Sindirmem inanın iki gün sürdü.
Bu rezilliği, bu utanç verici durumu, tüm dünyanın gözü önünde düştüğümüz rezilliği sindirmem en az iki gün sürdüğü için gecikmeli bir yazı yazmak zorunda kaldım. Normalde cumartesi günü coşkulu bir yazı yazmam gerekirken, bugün böyle bir yazı yazmak zorunda kaldım. Çünkü inanın diyecek bir şey bulamadım, sindirmem zaman aldı bu rezilliği…
Çünkü bu bizim gördüğümüz son Dünya Kupası’ydı belki de.
En son 24 yıl önce, Cengiz Topel İlköğretim Okulu’nda okurken, yandaki inşaat işçilerinin radyosundan duymuştuk Hasan Şaş’ın Brezilya’ya attığı golü, o gole ne çok coşmuştuk. İlhan Mansız’ın Senegal’e attığı altın golü ise Alaaddin Tepesinde izlemiştik ve Zafer’e akın etmiştik konvoylar arasına. Son Dünya Kupası anım bunlardı benim. Çocukluğumuzun anısıydı. Sanırım anı olarak kalmaya da devam edecek Dünya Kupası. Biz göremeyeceğiz belki de bundan sonra böyle zaferleri. Belki bir ihtimal çocuklarımız görebilecek.
En çok da bu koyuyor zaten.
Bir ömürde ikinci kez yaşama fırsatı bulduğumuz bir olayı böyle rezil bir oyunla, böyle ruhsuz bir karakterle heba ettiler ya, en çok da o koyuyor zaten. Feragat ettiğimiz uykuları bir kenara bırakıyorum bu yüzden. Anılarımızı, hayallerimizi heba ettikleri için hakkımı helal etmiyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kadar spora, futbola, tesisleşmeye yatırım yapan bir lider daha olmamıştır bugüne kadar. En çok da onun vizyonuna, emeklerine yazık edilmiştir.
Lafı hiç eğip bükmek istemiyorum.
Bunun bir bedeli olmalı!
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak başta olmak üzere, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile birlikte; ruhsuz, korkak, futbolun gerçeklerinden uzak bir oyun oynatan Montella dahil olmak üzere tüm yöneticilerin acilen görevden el çektirilmesi gerekiyor. Bunun için ABD maçını bile beklemeye gerek yok. Dünyanın gözü önünde rezil olduk. Haiti’den sonra Dünya Kupasından elenen ikinci ülke olduk. Turnuvada şuana kadar gol bile atamadık.
Daha büyük rezillik var mı Allah aşkına?
Ya sahadaki ruhsuzlara ne demeli?
Bunlar bizim çocuklar falan değil. Bunlar, ‘Bizim Çocuklar’ masalıyla şımartılmış bir şımarıklar ordusu sadece.
Ne sahaya varlık koydular ne mücadele ettiler ne de bu ülkenin sıradan bir vatandaşı kadar dertlendiler bu rezilliğe.
Hakan Çalhanoğlu, Merih Demiral başta olmak üzere kadrodaki futbolcularda da bir temizlik şart. Bu kadroda olmayı hak etmeyen en az 10 isim sayarım. Eğer adil bir kadro seçimi olsa zaten böyle bir hezimetle inanın karşılaşmazdık.
Bu hayatta en önemli şey adalet çünkü! Siz adil olmazsanız Allah adaletini bir şekilde sağlar. Böyle de rezil olursunuz işte…
Milli Takımda adil bir kadro yapılanmasına gidilmediği gün bu turnuva kaybedilmişti zaten. Adaletten uzak hocalarla, mafyavari açıklamalardan başka hiçbir özelliği olmayan, okuduğunu anlamayan, duyduğunu yanlış yorumlayan bir federasyon başkanıyla ancak bu kadar olurdu zaten. Eğer FIFA takım sayısını 48’e çıkarmasıydı bu turnuvaya gitmek bile hayaldi zaten. Biz gözümüzde çok büyütmüştük bunları! Ne diyelim, yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun…
Şimdi şapkayı öne alıp düşünme, hatta hemen aksiyon alma vakti. TFF Başkanı ve Milli Takım hocası acilen değişmeli. Türkiye’de bu işler siyasetten azade olmuyor. O yüzden siyasete iş düşüyor. Gerekeni yapın…
Fatih Terim'se Fatih Terim, Şenol Güneş'se Şenol Güneş, Aykut Kocaman'sa Aykut Kocaman; Türkiye Futbol Federasyonu'nun başına artık futboldan anlayan bir isim gelmeli. Bakın Milli Takım hocası demiyorum, futbolun başına gelecek isimlerden bahsediyorum. Yoksa Milli Takım için çok sayıda genç hocamız var zaten. O yüzden tecrübeli isimleri doğrudan futbolun yönetiminin başına koymamız ilk adım olmalı.