1. YAZARLAR

  2. Ömer Kocabaş

  3. Bu nasıl siyaset?
Ömer Kocabaş

Ömer Kocabaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu nasıl siyaset?

A+A-

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başlamasının ardından muhalefetin gittikçe evirilerek geldiği son nokta birçok soru işaretini barındırıyor. Bir yandan her türlü karmaşık ilişki kurulurken, diğer yandan da hükümeti eleştirdikleri ne varsa benzer bir siyaseti kendileri izliyor. Tek farkları sosyal medyadan poz kesmeyi iyi bildiklerinden hedef kitlelerini kandırarak yönlendirmeyi de başarıyorlar…

2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminden bugüne muhalefetin ortak hedefi AK Parti, doğal olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığı olmuştu. MHP, o dönem ittifak yaptığı CHP’nin gerçek yüzünü görünce oradan hızla uzaklaşmıştı. CHP’nin gerçek yüzü mü? AK Parti karşıtı herkesle ittifak yapabilme potansiyeli. Felsefe, duruş önemli değil, karşı olsun yeter. Nitekim geçen yıl yapılan genel seçimlerde bir yandan İP ile resmi ittifak yapıp onu meclise taşırken, diğer yandan HDP ile gayri resmi ittifak yapıp, özellikle büyükşehirlerde her evden bir oy HDP’ye stratejisiyle onların da bir şekilde mecliste yer almalarını sağladılar. Saadet Partisine kazandırılan 3-5 milletvekilini saymıyorum bile…

Yerel seçimlerde de benzer bir strateji uygulayıp, kendilerince de başarılı oldular. Seçmenlerini öyle bir yönlendirmeyi başardılar ki, gözü kapalı AK Parti’ye oy veriyor diye eleştirdikleri seçmenden bile daha sadık bir kitle oluştururdular. Gerçekten takdir edilmesi gereken bir mühendislik çalışması(!) Yerel seçimde HDP ile yapılan ittifaka vurgu yaptığımızda Yavaş ve İmamoğlu’nu kastedip, partiye değil adaya oy veriyoruz düşüncesini özellikle sosyal medyadan pompalayarak her şey normalmiş gibi gösterdiler. Yavaş ve İmamoğlu’nun birkaç haftalık performansı gelecek için gerekli mesajı almamız için yeterli oldu. Muhalefet kazandığı belediyelerde hükümette eleştirdiği ne varsa uygulamaya başladı. Özellikle taşeron işçiler çıkarılıp, kendi partilerine yakın insanlar alınmaya başlandı. İşten çıkarılamayan memurlar pasif görevlere çekildi, bir kısmı sürgün yedi. Belediyede çalışan herkese sendika baskısı yapılmaya başlandı.

Gücü elde ettiklerinde hükümette eleştirdikleri her şeyi kendi ideolojilerine göre benzer bir şekilde tekrarlayacaklarsa o zaman muhalefetin ne farkı olacak ki? Hadi onlar çıkarları için böyle bir yola girdi. Peki, bu muhalefeti destekleyen seçmen nasıl her şeyi normal kabul edebiliyor. Birkaç janjanlı söz, video etkilenmeleri için yeterli oldu. Günün sonunda geldiğimiz noktada yapılan yanlışları dünde onlar öyle yapmıştı diye savunan bir kitle ile karşı karşıyayız. Yanlış, yanlıştır senin veya onun yapması sonucu değiştirmez falan diyoruz da dinleyen kim. İmamoğlu’nun kapuska-antrkot videosu bütün olanı biteni görmezden gelmeleri için yeterli oluyor. Videodaki yerin yemekhane yerine çay ocağı olması, konuşan kişinin aşçı değil, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediyesinden getirdiği hemşerisi olan çaycı olması falan onlar için detay. Verilmek istenen mesaj verilerek kitle uyutuluyor. Ondan sonra AK Parti seçmeni cahil, söylenen her şeye gözü kapalı inanıyor(!)

İmamoğlu gerçekten ilginç, sınırları belli olmayan tehlikeli bir kişi. Mazbatayı almasına rağmen daha YSK süreci devam ederken bile böyle davranabiliyorsa işin sonu nereye gider diye düşünmek gerek. YSK onaylasa bile İmamoğlu işin sonunda sadece bir belediye başkanı. Yani sadece İstanbul’u yönetebilir. Fakat bakıyoruz dış politikadan, eğitime kadar her alanda açıklama yapabiliyor. Zannedersiniz ki muhalefetin yeni lideri. Şimdiden parlatılarak 2023 seçimlerine hazırlandığını söylemek kâhinlik olmaz. Nereden, kimler tarafından muhalefetin yeni lideri olması için hazırlanıyor diyecek olursak ne komplo teorisyenliğimiz ne de her şeyi dış güçlere bağlamamız kalır. Tamam, biz demeyelim de, demiyoruz diye sonuçta değişmiyor ki. Tek derdimiz araba devrilmeden önce yol göstermek…

İşin sonunda geldiğimiz noktada muhalefet kendi eleştirdiği vasata bizi mahkûm etmeye çalışıyor.  Acı olan şey bu konuda toplumun bir kesimini gerçekten ikna etmeyi başarması. Doğrunun, yanlışın, ilkenin, ideolojinin bir kıymeti kalmadı. Çıkarına geliyorsa her şey mubah anlayışı hâkim. Sıkıntılı olan ise siyaset için normal karşılanan bu kirli oyunun halkın bir kesimi tarafından da sorgusuz, sualsiz kabul edilmesi…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT