1. YAZARLAR

  2. Şenol Metin

  3. İstanbul Sözleşmesi nedir? Ne değildir?
Şenol Metin

Şenol Metin

Yazarın Tüm Yazıları >

İstanbul Sözleşmesi nedir? Ne değildir?

A+A-

Türkiye’nin en büyük ve en etkili Sivil Toplum Kuruluşu Memur-Sen ile Ankara Sosyal Bilimleri Üniversitesi işbirliğinde 14-16 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen kongreyle ‘Aile’ konusu, alanında uzman isimlerle masaya yatırıldı. Ardından yine Memur-Sen İki Değer ‘Aile ve Kadın’, İki Risk ‘İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun’ başlığında bir Odak Analiz çalışması yayınladı. Odak Analiz Raporunun tamamına ilgi duyan okuyucularımız http://memursen.org.tr/yayinlar/odakanaliz1.pdf   adresinden ulaşabilirler. Gerek kongrenin gerekse odak analiz raporunun temel tartışma alanı İstanbul Sözleşmesi idi. Sizlere merhaba dediğimiz bu ilk yazımızı toplumun temeli aileye ve aileye yönelik en önemli tehdit olarak gördüğümüz İstanbul Sözleşmesine ayırmak istedim.

İstanbul Sözleşmesi Nedir?

İstanbul Sözleşmesi Ne Değildir?

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanıp imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye tarafından hiçbir çekince koyulmadan 2011 yılında imzalanmış, 2012 yılında onaylanmış ve 2014 yılında yürürlüğe girmiş bir sözleşmedir, nas değildir. Nasıl özgür irademiz ile sözleşmeyi imzalayıp yürürlüğe koymuş isek, yine özgür irademiz ile sözleşmeden çekilebiliriz.

Sözleşme, imza ve yürürlük aşamasında kamuoyunun bilgisine sunulmamış, tartışılmamış ve 24 Kasım 2011'de saat 23.00’te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oyu ile "onaylayarak", parlamentosundan geçiren ilk ülke olmuştur.  İmza ve yürürlük aşamalarında tartışılmayan, kamuoyunun bilgisinden kaçırılan metin toplumsal yaşamda getirdiği sorunlar nedeni ile bugün bütün yönleriyle tartışılmaktadır. Bu durum Türkiye’de toplumsal sorunlara duyarlı özgür bir sivil toplumun varlığının tescilidir. İstanbul Sözleşmesi geçmişte tartışılmadan, toplumsal kabul aranmadan yürürlüğe girdi. Bugün  de tartışılarak, toplumsal kabul aranarak yürürlükten kaldırılabilir.

Tam adı ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ olan İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet ve bu şiddetin engellenmesi gibi herkesin üzerinde mutabık olduğu amaçlar üzerinden meşruiyet üretse de Sözleşme 4. Maddesinde ‘cinsel yönelimi’, 36. ve 46. Maddelerinde ‘partner ile yaşamayı’ yasal koruma zeminine alarak ‘Yeni Aile, Yeni Toplum’ olarak ifade edilebilecek örtük amacı deşifre olmuştur. Ayrıca Sözleşme’de çokça geçen  ‘Toplumsal Cinsiyet Kimliği’ üzerinden de  LGBT normalleştirilmektedir.

1995 Pekin Deklarasyonu ve Eylem Planı gibi (https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/kefe/docs/pekin.pdf) İstanbul Sözleşmesi’ne kaynaklık teşkil eden metinlerin hazırlık süreçlerinde Türkiye’nin İtalya, Rusya gibi daha muhafazakar/dindar  ülkeler ile değil; İsveç, Danimarka, Norveç gibi aile kavramının aşındığı İskandinav ülkeleri ile birlikte hareket etmesi ayrıca not edilmelidir.

Kadına yönelik şiddeti engellemek için hazırlanan İstanbul Sözleşmesi ve eki metinler, Türkiye dahil hiçbir ülkede kadına yönelik şiddeti engellemekte başarılı olamamıştır.  Kadın ve Aile Politikalarında Türkiye’ye rol model olan İskandinav ülkelerinde kadına yönelik şiddetin arttığı ve aile istatistiklerinin bozulduğu gerçeği dikkate aldığımızda Kadına yönelik şiddeti engellemek için imzaladığımız sözleşmeden, kadına yönelik şiddeti engellemede yetersiz kaldığı için çekilebiliriz. Dün uluslararası metinlerden aldığı destek ile kadına yönelik şiddeti engellemeye çalışan Türkiye, bugün özgür iradesi ile kendi kültürel kodlarına uygun metinler üzerinden kadına yönelik şiddeti engelleyebilir.  Böylelikle  uluslararası hukuk aracılığı ile gerçekleştirilmek istenen ‘Yeni Aile, Yeni Toplum’ distopyasına da geçit verilmemiş olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum