Ömer Tokgöz

Tablosu yapılan Konya evleri

Ömer Tokgöz

Anadolu'nun birçok yerinde geleneksel Türk evi tarzında evler ve meskenler görülür. Bunlardan bazıları çok daha iyi korunmuş ve bugüne yıkılmadan gelebilmiştir. Safranbolu, Beypazarı evleri, Boğazdaki devasa yalılar ve Konya'da Mengüç caddesinde ve Türbe önündeki dillere destan evler bu tarz evlerdir. Düz damlı kerpiç evlerle birlikte daha gösterişli ve nitelikli malzeme ile yapılan bir ve iki katlı Konya evleri yaklaşık 150-200 yıllık bir tarihe sahiptir.

Bu evler Konya’nın kadim mahallesi olan Türbe civarında, Şemsi Tebrizi camisi civarında, Hacı Fettah mahallesinde ve meram bağlarında görülmektedir. Bu tür evler ve konaklar Vilayet ve eski Belediye civarında, Bedesten çevresinde, Aziziye ve Kapı camisi civarında kümelenmişti. Sosyo-kültürel açıdan Türkiye’nin önemli büyük kentlerinden birisi olan ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkentliğini de yapmış olan Konya, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin bırakmış olduğu kültürel olgular üzerine inşa edilmiş bir tarihi ve kültürel mirası üzerinde taşımaktadır. Konya kentinin en erken tarihli resimsel betimlemesi, Matrakçı Nasuh’un “Beyân-ı Menâzil- i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han” adlı eserinde çeşitli minyatürler olarak yer almaktadır.

Tablosu yapılan Konya evleri

Osmanlı topraklarına gelen Fransız Leon de Laborde 1826’da Konya’ya da uğramış ve bu kente ait gözlem ve gravürlerine 1838 yılında yayınladığı kitabında yer vermiştir. “Konya, Kentin Genel Görünümü” gravüründe Alaeddin tepesinden 19. yüzyılın ilk yarısında bozkırın ortasında bir yerleşim alanı olan Konya’yı kerpiç yapılı toprak damlı yerel mimarisi ve coğrafik özellikleriyle betimlemiştir. İkinci olarak 1833 yılında ve 1843‟te olmak üzere Anadolu'ya iki kez gelen Fransız arkeolog ve gezgin Charles Texier, seyahatleri esnasında Konya’yı bir adet gravürle tasvir etmiştir.

Batı anlayışına dönük Türk resminin ilk kuşak asker ressamlarından biri olan Hüsnü Yusuf Bey 1854 yılında Konya’ya gelmiştir. Konya'da kaldığı sürede Mevlâna ve çevresi ağırlıklı eskizler ve bir suluboya resim yapmıştır. Bu çalışmalarda Mevlâna türbesinin içini, Sultan Selim Camii ile birlikte Yeşil Kubbeyi, Tebrizli Şemsin Türbesi yanından Alâeddin tepesini sulu boya çalışmasıyla da Sultan Selim Camii’ni de içine Konya Mevlâna Dergâhını güney-doğudan betimlemiştir. 1854 yılından 1930’lara kadar Türk resminde Konya betimlemelerine rastlanmamıştır. Daha sonraki yıllarda, Konya kentini mimari ve görünüm imgeleri açısından çalışmalarına tema edinen 4’ü Cumhuriyet dönemi öncesi olmak üzere toplam 38 ressam-sanatçının var olduğu tespit edilmiştir. (İbrahim Çoban ve Hasan Işık. “Cumhuriyet Sonrası Türk Resminde Konya’yı Tema Edinen Sanatçılar ve Eserleri” idil, 64 (2019 Aralık): s. 1869-1894. doi: 10.7816/idil-08-64-21

Tablosu yapılan Konya evleri

Şehir merkezinde restore edilenlerle birlikte tahminen 50 civarında tarihi ve eski Konya evi varlığını sürdürmektedir. Konya’nın ilçeleri arasında Akşehir ilçesi bu anlamda oldukça şanslı ve en iyi korunmuş tarihi evlere sahiptir. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/otantik-konya-aksehir-evleri/15756/)

Bu haftaki yazımın başlığında tablosu yapılan Konya evleri başlığını koydum. Bir evin tablosu niye yapılır? Tarihi Konya evleri ve konakları bu anlamda estetik bir görünüme ve güzelliğe sahiptir. Meram Dere Köyceğiz’ de bulunan Haffaflar evi, Türbe civarı Celal Sokaktaki evler ve şimdi kentsel dönüşüm sonucu ortadan kalkan eski İhtiyarettin mahallesi İbn-i Bibi sokaktaki ahşap “yeşil ev” ressamlar tarafından tablosu yapılan evler olmuştur. Haffaflar evi Meram Dere caddesi ile Köyceğiz caddesinin kesiştiği köşede yer alır. Evin bulunduğu bağ kuzey güney doğrultusunda eğimli bir arazi şeklindedir. Konut iki katlı olup zemin kata kadar taş ve üst kat kerpiçten yapılmıştır.  

Tablosu yapılan Konya evleri

Türbe civarındaki Celal sokak ve Mengüç caddesi evleri bu anlamda tablo görünümlü evler olarak dikkat çekicidir. Celal sokaktaki evler bu sokakta doğup büyüyen ressam Nesip Koçer tarafından tuvale aktarılmıştır. Bu evlerin bir kısmı günümüze gelmiştir. Eski İhtiyarettin mahallesi şimdiki ismiyle Şükran mahallesi İbn-i Bibi sokaktaki aynı isimli çeşme ve üzerinde bulunan yeşil renge boyalı iki katlı ev geç dönemde yapılmıştır. 1956 yılında Hüseyin Hazan tarafından tablosu yapılmıştır. Bugüne gelmemiştir.

Akçeşme ve Mengüç caddesi bu açıdan örnek bir proje oldu. Konya evleri sokağı olarak koskoca Konya’da numune olarak elimizde bu kaldı da denilebilir. Bugünkü deyimle bu konaklar varsıl gelirli insanlara aittir. Dar gelirli ve kıt kanaat geçimini sağlayan insanlar daha mütevazi evlerde ikamet etmiştir. Bu sokaktaki evler ticari işyerleri ve kısmen STK'lar tarafından kullanılıyor. Bu şekilde sadece fiziki mekân olarak Konya evi korunmuş oluyor. Bir önemli eksikliği not edeyim: Restore edilen evlerde normal bir Konya ailesi yaşantısı olmadığı için bizler bunu göremiyoruz. Restore edilen bu evlerde eski mahalle yaşantısı yönüyle herhangi bir canlılık kalmamıştır. Yoldan geçen veya meraklı vatandaş olarak dışarıdan sadece dış mekân gözlemi yapabiliyoruz. Bu yüzden kültürel anlamda engin ve birikimli ailelere bu evlerden bazılarını emanet edip Konya evi, Konya insanı ve mahalle yaşantısı için örnek sokaklar oluşturmak yararlı olacaktır. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/geleneksel-turk-evi-konya-evi/16303/)

Günümüzde mesela Konya’da şehrin 20 km dışında Gödene veya Ardıçlı'daki Toki toplu konutlarında yaşayan alt ve orta gelir grubundaki Toki Türkleri bu tür bir konuta sahip olamazlar. Ne eski zamanlarda ne şimdiki zamanlarda yazımıza konu olan tarihi konak olarak ya da dubleks, tripleks denilen villa türü evleri maddi anlamda yaptıramaz veya satın alamaz. Hali vakti biraz yerinde olan da şehir merkezinde site ve rezidanslarda yine toplu konutlarda ikamet etmektedirler. Müstakil ev ve villa türü adeta lüks ölçeğinde bir ekonomik duruma karşılık gelmektedir.

Tablosu yapılan Konya evleri

Sosyal ve ekonomik açıdan farklı yaşantı düzeyine sahip toplum kesitleri mahalle düzeyinde de göze çarpmaktadır. Bu farklılıkların olması bir dünya realitesidir. Bir zamanların Çimenlik mahallesi, bugün olmayan Hacı Yusuf Mescit civarı, eski Şeker Tekke mahallesi, Sedirler ve Araplar mahallesindeki evleri ile Türbe önü ve Bedesten civarındaki mahalle görünümü ve insanları sosyal bakımdan bir örnek değildir. Evlerin görünümleri ve kişilerin refah düzeyleri öteden beri eşit değildir. Gelir ve refah düzeyi bağlamında herkesi toplu konuta yerleştirerek bu farklılığı kapatmak ise mümkün değildir. Rahmetli Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu bir anısında 1950’li yıllarda Karaciğan mahallesinden Türbe civarına taşındıklarında sanki başka bir dünyaya geldiğini hissetmiştir. (https://www.yenihaberden.com/konyadaki-uc-cukur-maziye-isik-tutuyor/1826443/)

Bu farklılıkları azaltmak ve toplum kesitleri arasındaki uçurumu azaltmak için Cahit Sıtkı Tarancı'nın Memleket şiirinde dillendirdiği gibi güçlü bir ülke ve ferah bir toplum yapısı oluşturmalıyız. Bu ülkede gelir dağılımında adaleti sağlamalı ve düşük gelir gruplarının desteklendiği bir sosyal politika izlenmelidir. İnsanlarımıza her gelir düzeyinde konut edinme, beslenme, kültürel harcama yapabilme, tatile gidebilme, ulaşım araçlarına sahip olma potansiyeli vermeliyiz. Bu düzeydeki insanımız kendi gelir ölçeğine göre ister Konya'da ister Türkiye'de isterse yurt dışına çıkıp görgü ve bilgisini artıracağı bir seyahat esnekliğine erişmelidir. O zaman insanımız maziden haberdar ve elindeki imkanlar ile ister hobi bahçesinde ister otantik Konya evinde yaşar. Yahut filanca apartmanda yaşar. Kimse kimseye de gelir dağılımındaki çarpıklığın bir tezahürü olarak hasetle veya hasret çekerek bakmaz. Sınıf ve çıkar çatışması ile yola çıkıp proleter ve burjuvazi kavgası düzleminde birbirini hedef almaz.

Tablosu yapılan Konya evleri

Gelinen noktaya "elde var hüzün denilebilir." Konya evleri dediğimiz o tek katlı ve iki katlı müstakil evler ortadan birer birer kalkıyor. Araplar mahallesindeki çocukluk anılarımız maalesef kentsel dönüşümle birlikte kentsel yıkıma uğradı. Başka nereler derseniz mesela Şeker Tekke öyle, Kurtuluş ve Aydoğdu böyle, Sedirler, Bulgurimam, Parsana ve Uluırmak tarafları da benzer durumdadır. Kentsel dönüşüm girdabı her yeri içine çekip yutmaktadır. Konya evleri nasıldı dediğimizde merhum Arif Nüshet Turgut’un Konya evleri isimli çalışması ise müstesna bir yere sahiptir. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/kentsel-kayip-fotograflari/14273/)

Tablosu yapılan Konya evleri

İzleyenler bilir eski Kovboy filmlerinde altına hücum anlatılır ve birdenbire kasabalar ortaya çıkar. Aynen bunun gibi bir dalga apartman aşkı olarak ülkemizde ve Konya’da 1970’lerden itibaren etkili oldu. Son 40 yılda ise mahalle ve bölge olarak etkisini genişletti. Kimileri arsa rantını hedefledi. Kat karşılığı ev sahibi oldu veya müteahhit para kazandı. Kimimiz haklı olarak anılara sığınıyor. Nerede o eski kerpiç diyerek kimimiz nostaljik acı duyuyor. Bazıları bahçeli ve müstakil ev rahatlığına özlem duyuyor. Kimisi evlerini apartmana verenlere sitem ediyor. Yazımızın başlığına dönersek bu modern sitelerin ve blokların tablosunu yapmaya değer bir güzelliği sizce var mıdır? Yıkılan Konya evleri, ortadan kalkan sokaklar ve mahalle dokusu ile birlikte kentsel hafızamız da kaybolup gitmektedir. Bu anlamda Konya evlerinden bugüne gelenleri adeta yaşayan tarih müzesi gibi korumalıyız. 

Yazarın Diğer Yazıları