Melda Ünal

Karne ile Gelen Etiketler: Tembel, Çalışkan, Yaramaz?

Melda Ünal

Karne dönemleri yalnızca notların değil, maalesef etiketlerin de dağıtıldığı zamanlardır. Çocuk, okuldan aldığı karnenin yanına bir de aileden “Tembel”, “İlgisiz”, “Çalışkan”, “Yaramaz”, “Zeki ama umursamaz” gibi kimlik yapıştırmaları ekler. Oysa etiketler, çocukların benlik algısını şekillendiren en keskin araçlardır.

Bir çocuğa defalarca “Tembelsin” dendiğinde, çocuk bir süre sonra gerçekten çalışmamayı seçebilir; çünkü etiket, davranışın önüne geçer. “Çalışkansın” denilen çocuk ise, sürekli yüksek performans göstermeye zorlanır; “Düşersem değerim azalır mı?” kaygısıyla yaşayan ergenliğe kadar uzanan bir mükemmeliyetçilik doğar.

Asıl tehlikeli olan şu: Etiketler davranışı değil, kişiliği hedef alır. Çocuk davranışını değiştirilebilir olarak değil, kimliğini sabit ve yargılanabilir olarak algılar. Bu durum sosyal kaygıya, özgüven problemlerine, akademik kaçınmaya ve aileden uzaklaşmaya zemin hazırlayabilir.

Oysa sağlıklı geri bildirim dili farklıdır. “Tembelsin” yerine “Bu dönem matematiğe odaklanmakta zorlandın, birlikte çözüm bulabiliriz.” demek davranışa alan açar. “Çalışkansın” yerine “Bu dönem çabanı fark ettim, devam ettirmek ister misin?” demek çocuğun kendini kanıtlamak zorunda hissetmesini engeller.

Etiketlemeden yetişen çocuklar kendini tanımak için yıllar harcamaz; çünkü zaten tanınmıştır. Bu yüzden karne dönemleri aynı zamanda iletişim becerisi sınavıdır. Notun karşısına konulan tavır; cezalandırıcı mı, aşağılayıcı mı, yoksa merak eden ve destekleyici mi?

Elbette her çocuğun karnesi parlak olmak zorunda değildir. Her düşük not, her kötü davranış karesi, bir eksiklik değil bir bilgi taşır. Bu bilgi, bazen öğrenme güçlüğüne işaret eder, bazen dikkat problemine, bazen kaygıya, bazen de sadece öğretmen–öğrenci uyumsuzluğuna… Yani çözüm çoğu zaman çocuktan değil, sistemden ya da süreçten geçer.

Peki Ebeveynler Ne Yapabilir?

1. Etiket Değil, Gözlem Yapın:

“Dikkatini toplamakta zorlanıyorsun.” gibi davranışı tarif eden cümleler, çocuğun kendisini anlamasına yardımcı olur.

2. Suçlayarak Değil, Merakla Yaklaşın:

“Bu ders neden zor geldi sence?”, “Sana göre bu dönem en çok neyi başardın?” gibi sorular hem ilişkiyi hem farkındalığı besler.

3. Çabayı Görün, Sonuçta Takılmayın:

“Bu dönem matematiğe daha çok zaman ayırdın, fark ettim.” demek çocuğun iç motivasyonunu artırır.

4. Karşılaştırmayın:

“Bak komşunun oğlu…” cümlesi çocuğun değer duygusunu zedeler. Her çocuğun gelişim hızı başkadır

5. Tatili Düzeltme Dönemi Değil, Dinlenme Alanı Yapın:

Beynin öğrenebilmesi için düzenli mola ve bilişsel dinlenmeye ihtiyacı vardır.

6. Destek Gerekip Gerekmediğini Değerlendirin:

Düşük not bazen çalışmamaktan değil; dikkat, öğrenme güçlüğü, performans kaygısı, sınav kaygısı ya da aile içi stresten kaynaklanıyor olabilir. Bu durumlarda bir uzmanın değerlendirmesi faydalıdır.

7. Karne Günü İletişimini Yumuşatın:

“Geldin mi, bakayım karnene!” yerine

“Hoş geldin, nasılsın? Bugün kendini nasıl hissediyorsun?” cümlesi çocuğun duygusunu merkeze alır.

Unutmamak gerekir ki çocuklar notlarını değil, duygularını hatırlayarak büyürler. Karneler kaybolur, dosyalar kapanır ama “Bana o gün nasıl davranılmıştı?” duygusu yıllarca zihinde kalır. İşte bu yüzden karne günlerinde en çok konuşmamız gereken şey notlar değil, etiketlerdir.

Uzm. Klinik Psikolog Melda Ünal

Yazarın Diğer Yazıları