Ergenlerde telefon: Kaçış mı, ihtiyaç mı?
Melda Ünal
Son zamanlarda ebeveynlerden en sık duyduğum cümle şu: “Telefonu elinden düşürmüyor.”
Gerçekten de ergenlik döneminde telefon, sadece bir cihaz değil. Bir oda. Bir arkadaş grubu. Bir kaçış alanı.
Bazen de görünmeyen bir sığınak.
Ergenlik; kimliğin şekillendiği, aidiyet ihtiyacının arttığı, duyguların yoğun yaşandığı bir dönem. Bu süreçte telefon, sosyal bağlantı kurmanın en hızlı yolu haline geliyor. Arkadaş grubundan kopmamak, dışlanmamak, gündemi kaçırmamak… Bunların hepsi ergen için gerçek bir ihtiyaç.
Ama işin bir de diğer tarafı var. Telefon, bazen kaçışa dönüşebiliyor. Sıkıntıdan kaçış. Kaygıdan kaçış. Ev içindeki gerilimden kaçış. Başarısızlık hissinden kaçış.
Özellikle ergen beyninin ödül sisteminin hızlı çalıştığını düşündüğümüzde, sosyal medya bildirimleri küçük ama sık dopamin dalgaları yaratıyor. Bu da “biraz daha” isteğini tetikliyor. Zamanla telefon; rahatlatan değil, uzaklaştıran bir araca dönüşebiliyor.
Burada önemli soru şu:
Telefonu elinden almak mı çözüm, yoksa altında yatan ihtiyacı anlamak mı?
Seanslarda sık gördüğüm şey şu: Ebeveyn-ergen çatışması büyüdükçe ekran süresi artıyor. Bağ zayıfladıkça telefon güçleniyor. Telefonu tamamen yasaklamak çoğu zaman ilişkiyi zedeliyor. Ama sınırsız bırakmak da sınır ihtiyacını karşılamıyor.
Peki ne yapılabilir?
* Önce “kaç saat?” sorusu yerine “Neden?” sorusu sorulmalı.
* Ev içinde eleştiri yerine merak dili kullanılmalı.
* Ortak belirlenen net ve tutarlı sınırlar oluşturulmalı.
* Telefon dışında keyif alınan küçük ama gerçek temas alanları artırılmalı.
Çünkü ergen aslında çoğu zaman telefona değil, anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Unutmamak gerekir ki ergenlik; karşı çıkma dönemi değil, yeniden bağ kurma dönemidir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?
Her yoğun telefon kullanımı bir bağımlılık değildir. Ancak bazı durumlarda ekran süresi, altta yatan daha derin bir duygusal zorlanmanın işareti olabilir.
Şu durumlar varsa bir uzmana başvurmak faydalı olabilir:
* Telefon sınırı konduğunda aşırı öfke patlamaları ve kontrol kaybı yaşanıyorsa
* Okul başarısında belirgin ve sürekli bir düşüş varsa
* Yüz yüze sosyal ilişkilerden tamamen çekilme görülüyorsa
* Uyku düzeni ciddi şekilde bozulduysa
* Kaygı, mutsuzluk ya da içe kapanma eşlik ediyorsa
Unutulmamalıdır ki ergenlikte davranış çoğu zaman bir mesaj taşır. Telefon bir sorun gibi görünse de bazen sadece bir işarettir. Asıl mesele, o işaretin neyi anlattığını duyabilmektir. Erken dönemde kurulan sağlıklı iletişim ve gerekirse alınan psikolojik destek; hem aile içi çatışmayı azaltır hem de ergenin duygusal dayanıklılığını güçlendirir. Çünkü mesele sadece ekran süresi değil, bağ kurmanın süresidir.
Uzm. Klinik Psikolog Melda Ünal