Geçtiğimiz günlerde Şükran mahallesi civarında yürüyüş yaptım. Konya kadim bir şehir. Eski Konya dediğimiz alan Türbe önü, Vilayet civarı, Bedesten civarı, Alaattin tepesi etrafı ve Şems-i Tebrizi civarında bir alanı kapsıyor. Alaattin tepesi ile Mevlâna türbesi arasında bir km düz hat ile yürüdüğünüzde sağlı sollu tarihi eserler ile karşılaşırsınız. Valilik binasını eksene alıp beş yüz metre/bir km çapında bir alanı daire çizerek sağlı sollu yürüdüğünüzde adeta her yer bir açık hava müzesi gibidir. Yani nereye dönseniz, hangi sokağa girseniz karşınıza Selçuklulardan veya Osmanlılardan kalma tarihi bir eser, cami, türbe, okul veya mahalle mescidi çıkar.
Kadim Konya denilen alanda Selçuklu ve Osmanlı döneminde Konya kültürüne hizmet etmiş insanların bıraktıkları eserler sizi karşılar. Yaşadıkları dönemin yönetici, asker, bürokrat ve ilmiye sınıfına mensup insanların bıraktıkları eserler, yüzlerce yıllık çeşmeler, türbeler karşımıza çıkar. Türbe deyince eskilerin deyimiyle amme menfaatine yani toplum yararına emek sarf etmiş ve ivazsız garazsız yani bir çıkar ve menfaat beklemeden topluma hizmet eden kişiler akla gelir. Türbeleri sağlığında kendisi veya vefatından sonra aile yakınları veya toplumun ileri gelenleri bir vefa borcu olarak yaptırmışlardır. Mevlâna türbesi başta olmak üzere Ulaş baba türbesi, Emir Nurettin Türbesi, Vezir Karaarslan Türbesi, Seyfettin Kara Sungur türbesi, Şemsi Tebrizi Türbesi ve camisi, Söylemez türbesi, Kesikbaş türbesi, Şeyh Osman Rumi türbesi vb. diğer türbeler ilk dikkati çekenlerdir.
Sephavan Mahallesi'nden günümüze ulaşan sekiz asırlık bir Selçuklu yadigârı olan Emir Nureddin türbesi ile son 3-4 yıl içinde birkaç kez karşılaştım. İlkinde bir alışveriş sonrası arabamı park ettiğim yerin karşısında gözüme çarptı. İstinat duvarları ve çevresi kısmen tahrip olmuştu. Türbenin giriş kapısının üstünde bir ışıklık penceresi vardı, onlar da kırıktı. Türbenin üzerinde herhangi bir isim ve tanıtıcı levha yoktu. Türbe bir otoparka komşu daracık bir sokak içinde kalmıştı. Çevrede kentsel dönüşüm başladığı için evler ve etraf bakımsız idi. Türbe zamanla yoldan aşağıda kaldığı için giriş kapısına ulaşmak için merdivenle inilmektedir. Türbe kapısına ise her iki taraftan basamaklı merdivenlerle çıkılmaktadır. İçinde tek bir sanduka bulunmaktadır.
Sosyal medyada bu türbenin ismi nedir diyerek çevre düzenlemesi yapılması gerektiği üzerinde durdum. Kırık camların ve istinat duvarlarının tamir edilmesi gerektiği ve bir isim levhası konulmalıdır şeklinde paylaşım yapmıştım. Bu paylaşım sonrası gelen bilgilerle türbenin ismi aydınlanmış oldu. Türbenin 13. yüzyılda Selçuklu devleti döneminde yaşamış asker ve devlet adamı Emir Nureddin’e ait olduğu anlaşıldı. Türbe şimdi ismi ve kendisi maziye karışan Sephavan mahallesinde idi. Aradan geçen süre içerisinde türbede bir iyileşme olup olmadığını görmek için birkaç kez daha ziyaret ettim. Her ziyaretimde farklı bir değişime şahit oldum. Bir gelişimde devam eden istimlak ve kentsel dönüşüm çalışmaları sayesinde türbenin etrafının açıldığını gözlemledim. Son ziyaretimde ise yeni otopark düzenlemesi içerisindeki konumunu değerlendirme fırsatı buldum.
Türbeyi niye önceden görmedim diye kendime sorunca eski Sephavan ve yeni Şükran mahallesinin bu kısımları daracık labirent gibi sokak olduğu için görmemem normal geldi. Türbe 1924 sonrası yıllarda satıldığı için bir dönem özel mülk alanında kaldı. Etrafı yüksek duvarlar arasında pek fark edilmeden uzun yıllar kaderine terk edilmiş halde kalmıştı. 1990’lı yılların sonunda Konya Belediyesi tarafından özel şahıslardan alınıp çevre düzenlemesi yapılarak etrafı açılmış ve yıllar sonra türbe sokak içinde ortaya çıkmıştı. (https://www.konyapedia.com/makale/3801/sephavan-mahallesi)
Eski ismiyle Kavaklı Mektep çıkmazı sokaktaki türbe 1940’lı yıllarda daha perişan bir halde imiş Ünlü tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’ ya göre “Türbe; Sebhan mahallesinde aynı adlı çıkmaz sokağın içinde soldadır. Türbe; Seyfeddîn Kara Sungur Künbetî gibi ve daha feci bir halde, her tarafından evlerle sarılmıştır. Sokağa açılan dar bir aralıktan kapısına sokulmak mümkün olabilir. Bu kıymetli dede yadigârı çöplüğe düşen bir pırlanta zavallılığı içindedir. Türbe üç evin arasında kalmıştır. Birçok yüzlerine kerpiç duvarlar yapıştırılmıştır. ……evinin havlısına bakan yüzlerinden birisi tahrip edilmiştir.
Türbe Ulaş baba türbesi ve Seyfettin Kara Sungur Türbesi gibi sekiz yüzlüdür. Cephelerin yarısına kadar olan kısımları taştan, üstleri ve köşeleriyle kubbesi tuğladan yapılmıştır. Kubbesinde yer yer çöküntüler ve delikler hasıl olmuştur. Kapısı güneye açılır. Kapısının üstündeki taşa bozuk bir Selçuk sülüsüyle şu iki satırlık; Sebhan — Emir Nur-ed-din Türbesi kitabe kazılmıştır. Sebhavan mahallesinin ismi konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Sephavan kelimesinin yedi kardeşler anlamına geldiği veya bir ayet yedi defa tekrarlandığı için bu isim verildiği rivayet edilmektedir.” demektedir. (Abideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi, İ. Hakkı Konyalı, Enes yayıncılık, 1997.Ankara, sf:728-729)
Türbe mimari açıdan sekizgen planlı ve piramidal külahlı olan türbenin kaidesi kesme taştan, gövde ve külahı ise tuğladan yapılmıştır. Selçuklu çift kare geometrisinden hasıl olan sekizgen türbe mimarisi ile Cennetin 8 kapısı sembolize edilmiştir. "İslam kültüründe Allah'ın rahmetinin gazabını kuşattığı anlayışına atıfla, sekizgen planın cennetin sekiz kapısını sembolize ettiği ifade edilmektedir." (https://www.yenihaberden.com/konyada-cennetin-8-kapisini-temsil-eden-650-yillik-turbe-muhtac-halde/1804280/)
Sivri kemerli bir kapıdan girilen türbenin ortasında doğu-batı yönünde uzanan bir lahit bulunmaktadır. Kuzeye bakan kapısının üzerinde kitabelik kısmı, onun üzerinde sekiz dilimli bir rozet, bunun da üzerinde sivri kemerli bir pencere yer almaktadır. Yapının içerisinde kıble tarafında bir niş mevcuttur. Yapı, kitabesinden de anlaşıldığı üzere Türkiye Selçukluları Döneminde, ismi tam olarak tespit edilemeyen Celal oğlu İbrahim Nureddin tarafından inşa ettirilmiştir. 8 dilimli rozet hayat ağacını simgelemektedir. Yüce Allah’ın rahmet ve bereketini sembolize etmektedir. Türbe portal kapısı Sille taşından yapılmıştır. Kapı kenarında iki sütun ve üzerinde iki yarım daire yayı ve hepsini çevreleyen dikdörtgen kenarlıktan oluşmaktadır. Türbe kitabesinin ikinci satırında silindiği veya taşla ezilip kazındığı için okunamayan bir kelimesi hariç anlamı şöyledir.
“Büyük âlim, adil, Allah tarafından teyit ve yardım edilmiş Emir Sipahsalar oğlu Nureddin… İbrahim oğlu Celal (Allah rahmet eylesin)” yazmaktadır. İ. Hakkı Konyalı bu eksik kelimenin “müstevfi” olabileceği notunu düşmüştür.
Sephavan mahallesinin ismini farklı zamanlarda bu bölgeden geçmekle birlikte duymamıştım. Selçuklu ve Osmanlı döneminden beri var olan kadim mahalleler zamanla küçülüyor ve ortadan kalkıyor. Her dönemde yapılan mahalle birleştirme işlemleri ile tarihi mahalle isimleri ortadan kalkmaktadır. Mesela bu bölgede yer alan Kalecik, Pürçüklü, İhtiyarettin, Altunçeşme, Gazi Alemşah, Şeyh Osman Rumi, Sephevan mahalleleri bu birleştirmeler ile ortadan kalkmış oldu. Saydığım mahallelerin bir kısmı Sahip Ata mahallesine aktarıldı. Kalan kısmı da Şükran mahallesine dahil edildi. Bölge zamanla göçmen nüfusun yerleştiği ve mahalle sakinlerinin de başka yerlere taşındığı harap sokaklar ve bakımsız evler vaziyetine girmişti. Bu görünümden kurtulmak ve yenileme adına komple kentsel dönüşüme gidildi.
Kentsel dönüşüm, bölgenin içinde bulunduğu fizikî şartlar dikkate alındığında gerekliydi. Nitekim yapılan çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan ve daha önce varlığı bilinmeyen Selçuklu hamamı kalıntılarının koruma altına alınması, tarihî mirasın görünür hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Günümüzde Suriçi bölgesi; yeni işyerleri, dinlenme alanları ve restore edilerek turizme kazandırılan tarihî yapılarıyla Konya'nın önemli cazibe merkezlerinden biri olma yolunda ilerlemektedir.
Bununla birlikte kentsel dönüşüm projeleri yürütülürken şehir hafızasını oluşturan unsurların da korunması büyük önem taşımaktadır. Mahalleler yalnızca binalardan ibaret değildir; sokakları, çeşmeleri, mescitleri, türbeleri ve insanların hatıralarıyla birlikte bir bütünlük arz eder. Bu sebeple dönüşüm süreçleri bazen fizikî yenilenme sağlarken, farkında olunmadan toplumsal hafızanın zayıflamasına da yol açabilmektedir. Kalecik, Pürçüklü, İhtiyarettin, Altunçeşme, Gazi Alemşah, Şeyh Osman Rumi ve Sephavan gibi asırlık mahalle isimlerinin idari düzenlemeler sonucunda zamanla kullanım dışı kalması bunun örneklerinden biridir. Bugün bu isimleri bilenlerin sayısı giderek azalmakta, yeni nesiller ise bu mahallelerin tarihî kimliğinden habersiz büyümektedir. Türbeler, çeşmeler, mescitler ve tarihî evler yalnızca mimari yapılar değil; aynı zamanda kaybolan mahallelerin hafızasını günümüze taşıyan sessiz tanıklardır. Konya Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı Konyapedia çalışması ile “Tarihi Konya Mahalleleri” gibi araştırmalar da bu hafızanın kayıt altına alınması bakımından önemli ve değerli girişimlerdir. 44 tarihi mahalleyi içeren bu bu çalışma ile mahallelerin konumu, barındırdığı tarihi eserler ve sosyal çevre hakkında detaylı bilgiler yer alıyor. (https://dijitalkitabim.com/dijital-kitaplar/tarihi-konya-mahalleleri/)
Bölgede Meram Belediyesi tarafından yürütülen “Şükran Kentsel Dönüşüm Projesi” kapsamında yapılandırılan Suriçi ile komşu alandaki Bedesten çarşılarına yönelik 850 araç kapasiteli bir açık otopark yapılmıştır. Emir Nurettin türbesini ve İhtiyarettin çeşmesini de içinde barındıran meydan açık otopark alanı olarak düzenlenmiştir. 850 araç kapasiteli ve 15 bin m2 alan içinde Emir Nurettin türbesi heybetli bir eser olarak ortaya çıkmıştır. Yaptığım saha gezisi ile yazımın başında belirttiğim türbe etrafındaki görülen çevre kirliliğinin giderildiğini, türbe aydınlatma penceresinin tamir edildiğini, istinat duvarlarının elden geçirildiğini ve güvenlik kameraları ile izlendiğini gördüm. Emir Nurettin türbesine yönelik bu iyileştirici adımları atan Meram Belediyesine ve ilgili kamu kurumlarına teşekkür ediyorum.
Yazımızın başlığına dönersek, sekiz asırlık geçmişe sahip bu eser bugün hâlâ bir isim levhasından mahrumdur. Türbe vardır; ancak ziyaretçisine kim olduğunu anlatan bir işaret yoktur. Ecdat yadigarı ve kültürel miras unsuru olan bu eserleri korumak kadar tanıtmak da elzem bir görevdir. Bu tür tarihi eserlere kim ve ne olduklarını anlatan, yapım tarihini gösteren tanıtım levhaları konulması izahtan varestedir. Yapılan kentsel dönüşüm ile Suriçi çarşıları ve bedesten bölgesi yoğun ziyaretçi almaktadır. Emir Nurettin türbesini tanıtan bilgi levhası başta Konyalılar olmak üzere yerli ve yabancı ziyaretçiler ve otoparka araç bırakan herkes için yararlı bir adım olacaktır. Tanıtım ve bilgi anlamında ikinci bir adım ise türbe ve Emir Nurettin hakkında bilgileri içeren bir dijital barkot konulmalıdır. Akıllı telefonlar ile barkot okutularak insanlar web sayfasında yüklü bilgileri anında veya daha sonra gözden geçirebilirler. Bu vesile ile ordu komutanı ve devlet adamı Emir Nurettin’e Allah’tan rahmet dilerim.




