Konya’nın sessiz arşivi neresidir denilirse onlar mezar taşlarıdır. Bir topluma ait mezar taşları o toplumun tarihine tanıklık eden sessiz bir belge niteliğindedir. Tarihin izleri mezar taşlarında karşımıza çıkar. Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan şahideler yalnızca geçmişi hatırlatmaz; dönemin sosyal hayatına da ışık tutar. Mezar taşı kitabeleri yaşanmış hayat hikayelerinin birer özetidir. Bir şahide başlığı veya satırı bize o insanın mesleğini, hastalığını ve sosyal statüsünü gösterir.
Mezar taşları Konya'da genellikle yöresel taş olarak Sille taşı ve Gödene taşından veya muhtelif mermerlerden yapılmaktadır. Sille taşı ucuz ve yumuşak bir taş olup işlemesi kolay olduğu için tercih edilmektedir. Gödene taşı ise işlendikten sonra ve zamanla sertleşen bir yapıya sahip, tabiat şartlarına daha dayanıklı bir mermer türüdür. Sille taşı zamanla erimekte ve yıpranmaktadır. Bu yüzden mimari eserlerde Sille ve Gödene taşı birlikte kullanılarak dayanıklılık artırılmıştır.
Türk-İslam kültüründe mezarlıklar şehirden kopuk değildir; sokak köşesinde, bir türbenin kenarında ya da cami bahçesinde aniden karşınıza çıkıverir. Ölümün soğuk ve sıcak yüzü hep yanı başımızdadır. Konya’nın tarihi mezarlıkları da geçmişin demografik yapısını ve toplumsal hafızasını aydınlatacak muazzam bir potansiyel barındırır. Bu mezarlıklardan biri de pek çok kimsenin farkında olmadan yanından geçip gittiği Toprak Sarnıç Mezarlığı’dır. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/mezar-taslari-kulturel-bir-hazinedir/16260/)
Bu kabristanlardan biri de Meram ilçesinde, Azerbaycan Caddesi üzerinde, pek çok kimsenin farkında olmadan yanından geçip gittiği Toprak Sarnıç Mezarlığı’dır. Meram Kaymakamlık binasının hemen 200-300 metre ilerisinde, üçgen bir ada içinde yer alan bu alan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal etmiş tarihi bir mekândır. Mezarlığa 1967 yılından beri yeni defin yapılmamaktadır. Mezarlığın girişi yol tarafında değil arka taraftadır. Girişi cadde tarafında değil, arka sokaktaki ihata duvarında yer alan küçük bir kapıdandır.
Mezarlık, adını hemen yanı başındaki Selçuklu dönemi eseri olan su sarnıcından alır. Konya genelinde tespit edilen kırka yakın sarnıcın 10 tanesi Meram sınırları içindedir. Tarihi sarnıç Şerafettin Sarnıcı olarak bilinmektedir. Şerafettin Sarnıcı, devlet adamı Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından inşa ettirilmiştir. Konya’da Selçuklu döneminden günümüze ulaşabilmiş nadir sarnıçlardan biridir. Üst kısmı eyvanlı şekilde inşa edilmiştir. Günümüzde kullanılmamaktadır.
Sarnıç, tipolojik olarak, “iki katlı, tam gömme sarnıçlar” grubundan olup, kullanıldığı dönemlerde yanından akmakta olan Gümüş Irmağı tarafından beslenmekteydi. Sarnıç üzerinde devşirme malzeme denilen Roma döneminden kalma iki tane büyük madalyon ve bitkisel motifli taş bulunmaktadır. Yapının doğu (giriş) cephesinde sağ ve sol duvarların alt kısımlarına birer tane devşirme antik sütun görülmektedir. Sarnıç bileziğindeki zincir izleri, asırlar boyu süren su çekme telaşının canlı şahididir. (Yeşilin ve Medeniyetin Köprüsü Meram, Cilt II, Meram İlçesinde Bulunan Sarnıçlar, Prof. Dr. Ali Boran- Öğr. Gör. Mehmet Mutlu, Konya, 2014, sf:320-353)
Mezarlıkta Osmanlı döneminden bugüne intikal eden ve sağlam olarak ayakta kalmış tek bir mezar taşı bulunmaktadır. Osmanlıca Türkçesi ile yazılı olan şahide 1833 yılında vefat eden evli bir kadına aittir. 193 yıllık şahidenin yazıları yer yer silikleşmiştir. Mezarlıkta görünürde birkaç tane daha Osmanlıca yazılı şahide bulunmaktadır. Şahidelerden biri kırık vaziyette diğeri yazısı dökülmüş durumdadır. Bir diğeri ise toprağa gömülü vaziyette bulunmaktadır. Bu şahideler görece ucuz olduğu ve kolay işlendiği için Sille taşından yapılmıştır. Sille taşının olumsuz yönü ise mevsim etkileri ve soğuk sıcak farkı nedeniyle zamanla yıpranmakta ve erimektedir.
Mezarlığın orijinal hâlinin bu boyutta mı yoksa daha büyük mü olduğu konusunda incelediğim kaynaklarda bir veriye rastlamadım. Cumhuriyet döneminde defin yapılmış kimselere ait bazı mezar taşları da tamamen devrilmiş durumdadır. 1937, 1941 ve 1957 yıllarına ait Sille taşından yapılmış üç mezar taşının yazıları da oldukça silik olup zor okunmaktadır. Osmanlıca bir şahidenin ise yazılarının tamamına yakını eriyerek yok olmuştur. Mezarlıkta 1935, 1938, 1940, 1955, 1956 ve 1967 yılında vefat edenlere ait bazı mezar taşları ise yakınları tarafından yenilenmiştir. Mezarlıkta 1967 yılında vefat eden henüz iki yaşını bitirmemiş bir çocuk kabri de bulunmaktadır.
Bu mezarlığı bir yakınımın tavsiyesi üzerine tarihi mezarlar olabilir diye iki kez ziyaret ettim. Kabristanı ve yakınındaki sarnıcı inceleyip fotoğraflarını çektim. Mezarlıkta Osmanlı döneminden kalan ve Sille taşından yapılmış bir adet mezar taşı tespit ettim. Yıpranmakla birlikte ayakta kalan mezar taşını ve kitabesini uygun formatta fotoğrafladım. Mezar taşı bir kadına, Şerife Hanıma aittir. Evli olan Şerife Hanım 1833 tarihinde vefat etmiştir. Sille taşından 193 yıl önce yapılan şahidenin yazıları yer yer silinmiş durumdadır. Sahada yaptığımız inceleme ve uzman dostlarımız Faruk Doğan ile Paşa Hemis’in kıymetli katkılarıyla çözümlediğimiz kitabeli şahide şu ifadeleri taşımaktadır:
“Merhum Sadeddinzade Mehmed Emir usta zevcesi Şerife ruhuna Fatiha, muharrem Sene h.1249”
Mezarlıkların bakımı ve temizliği konusunda ve cenaze işlemlerinde Konya Büyükşehir Belediyesi ücretsiz hizmet vermekte ve yoğun biçimde çalışmaktadır. Konya il sınırları içerisinde; 112 tanesi şehir merkezi, 1.502 tanesi ilçe ve mahallelerde olmak üzere toplam 1.614 mezarlık bulunmaktadır. Dijital olarak Konya Mezarlık Bilgi Sistemi (KONMEB) Konya merkez ve bağlı ilçelerdeki 247 mezarlığı kapsamaktadır. Dijital akıllı belediyecilik kapsamında geliştirilen mezarlık bilgi sistemi ile vatandaşlar vefat eden yakınlarına ait mezarlık bilgilerine erişim sağlamaktadır. Büyük mezarlıkların girişlerine konulan dokunmatik ekranlı interaktif kiosklardan ve bilgisayar/cep telefonu üzerinden KONMEB sisteminden mevtanın yeri aranıp görüntülenmektedir. Rota alıp mezarın yerine ulaşabiliyor. Mezarlık bilgi sisteminde Toprak Sarnıç Mezarlığındaki bilgileri yazılı olan bazı mevtaların sorgulaması yapılmış, ancak kroki ve adres bilgisine erişilememiştir. Mezarlıklar farklı toplum kesimlerinin ölümden sonra yer aldığı bir kolektif mekandır. Kitabeler sadece isim ve ölüm tarihinden ibaret değildir. Dönemin şairleri tarafından yazılmış edebi beyitler, ölümün felsefesi, fani dünyanın geçiciliği ve nasihatler bu taşlara nakşedilmiştir. Bu yüzden tarihi mezarlıklar ortak kültürel mirasımız demektir. Bir mezar taşının kırılması ya da yazısının silinmesi, sadece bir taşın yok olması demek değildir; o insana ve döneme ait hafızanın tarihten silinmesi demektir.
Zamanın tahribatına uğrayan Toprak Sarnıç Mezarlığı ivedilikle ihya edilmelidir: Mezarlığın giriş kapısı zamanla yok olmuştur. Zemini atık malzemeler ile dolmuş, kuru ve yeşil otlarla kaplanmıştır. Mezarlık restorasyona alınmalı, zemini tesviye edilmeli, mezarlık içi ve şahideler temizlenmelidir. Yatık vaziyette olan, kırık ve toprağa gömülü olan şahideler tespit edilmelidir. Bakım ve temizlik sürecinde okunur durumdaki tüm kabirlerin dijital ortam bilgileri kontrol edilmeli ve yenilenmelidir. Toprak Sarnıç mezarlığındaki mezarlık kapısı yenilenmelidir. Mezarlık giriş kısmının adanın uç tarafına veya cadde tarafına alınması ve mezarlık tabelasının belirgin hale getirilmesi farkındalık açısından değerlendirilmelidir. Şerafettin Sarnıcı ise duvarlarına konulan malzemeler ve park yapan araçlar arasında kaybolup gitmiştir. Naçizane görüşüm mezarlık ihata duvarı Şerafettin Sarnıcını içine alacak şekilde genişletilerek ya da sarnıç etrafı koruma çemberi içine alınarak bu sorun aşılabilir. Sarnıcın iç kısmı ise periyodik olarak temizlenmelidir.
Selçuklu, Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminden miras kalan mezar taşları yıpranma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Şahidelerin tamamı yerel yönetimler ve üniversitelerin iş birliğiyle okunup dijital ortama aktarılmalı; karekod (QR kod) uygulamasıyla ziyaretçilerin telefonlarından bu bilgileri okuması sağlanmalıdır. Bugün sessizce yıpranan her taş, Konya’nın hafızasından eksilen bir sayfadır. Mezar taşlarımızı suskunluktan kurtardığımız gün, mazi ile bugün arasında gerçek bir köprü kurmuş olacağız. Bu vesileyle, 193 yıl önce aramızdan ayrılan Şerife Hanım’a ve bu toprağı bizlere vatan kılan tüm geçmişlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.



