Konyaspor Trabzonspor'u özellikle ilk yarıdaki ezici oyunla 2-1 mağlup etti. Teknik Direktör İlhan Palut'un Konyaspor'a dokunuşunu yenihaberden.com’un güzide spor yazarları Kasım Göçer, İsmail Usluer, Hasan Ekelik, Salih Küçükiba çok güzel anlatıyorlar zaten. Ama son 6 lig maçında 5 galibiyet alan, şampiyonluğu neredeyse ilan edecek olan Galatasaray'ı deviren, Türkiye Kupası’nda Fenerbahçe’yi saf dışı bırakan ve Trabzonspor’a da aynı kaderi yaşatan İlhan Palut ve talebeleri hakkında kayıtsız kalmak mümkün değil.
Konyaspor’un son haftalarda yakaladığı çıkış artık tesadüf ya da kısa vadeli form grafiğiyle açıklanamayacak bir noktaya geldi. Trabzonspor karşısında alınan 2-1’lik galibiyet, özellikle ilk yarıda oynanan oyunun karşılığı değildi. Çok iddialıyım, Konyaspor’un biraz şansı olsa bu maç 4-5’e giderdi. Çünkü Konyaspor’un oyunu sadece üç puan değil; aynı zamanda bir oyun aklının, bir planın ve disiplinin sahaya yansımasıydı. Bu tablonun arkasındaki en önemli isim ise kuşkusuz İlhan Palut.
Maçın ilk yarısında, Konyaspor’un ne oynamak istediği çok net ortadaydı. Önde baskıyı doğru zamanlayan, hatlar arası mesafeyi kompakt tutan ve topu kazandığı anda hızlıca dikine oynayan bir takım vardı.
Hızlı kurulan organizasyonlar, Trabzonspor savunmasını sürekli dengesiz yakaladı. Bardhi burada kilit rol oynadı. Bu noktada sol bekte görev yapan Berkan Kutlu’nun iki golle yıldızlaşması sürpriz gibi görünse de aslında planın doğal bir sonucuydu. Çünkü Palut’un sisteminde bekler yalnızca savunma oyuncusu değil, hücumun aktif bir parçası olarak iş yapıyor. İlhan Palut’la birlikte, hepimizin eleştirdiği Uğurcan bile bambaşka bir görüntü vermeye başladı.
Geçişlerde minimum temasla sonuca gitme anlayışı, orta saha ve bek oyuncularının oyuncularının topu üçüncü bölgeye hızlı aktarması, kenar oyuncuların iç koridorlara yaptığı koşularla birleşince Trabzonspor’un savunma yerleşimi sürekli bozuldu.
İkinci yarıda Trabzonspor’un tempoyu artırması ve daha fazla risk almasıyla oyun dengelendi. Konyaspor zaman zaman zorlansa da oyunu tamamen kaybetmedi.
Savunma hattı ile orta saha arasındaki mesafeyi korumayı başaran Konyaspor, bu süreçte de kontralarla çıkmaya çalıştı. Nitekim bunu başardı da! Bardhi’nin birebir yakaladığı pozisyonda iyi pas verememesi, Deniz Türüç’ün başlattığı atakla Uğurcan’ın sıfırdan verdiği pasın boşa gitmesi, Muleka’nın topunda Gonçalves’in ofsayta takılan golü, bunun en net göstergelerindendi. Yani Konyaspor, kontrayı oynarken de ne yaptığını bilen takımdı.
Sadece şanssızdı…
Özetle İlhan Palut’un “oyun kontrolü” felsefesinden ödün verilmedi. Bir Avrupa takımı gibi, panik yapmak yerine plan dahilinde kalabilen bir takım görüntüsü vardı. Oyuncuların rol tanımları net; herkes ne yapacağını biliyor. Bu da saha içinde karar alma süresini kısaltıyor ve hataları minimize ediyor. Oyuncuların maç boyunca disiplini koruyabilmesi de çok önemli bir ayrıntı.
Konyaspor’un Trabzonspor karşısındaki galibiyeti, bireysel performansların ötesinde bir takım oyununun zaferiydi. Çünkü İlhan Palut’un inşa ettiği yapı, Konyaspor’da yeniden bir kimlik oluşturmuş durumda. Sanırım İlhan Palut, şehrin havasıyla, suyuyla, kokusuyla kendini her defasında yeniden buluyor.
Ligin son bölümüne girilirken, ah vah etmemek elde değil. Bu düzen daha erken kurulabilse şimdi belki başka bir şeyler konuşuyor olacaktık. Ama yine de bir umudumuz var Avrupa için.
Bu oyuna bakıp konuşan herkesin söylediği gibi, Türkiye Kupası’nın en büyük favorilerinden biri Konyaspor! Beşiktaş'ı da yenerek ligin en büyüğü olduğu söylenen takımların hepsini bir sezonda yenerek dörtleme yapmasını bekliyorum.