Hasan Ukdem

Gözümüzü ekrandan bahara döndürelim

Hasan Ukdem

Dünyanın dört bir yanından gelen kötü haberlerle her gün evlerimizdeki ekranlardan moralimizin bozulduğunu, psikolojimizin etkilendiğini ve karamsarlığa düşme eğilimimizi anlatmama gerek yok sanırım. Oysa bu haberlere maruz kalmak kendi özgür irademizle oluyor, bunu hiç düşünmüyoruz. Akıntıya kapılmış bir ağaç dalı gibi sürüklenip gidiyoruz. Burada şu küçük fıkrayı sizlerle paylaşmak istiyorum: kırda birkaç alkol sevdalısı arkadaş oturmuşlar rakı içiyorlarmış. Oradan geçen çobanı görünce çağırmışlar; nereden gelirsin nereye giderinsen sonra içtikleri rakıdan çobana da bir bardağa doldurup vermişler. Çobancağız ağzına kendine sunulan rakıdan ilk yudumu alır almaz püskürüp tükürmüş ve bunu size devlet zorla mı içiriyor diye sormuş. Evet çobanının sorusu çok manidar. Bizlere de devlet zorla ekran başına geçin, zamanınızı tüketin, moralini bozun diye bir zorlamada bulunmuyor. Öyleyse niye olumsuzluğunu bile bile hala ekran bağımlılığından kurtulamıyoruz? Bunu ciddi anlamda düşünmemiz gerekiyor.

Yılın en güzel mevsimlerinden birini yaşıyoruz. Kırlar çiçeklerle, yeniden dirilen tabiatla, canlılarla cıvıl cıvıl, ışıl ışıl, türüm türüm. Evde oturmanın, ekranlardan gelen kötü haberleri seyretmenin ve de ev halkının ayrıştığı bir ortamın sıkıntısını çekmek zorunda değiliz. İşimizden arta kalan zamanları mümkün olduğunca doğada geçirmenin, en azından bir balkonda, bir kamelyada sevdiklerimizle birlikte bir çay eşliğinde, bir çekirdek bahanesiyle bir ortamda bulunmanın yollarını bulalım. Güneşin, ayın, yıldızların çıktığı gökyüzüne bakalım. Çevremizdeki pozitif insanlarla bir araya gelip hayatın aslında o kadar da kötü olmadığına hatta güzel olduğuna kanaat getirelim. Rüzgârda saçlarımız uçuşsun, yağmurda ıslanalım, güneşte kuruyalım. Elimizi uzatalım hayata dokunalım. Bırakalım dünya bize dokunsun. Toprağı hissedelim, havayı teneffüs edelim. Çıkalım beton hücrelerimizden. Kuşlarla muhabbet edelim, karıncaları seyredelim, kelebekleri gözetleyelim. Mevsim kapımızın önünden geçip gitmeden, yaşadığımız şehri terk etmeden, dalları kurutmadan inelim apartman katlarından, karışalım bahara.

Bu ara iğde ağaçlarına dikkat edin, çiçek açmak üzereler. Haberiniz olsun

Güzel Bir Yerinde Zamanın

Baharı gelmiş ağaçlar
Doğum günlerini kutluyor
Dallarında solist kuşların sesi
Bütün beton yığınlarına rağmen
Şehir dirilmiş düşler bahçesi

Parklarda envaı çeşit çiçekler
Gülümseyen çocuklar gibi
Renklerini gökkuşağıyla yarıştırıyor
Erguvan salkım salkım rüzgârda
Havaya kokusunu karıştırıyor

Leylekler kırlangıçlar
Göğü kanatlarına takmış
Hayata başka bir nakış çiziyor
Bir çocuk oturmuş toprağa
Avuçlarında dünyayı eziyor

Ellerini uzatmış yaza
Meyveye gebe dallarda çiçekler
Susamış bir serçe süs havuzunda
Dönüyor gök cisimleri bir eksende
Akılları zamanın kılavuzunda

Katman katman coğrafya
Mevsim mevsim takvimler
Görünse de antika, klişe, bayat
Her gün yeni yollar açıyor
Yaşayanların önüne hayat

Sevgiyle kalın.

Yazarın Diğer Yazıları