GENÇ ARKADAŞ!..

                Beni dinlemeye ihtiyacın olmadığını, başıyın dalgalı, dağıyın dumanlı, yüreğinde  coşkun derelerin çağladığını biliyorum genç arkadaş. Özgürlüğünü kısıtlayan, arzularına ket vuran, senin gücün karşısında eğilmeyen, seni dikkate alıp sana öncelik tanımayan setlere  hücum etmek istediğini

 de biliyorum genç arkadaş.

                Etrafındaki insanların seni anlamadığını, senin çok farklı olduğunu bunu da kimseye anlatamadığını, bu yüzden gönlüne kahır ve sitemlerden bir kule diktiğini biliyorum genç arkadaş.

                Seni sürekli ne yapman gerektiği konusunda uyarmalarından, sık sık yapılan ahlaki öğütlerden, arkadaş seçimine bile yapılan müdahalelerden, eve zamanında gelmen için aralıksız yapılan ikazlardan, daha çok sorumluluk almanı hatırlatıp durmalarından, hele hele yeterince derse çalıştığın(!)halde derse çalışman için kafanı şişirmelerinden, dahası her eyleminin suçmuş gibi görülmesinden, senin sevginden bile kötülük devşirilmesinden bunaldığını biliyor ve seni anlıyorum genç arkadaş.

                Ben sana hak vermiyor değilim, ama benim gibi annenle baban ve toplumda yaralıydı be genç arkadaş.

                Dinin eğitim karakterini öğrenip ona göre insan yetiştirmeyi beceremedik,(öğrenseydiniz deme sakın; bu ülkede İngilizlerin dili kadar dinin değeri yoktu okullarda be sevgili genç arkadaş.) Kendimizde yapılan hataları sorgulayarak onları gençlerimizde tekrarlamamak azmini de gösteremedik. Devlet de büyük işlerle uğraştığı için(!)eğitim gibi basit meseleleri ABD li ve Avrupalı dostlarımıza(!) emanet etti; bizden daha  iyi bilirler diye.

                Şimdi de suç sizdeymiş gibi hayıflanıyoruz; bu uyuşturucu bağımlısı, cinsel ahlaksızlığı meşrulaştırmış, hedefsiz, saygısız,  asosyal gençlik nereden çıktı diye.   

                Seninle daha uzun dertleşmek isterim ama yeri değil. Şimdilik şu kadarla kapatayım.

                Özgürlük mü? Hayatta  yüzde yüz özgürlük diye bir kalıp yoktur ve hiçbir zaman olmayacaktır be genç arkadaşım.

                 İçimizde yaratılıştan getirdiğimiz birtakım değerler vardır.

                 Mesela, utanma duygusu bize Allah’ın bir armağanıdır ve henüz dört yaşındayken bunu bize yoğun olarak hissettirmiştir. Din bunu fıtrat yani yaratılış gerçeği olarak görür. İçinden gelen bazı kötü arzular  engellenirken, muhtemelen utanç  devrededir ve seni süper ego dediğimiz benlikle frenlemiştir. Yani, ahlaki olmayan ama senin hürriyet zannettiğin halde önü kesilen arzuların aslında senin tarafından engellenmiştir. Bunu, hürriyetin yok edilmesi değil; senin toplum içinde statü kaybını önlediği için hürriyete bir destektir. Yani  bu duygu bizim yapacağımız bir çok hatayı otokontrol sistemiyle engelliyor. Peygamberimizin (S.A.V.) ‘’Utanmanın her çeşidinde hayır vardır’’ buyurduğu gibi. Batılı bir pedagog da ‘’utanmamak  kadar utanç verici bir şey yoktu’’ derken bizim sosyal benliğimizi korumaya çalışmaktadır.

                Aileyin seni sevmediği konusunda yanılıyorsun genç arkadaşım. Onların sana olan sevgilerini ifade etmekte yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadıklarından ve biraz da aceleciliklerinden kaynaklanan bir hatadan söz edebiliriz ancak. Sana olan sevgileri çok ama çok büyüktür; bunu ilerde anlayacaksın.               

                Farklı olmaya gelince; sen zaten bütün insanlardan farklısın. Allah seni özel yarattı ve senin gibi bir sen daha yaratmayacaktır. Özel bir çabaya gerek yok. İnşaat devam ediyor. Proje yakında bitecek ve sen, sen gibi olacaksın Biraz sabır ve zaman lütfen.  Selamlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.