Melda Ünal

Güçlü görünme yorgunluğu: Herkesin iyi olmak zorunda olduğu bir dünya

Melda Ünal

Son zamanlarda terapide en sık duyduğum cümle şu: “Aslında iyiyim ama çok yoruldum.”

Bu cümledeki “ama”, çoğu zaman söylenemeyen duyguların habercisi. Çünkü içinde yaşadığımız dünyada üzgün olmak, kırılmak, durmak ya da yas tutmak için çok az alan var. Herkes güçlü, üretken, toparlanmış ve yoluna devam ediyor görünmek zorunda.

Oysa insan ruhu böyle çalışmaz.

Güçlü görünme hali, kısa vadede ayakta tutabilir; fakat uzun vadede duygusal bir yorgunluğa dönüşür. Bastırılan her duygu bir yerde kendini hatırlatır: uykusuzlukla, tahammülsüzlükle, bedensel ağrılarla ya da ani öfke patlamalarıyla.

Toplum olarak acıya tahammül süremiz çok kısaldı. Bir kaybın ardından “zamanla geçer”, “hayat devam ediyor” cümleleri hızla devreye giriyor. İyi niyetli ama aceleci. Oysa bazı duygular geçmez; sadece yer değiştirir. Konuşulmadığında, anlaşılmadığında başka şekillerde ortaya çıkar.
Terapide güçlenme, duyguları bastırmakla değil; onlara temas edebilmekle başlar. İnsan bazen güçlü olmak için değil, dürüst olabilmek için durmaya ihtiyaç duyar. “İyi değilim” diyebilmek, zayıflık değil; ruhsal sağlığın temelidir.

Belki de bu kadar yorgun hissetmemizin nedeni, sürekli güçlü görünmeye çalışmamızdır. Kendimize ve birbirimize biraz daha gerçek olabildiğimizde, iyileşme zaten kendiliğinden başlar.

Peki bu yorgunluk ne zaman “geçici bir dönem” olmaktan çıkar, ne zaman destek gerektirir?

Aslında terapiye başvurmak için dibe vurmayı beklemek gerekmez. Sürekli güçlü görünme çabası; içsel bir baskıya, kronik bir tükenmişliğe dönüştüğünde ruh artık yardım çağrısı verir.

Eğer kişi:
    •    Sürekli “iyiyim” dese de içten içe çökkün hissediyorsa,
    •    Duygularını ifade etmekte zorlanıyor, ağlayamıyor ya da tam tersine kontrolsüz tepkiler veriyorsa,
    •    Uyku, iştah, dikkat ve tahammül düzeyinde belirgin değişiklikler yaşıyorsa,
    •    Hayattan aldığı keyif azalıyor, kendine yabancılaştığını hissediyorsa,
    •    “Dinlensem geçer” diye düşündüğü yorgunluk bir türlü geçmiyorsa,

bu noktada terapi bir ihtiyaç haline gelmiş olabilir.

Terapi, insanı “daha güçlü” yapmak için değil; daha gerçek, daha farkında ve daha şefkatli hale getirmek için vardır. Bastırılan duygularla güvenli bir alanda temas edebilmek, yük hafifletir. İnsan ilk kez “iyi olmak zorunda olmadan” anlaşılabildiğini hisseder.

Sık sorulan sorulardan bir tanesi de terapi iyi gelir mi?

Doğru zamanda, doğru ilişki içinde ve kişinin hazır olduğu bir noktada başladığında; evet, iyi gelir. Çünkü terapi, insana yüklerini taşıma biçimini değiştirir. Hayat zor olmaktan çıkmayabilir ama kişi artık onunla yalnız başına mücadele etmek zorunda olmadığını hisseder.

Belki de bu çağın en büyük ihtiyacı, daha güçlü olmak değil; yorulduğumuzu fark edip durabilme cesaretidir. Ve bazen iyileşme, tam da bunu biriyle birlikte yapabildiğimizde başlar.

Uzm. Klinik Psikolog Melda Ünal
 

Yazarın Diğer Yazıları