Ömer Tokgöz

Gelenekten geleceğe: Rahvan at yarışları

Ömer Tokgöz

Konya’da at yetiştiriciliği ve atçılık sporu alanında Roma döneminden ve Selçuklu devleti döneminden bugüne gelen köklü bir geçmiş ve gelenek vardır. Roma İmparatorluk dönemine tarihlendirilen Lukyanus at anıtı ve kitabesi Konya’nın Beyşehir ilçesindedir. Selçuklular döneminde Filobad denilen alanda at yarışları yapıldığı bilinmektedir. Konya Rahvan At Yarışları Geleneği ise neredeyse yarım asırlık bir tarihe sahip.

1977 yılından beri yapılan rahvan at yarışlarının 49’cusu Meram ilçesinde bulunan Pamukçu Binicilik tesislerinde yapıldı. Geçtiğimiz pazar günü Konya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Pamukçu binicilik tesislerinde Anadolu Rahvan Atlı Spor Kulübü Başkanlığı ve Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu iş birliğinde yapılan yarışma yoğun ilgiyle izlendi. Programdan bir gün önce cumartesi akşamı Anadolu Rahvan At Yarışları kulübü başkanı Ahmet Kesikhalı yarışlar öncesi yemek daveti verdi. Yemeğe yarışmaya katılacak jokeyler, at sahipleri ve protokol katıldı. Misafirlere ikram edilen Konya pilavı ise ayrı bir tat olarak hatıralarda yer etti.

Rahvan at yarışları denilince Konya’da birçok kültürel etkinliğin başlatıcısı olarak şair, yazar ve senatör Feyzi Halıcı’yı rahmet, minnet ve şükranla anmadan olmaz. Feyzi Halıcı 1980 yılında Milli Kültür dergisinde yayımlanan bir makalesinde Cirit yarışları ve rahvan at yarışları hakkındaki şöyle demektedir: “Savaşı spor haline getiren, sporu en güzel eğitim aracı bilen Türk cengaverlerinin çağlar boyu kazandıkları her zaferde canları kadar aziz bildikleri atların büyük hissesi vardır.

Gelenekten geleceğe: Rahvan at yarışları

Destanlarımızda, efsanelerimizde kahramanlar atlarıyla birlikte anılırlar. Bu atlar efsaneleşmiş atlardır. Kanatlanıp uçarlar, aşılmaz hendekleri bir çırpıda aşarlar. Yaralanan, bayılan kahramanların başından ayrılmazlar. Onları iyi ederler. Hz. Ali'nin Düldül'ü, Battal Gazi'nin Aşkar'ı, Sarı Saltuk'un atları, Köroğlu'nun Kıratı halk inancında asırlardan asırlara intikal eden hep aynı atlardır. Türk Milletinin inancında kahraman atlar, kahraman binicileriyle birlikte doğar, büyür, sır olur.

Anadolu'nun tekmil Türk yurdu oluşu, mutlu Malazgirt Meydan Savaşı'nın remzi, dörtnal şaha kalkmış bir attır. Orta çağdan-Yeni çağa geçişte İstanbul'un mübarek fethinin müjdesi, Fatih Sultan Mehmed'in at üstündeki muhteşem heybetidir. Tarihi çağlardan bu yana Türkler, atlı sporlara büyük ilgi duymuşladır. Batıda ilk at yarışları 1603 yılında, Türkiye'de ise 1326 yılında Orhan Gazi döneminde yapılmıştır. Elbette bu, ilk yapılan yarışın değil, belgelerle tespit edilen en eski yarışın tarihidir. Orhan Gazi 1325 yılında Bursa’yı zapt edince, Bursa'da Balıklı Köyü ile Atlılar meydanı arasındaki meydanı At yarışları sahası olarak vakfetmişti. Cirit oyunları özellikle Osmanlılar zamanında şehirlerde, köylerde halkın heyecanını, sevincini üzerinde toplayan, yiğitlik, kahramanlık sembolü bir halk oyunu idi. Her şehirde birden fazla cirit meydanı bulunmaktaydı.

Gelenekten geleceğe: Rahvan at yarışları

Konya Turizm Derneği 1972 yılında geleneğe göreneğe yönelen kültür, sanat ve folklor çalışmalarını, ata sporlarımıza da çevirdi. 9 ve 10 Eylül 1972 tarihlerinde, bu asil ata sporunu yeniden canlandırmak ve bütün dünyaya yaymak gayesiyle Cirit oyunlarını bir müsabaka havası içinde Konya'da başlattı. Bu ilk yarışmaları Konya Harasında 30.000 seyirci izledi. Konya 'da tertip ettiğimiz cirit oyunları 1979 yılına kadar bir yıl hariç, aralıksız devam etti. Bundan kuvvet alarak üç yıldır Konya'da, yine bir ata sporu olan RAHVAN At Yarışları yapmaktayız.

Belki bu arada bir soru hatıra gelebilir. Konya 'da bir hipodrom var mı? ki, atlı sporlar yapılabilsin, rahvan at yarışları yapılsın. Bir işe ihlasla niyet etmek o işi yarı yarıya başarmak demektir. Biz yarışları, müsabakaları yapıyoruz. Bu gayret ve hasıl olan sevgi, heyecan en yakın zamanda ihtiyaç duyulan teferruatın halline yetecektir, elbette.” Feyzi Halıcı’nın bu ifadeleri, Konya’da rahvan at yarışlarının yalnızca bir spor etkinliği olmadığını, aynı zamanda şehrin kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. (Feyzi Halıcı, Ata Sporumuz, Atlı Cirit Oyunları, Milli Kültür Aylık Dergi, Yıl:2 Cilt:2, Sayı:1, Haziran 1980)

Gelenekten geleceğe: Rahvan at yarışları

Rahvan at yarışlarının açılışı eski Balıkesir Halk eğitim müdürlerinden Mustafa Karaca tarafından yapıldı. Yarışların sorunsuz geçmesi için dua edildi. Açılışta geleneksel at sporuna gönül veren tüm sporcular ve şehitler için saygı duruşu yapıldı. Akabinde istiklal marşı okundu. Programa ev sahipliği yapan Anadolu Rahvan Atlı Spor Kulübü Başkanı Ahmet Kesikhalı, bir selamlama konuşması yaptı. Programa katılan yarışmacılara, yarışma hakemlerine, izleyicilere ve protokol üyelerine “hoş geldiniz” diyerek teşekkür etti.

Rahvan at yarışları müsabakasında dokuz ayrı dalda koşular yapıldı. Her kategoride yarışan atlar ve jokeyler kıyasıya mücadele etti. Program boyunca rahvan yarışlarının olmazsa olmazı davul zurna ekibi coşkulu ve hareketli eserler çaldı. Geleneksel olarak Köroğlu ritmi sürekli çalınırken davul zurna ekibi ilerleyen anlarda Konyalım türküsünü de icra ettiler.

Ecdadımız atın evcilleşmesini sağlamış ve gündelik hayatta, ulaşımda ve savaş alanında sanatında atla bütünleşerek nice savaşlarda başarılara imza atmıştır. Türklerde at, yalnızca bir binek veya savaş aracı değil, Bozkır medeniyetinin temel taşı, kültürel kimliğin simgesi ve Kaşgarlı Mahmud’un deyimiyle "Türk'ün kanadıdır". Tarih boyunca Türkler atla bütünleşmiş, göçebe yaşamın ve askeri başarıların merkezine atı koymuşlardır. Tarih boyunca Türk atı meydanlarda üstünlüğünü, sürat ve dayanıklılıktaki yetenekleriyle ortaya koymuştur. Asırlık ata sporumuz rahvan binicilik de ilk kez, M.S. 745’te yazılmış olan Orhun Abideleri’ nin Bilge Kağan anısına dikilen Şine-Usu/yeni su yazıtının güney cephesinde “Yorga Yarış” adıyla geçmektedir.

Gelenekten geleceğe: Rahvan at yarışları

Eski Türk toplumlarında hangi sebeple yapılmış olursa olsun uygulanan spor türlerinde ana unsur “At” tır. Atın semavi bir menşeinden geldiğine olan inançları Türklerin bu hayvana verdikleri değer ile yakından ilgilidir. Ata bağlı kültür, at kültürüne dayalı sportif aktiviteleri de ortaya çıkarmıştır.

Günümüzde Türkiye’de ve Türk dünyasında halen uygulanmakta olan Beyge, Oğlak kapmaca (Gökbörü/Buzkaşi), Gümüş kapma, Atlı Güreş, Kız Kovalama, Cambı Atma, Cirit ve Yorga/Rahvan at yarışları gibi çok sayıda atlı sporu miras bırakmıştır. Günümüz Orta Asya Türk topluluklarından Özbekler, Kırgızlar, Kazaklar, Türkmenler ve bunların içerisinde yaşayan diğer Türk toplulukları olan Uygurlar, Tatarlar, Karaçaylılar, Başkurtlar vb.leri yorga biniciliğine büyük önem vermektedirler. (https://www.turkiyebinicilik.org/kurumsal/turk-binicilik-tarihi)

Rahvan şeklinde yürüyen atlar kendilerine özgü yürüyüş şekilleri olan hayvanlardır. Atlarda doğal yürüyüş şekline “adi adım” (adeta), “tırıs” ve “dörtnala” olmak üzere üçe ayrılır. Bir de bazı atlara özgü olan ya da kimi ata ancak sonradan öğretilebilen yürüyüş şekli de “rahvan” (yorga) yürüyüş biçimidir. Ülkemizde rahvan yürüyüş şekilleri, rahvan, kırık rahvan (yorga) ve kısa rahvan (düz yorga) olarak sınıflandırılır. Bir atın rahvan yürüyebilmesi için genetik olarak en az yüzde elli oranında rahvan cinsi olması gerekmektedir. Aksi takdirde atın rahvan yürüyüşü öğrenme ihtimali düşüktür.

Osmanlı devleti döneminde rahvan at yetiştiriciliğine çok önem verilmiştir. Bunun nedeni şüphesiz ki rahvan atın, diğer atlara göre uzun mesafeyi, üstünde daha çok yükle en kısa zamanda gitmesidir. Ayrıca rahvan yürüyüşlü at yolculuk esnasında binicisini yormamaktadır. Bu sayede küçük atlar rahvan yürüyüşle büyük atların yapmış olduğu işleri yapabilirler. Üstelik daha az yem tüketirler. Rahvan atlar bir yerden bir yere intikal atı olarak da nitelenmektedir.

Rahvan yürüyüşte at, aynı yandaki ayaklarını, aynı anda adımlayarak yürür ve bu yürüyüş esnasında at dörtnala yakın bir hız yapabilir. Rahvan yürüyüş ata sonradan eğitimle öğretilmesine rağmen, doğuştan rahvan yürüyen atlar da vardır. Asil bir karaktere sahip rahvan atları, insana bağlıdır ve iyi huyludur. Bugün Türkiye’de rahvan atlar, Samsun’da yetişen Canik atları ve Kastamonu’nun Daday ilçesinde yetişen Oryantal ırk denilen Türk – Arap atı karışımı atlardır. (https://www.tgasdf.gov.tr/rahvan-binicilik/)

Anadolu Rahvan Atlı Spor Kulübü başkanı Ahmet Kesikhalı ile yaptığımız birebir sohbetlerde atlara karşı çocukluğundan gelen bir sevgi beslediğini belirtti. Bu sevgisinin büyük dedesinden gelen bir at yetiştirme uğraşısı ve soy çekimine dayandığını aktardı. Kendisinin fiilen at yetiştirdiğini ve sportif olarak at bindiğini vurguladı. Konya’da rahvan at yarışlarını başlatan başta merhum Feyzi Halıcı’ya ve binicilik spor dalını Konya’da yaşatan önceki kuşak insanlara teşekkür etti. Hepsi vefat etmiş olan Guru Guru lakaplı Mehmet Ağa, İbrahim Yapıcı, Muhammed Pırlanta, Kaşıkçı lakaplı Mustafa Küçükmeral ve Ziya Menekşe’nin Konya’da at yetiştiriciliği alanında büyük emekleri olduğunu vurguladı.”

Merhum Feyzi Halıcının Konya’da başlattığı rahvan at yarışları bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı şemsiyesi altında ve Anadolu Rahvan At Kulübü faaliyetleri ile devam ettirilmektedir. 49 yıl önce bulunmayan hipodrom ve binicilik tesisleri bugün Meram ilçemiz Pamukçu tesislerinde at ve binicilik sporuna gönül verenlerin hizmetindedir.

Konya’da yüzyıllardır devam eden at yetiştiriciliği, at sevgisi ve binicilik sporu desteklenmeye devam edilmelidir.  Atlı Cirit sporu yeniden ihya edilmelidir. Özellikle çocuklar, gençler ve yetişkinler için at ve binicilik sporuna yönelik etkinlikler yapılmalıdır. Ata binmenin tıbbi rehabilitasyon ve ruhsal rahatlama açısından faydaları da bulunmaktadır. Bu anlamda yerel yönetimlerle iş birliği halinde ücretsiz kurslar açılmalı ve yaz okulları takvimine “at biniciliği” de eklenmelidir. Rahvan at yarışları yıl içine yayılarak çeşitlendirilmelidir. Konya’nın köklü atçılık geleneği yalnızca geçmişin bir hatırası olarak kalmamalı; yeni nesillerle buluşturularak geleceğe taşınmalıdır.

Zülfü Livaneli - Atlının Türküsü

Yazarın Diğer Yazıları