Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 İl Milli Eğitim Müdürlüklerine Ramazan genelgesi gönderildi.
Genelge ile Ramazan ayı boyunca öğrencilere paylaşma bilincinin geliştirilmesi, yardımlaşma ve dayanışma duygularının güçlendirilmesi, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerlerin hatırlatılması hedefleniyor. Bu anlamda da sosyal ve eğitsel etkinlikler yapılıyor.
Yazıda 81 ilde ilkokul öğrencilerinin katılımıyla kültürel mirası yansıtan, paylaşma ve birlikte olma bilincini güçlendiren "Maarifin Kalbinde Ramazan" şenlikleri yapılacağı, ortaokul ve lise kademelerindeki öğrencilere yönelik uzman konuşmacıların katılacağı "İftarda Konuşalım" söyleşi programları düzenleneceği, okul - aile iş birliğini güçlendirmek ve toplumsal birliktelik duygusunu pekiştirmek amacıyla ailelerin gönüllü katılımıyla ortak iftar sofralarının kurulacağı belirtiliyor.
Bakan Tekin’in gönderdiği bu genelge pek çok vatandaş tarafından memnuniyetle karşılandı. Ramazan’ın manevi iklimini çocuklara hissettiren bu uygulamaya bazı kesimler ise hazımsızlık gösterdi. Genelgenin laikliğe aykırı olduğunu düşünen bir kesim imza topladı.
Akademisyenler ve gazetecilerden oluşan 168 kişi, imzaladıkları bildirgeyle, Ramazan etkinlikleri genelgesine yönelik suç duyurusunda bulunacaklarını açıklamıştı. Bakan Tekin ise bu 168 kişi hakkında dava açtıklarını söyledi.
Bu gerilimin ardından genelgeye destek verenler de açıklama yapmaya başladı.
Konya’da Eğitimde Destek Platformu, programların milli ve manevi değerlerin yeni nesillere aktarımı açısından önemli olduğunu belirterek eğitim camiasını tebrik etti.
Selamet Akıncıları Derneği de yayınladığı basın bildirisinde Ramazan genelgesine yapılan eleştirilere tepki gösterdi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanında olduklarını açıkladı.
Bu desteğin Konya’dan daha yüksek sesle verilmesi gerektiğini düşünüyor ve Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu başta olmak üzere Konya’daki sendika ve sivil toplum kuruluşlarına ses çıkarmaları gerektiği çağrısında bulunuyorum.
Çünkü bu konu, Türkiye’nin geleceği açısından çok hayati bir konu.
Eğer ülkemizin geleceğini sağlam temeller üzerine oturtmak istiyorsak, bu geleceğin oluşturulmasında birinci derecede role sahip olan eğitimden başlamamız gerekiyor.
Eğri oturalım, doğru konuşalım; yapılan tüm düzenlemelere karşın eğitimimiz hala istenilen seviyede değil ve ülkemizin gelecek ideallerine yakışmayan bir seviyede.
Osmanlı’nın son döneminden başlayarak, Cumhuriyet tarihi ile adeta zirve yapan bu kalitesizlik ne yazık ki ülkemizde her alanda görülen sıkıntıların temel sebebidir.
Eğitimde yakalanamayan başarı; ekonomik, askeri, siyasi ve sosyolojik olarak ülkemize çok büyük bedeller ödetmiştir. Bugüne kadar yaşadığımız tüm kaosların temelinde de eğitimdeki aksaklıklar yatmaktadır. Ülkemizin önündeki pek çok takozun müsebbibi de eğitim sisteminin son dönemlere kadar yerli ve milli, kaliteli ve insan odaklı olmamasıdır.
Osmanlı Devleti’nin son döneminde, yabancı eğitim kurumlarının ülkemizi nasıl karıştırdığını, kaosların ve darbelerin arkasında nasıl rol oynadığını tarihi kayıtlardan anlıyoruz.
Cumhuriyet’le birlikte başlayan reformlarla ise bu sıkıntılardan bir türlü kurtulunamamış, istenilen ve gerçek anlamıyla özgün bir Milli Eğitim modeli oluşturulamamıştır. Ve eğitim sistemi yine takoz görevi görmüştür.
Çünkü aslında adı Milli olsa da ‘Milli’ bir eğitim modeli tam anlamıyla oturtulamamıştır. Çünkü eğitimde Batı-ABD etkileri o kadar derinlere işlemiştir ki, laiklik şemsiyesinin altına sığınılarak bu milletin dini ve manevi hiçbir değeri okullara sokulmamıştır.
Laiklik, aslında İslam düşmanlığı için kullanılan bir kılıfa dönüştürülmüştür. Okullarda noel, cadılar bayramı gibi pek çok Hristiyan ritüellerinin uygulanmasında bir beis görmeyenler, konu İslam dini olduğunda en katı laiklik bekçilerine dönüşmüşlerdir. Bu milletin gözlerinin içine baka baka bu milletin değerleriyle çatışmışlardır.
Bu alanda bugüne kadar ne yazık ki tam anlamıyla cesaretli adımlar atılamamıştır.
Bakan Yusuf Tekin’in attığı adımlara bu pencereden bakılmalıdır. Bu nedenle de özellikle Maarif Modelini çok önemsememiz gerekiyor. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in attığı adımlar inanın savunma sanayisindeki bağımsızlık adımları kadar önemlidir.
Önceki Milli Eğitim Bakanları ile ilgili yorumu kamuoyuna bırakıyorum ama bir gerçek var ki, Yusuf Tekin’i kesinlikle ayrı bir yere koymamız lazım. Eğitimde attığı yerli ve milli adımlar, bu ülkenin, bu toprakların manevi değerlerini öne çıkaran hamleler çok değerli.
Bu sebeple de bu ülkenin manevi değerlerine hassasiyeti olan biri olarak Sayın Tekin’e destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum.