarşısı’nın yerinde bulunan Terkenli’nin Hanı’nın önünden batıya doğru kıvrılarak, Kayalı Park’ın ve Mahkeme Hamamı’nın yakınından, daha sonra Tramvay Caddesi adını alacak olan güzergâhla Alâeddin Tepesi’ne doğru ilerlerdi. Şimdi İş Bankası şubesinin bulunduğu yerdeki, Yusuf Şar’ın Konağı diye anılan köşkün önünden sola saparak, şimdiki Rampalı Çarşı’nın oradan Araboğlu Makası’na doğru yoluna devam ederdi. Saint Pavlos Kilisesi’nin Doktor Dodd’ın Amerikan Hastanesi’nin önünden, Araboğlu Kosti’nin Konağı’na varırdı. Tramvay, bu konağın önündeki makasta değişim yaptığı için bu makasa, Araboğlu Makası denilmiş ve semt, bu şekilde anıla gelmiştir.
Yoluna devam eden tramvay, Tahir Paşa Camii’nin kuzeyinden geçerek, bu günkü Zafer Meydanı’na çıkardı. Buradan, Kolordu Binası (Kız Ortaokulu), Atatürk Evi (Atatürk Müzesi), Gazi Lisesi (Konya Lisesi), Millet Bahçesi, Anberreis Camii’nin önünden de ilerleyerek, Ziraat Abidesi’nin bulunduğu yerden batıya doğru kıvrılıp, İstasyon Caddesi boyunca yol alıp, son durağı olan İstasyon’a ulaşırdı. İstasyon’a ulaşan tramvay, o seferini tamamlamış olurdu. Atlar, bir süre dinlendirildikten sonra çözülerek, şehir yönüne gitmek üzere, vagonun arka tarafındaki oka koşulurlardı. Bu hattan ayrı olarak bir de eski Buğday Pazarı ile İstasyon arasında buğday nakli için yük tramvayı çalışırdı.
Tramvay vagonunu, önündeki oka koşulan bir çift at çekerdi. Ön tarafta belli yeri olan, sivil kıyafetli sürücü tarafından yönetilirdi. Ücret sürücüye ödenerek bilet alınırdı. Sadece gündüzleri çalışan tramvayların bilet ücreti 1906’da 2 para, 1923’te, altı kuruş idi. Gelirinin bir kısmı Kızılay’a yardım olarak ayrılırdı. Atların ahır ve samanlığının bazıları, bu günkü Muhacir Pazarı tarafında idi. Sahibata Caddesi tarafında da ahırlar vardı.
Tramvay vagonlarının üzeri dantelli yazlık, saçla kapalı kışlık kısımları mevcuttu. Kadın ve erkeklerin yerleri, perde ile bölünerek belirlenmişti. Yolcular, buralardaki tahta sıra ve kanepeler üzerine otururlardı.
Tramvaylarda fren tertibatı yoktu; bu sebepten sık sık üzücü kazalar meydana gelirdi. Tramvay, 1925 yılına kadar seferlerine devam etti. Sürücüsünün bir perde ile yolculardan ayrıldığı tramvay üstü kapalı at arabasına benzerdi. Ancak ray üzerinde gidip geldiği için tramvay adı verilen bu ulaşım aracı, otomobil, kaptıkaçtı ve otobüs gibi motorlu vasıtalarla faytonlar işletilmeye başlayınca giderek müşteri kaybetti. O kadar ki, şirket, masraflarını karşılayamaz, atları yeterince besleyemez duruma geldi. Yolda kalan tramvaydaki yerli, yabancı yolcularının, karda, çamurda inerek vagona omuz vermeleri de hayli alay konusu olunca, belediye encümeni aldığı bir kararla, tramvayları seferden kaldırdı. (https://www.konyapedia.com/makale/254/atli-tramvay)
O günlerden kalan bir atlı tramvay biletine baktığımızda üzerinde şu yazılar bulunmaktadır.
Üstte: Hükümet-Makaslar (indi- bindi)
Altta: Yan 2.Mevki,
Ortada: Rakamla 50 yazıyla para,
(40 para 1 kuruş, 100 para 2.5 kuruş idi.)
En altta: Yolcu biletini göstermek mecburidir.
Yan tarafta: Konya Tramvay bileti
Konya Belediyesi Atlı Tramvay şirketi
Atlı tramvayın Konya'ya gelişi 1907, faaliyete geçişi ise 1909 yılıdır. Yaygın ve yanlış kullanım olarak 1917 tarihi kullanılmaktadır. Konya belediyesi atlı tramvay şirketi 10.03.1906 tarihinde kurulmuş, Atlı Tramvay için 30.11.1906 da padişah kararı çıkmıştır. 05.08.1907 de ihaleye çıkılmıştır. Konya Belediyesi ile Maruni İlyas Çaha ortaklığı ile yapımı 1909 yılı ikinci çeyreğinde tamamlanmıştır. Tramvay atlarının ahırı ise Larende tarafındaki eski oluklu çeşme civarında idi.
İlk faaliyete geçtiğinde birinci ve ikinci mevki şeklinde tramvay biniş ücret fiyatları şöyle idi:
1.mevki hükümetten istasyon 60 para
2.mevki 40 para, indi bindi yarı fiyat,
3 yaşına kadar kucakta çocuk ücretsiz,
4-7 yaş, öğrenci, polis, asker, belediye memurları ise 2.mevki için yarım ücret ödeyecek idi. (Ahmet Atalay, Konya Ticaret Odası İpekyolu, özel sayı 16.cilt, 2.cilt sayfa 79-146, Osmanlı son dönemi yap işlet devret modelinde kurulan şirketler)
Atlı tramvayları bugün hatırlayan kimse kalmadı. Atlı tramvay Osmanlı dönemindeki siyah beyaz fotoğraflar ve kartpostallarda yaşıyor. Atlı tramvay toplumsal bellekte zar zor ya da meraklı çok az kişi tarafından biliniyor. Geldiğimiz noktada geçmişteki gibi tren garlarının önünde ne atlı tramvay ne fayton sıraları bulunuyor. Şehrin belirli kilit noktalarında fayton, Arçelik triportör ve üç tekerli gibi taşıma araçları da görülmüyor. Bir zamanlar türbe önünden başlayıp Alaattin tepesi etrafında gelin-damat arabası tur atar veya sünnet çocukları faytonlarla gezdirilirdi. Bu araçlar geçmişte bir yerden başka bir yere gidilen ulaşım erişim aracı iken artık bu işlevleri kalmadı. Ama hala mazideki yönleriyle hatırlanmaya ve nostaljik bir tatla sevilmeye devam ediyorlar.
Somut bir öneri olarak belki nostaljik bir ulaşım kervanı veya yolculuk köprüsü kurulabilir. Bu bağlamda atlı tramvay eski rotası üzerinde İstasyon ve Türbe arasında tekrar faaliyete geçirilebilir. Günde birkaç kez sembolik seferler düzenlenebilir. Bu nostaljik ulaşım rotası içerisinde at arabası, fayton, Arçelik ve üç tekerliler turistik bir konsept içinde ele alınabilir. Türbe önü, Alaattin tepesi ve tren garı arasında bu ulaşım araçları ile gezintiler planlanmalıdır. Bu gezi rotaları ile Konya halkı ile yerli ve yabancı turistlere nostaljik yolculuk keyfi yaşatılabilir. Turistik amaçlı olarak bu araçlarla gezinti yapılması yerel yönetimlere ve Konya Valiliğine önerimdir.
Yalnız bu nostaljik gezinti öncesinde Alaattin tepesinden Türbeye kadar olan bu alanı komple yayalaştırmak lazım. Hali hazır trafik keşmekeşi ve araç yoğunluğunda bu nostaljik araçları bu trafik parkuruna sokmak kazaya davetiye çıkarmak demektir. Tüm Konya'nın Alaattin tepesinde buluşup sonra etrafında dönüp her bir ayrı yöne gittiği bir araç trafiğini artık Konya merkezi kaldırmıyor. Yayalaştırılmış bir kent merkezi içinde nostaljik araç turları güvenli ve sağlıklı bir gezintiye daha uygun olacaktır.







