Travma bağı mı, gerçek aşk mı?
Melda Ünal
“Onsuz yapamam.”
“Beni en çok o incitti ama en çok da ona gidiyorum.”
Terapide en sık duyduğum cümlelerden bazıları bunlar. Danışanlar çoğu zaman yaşadıkları yoğun duyguyu “büyük aşk” olarak tanımlıyor. Oysa bazen adı aşk değil; travma bağı olabiliyor.
Travma bağı nedir?
Travma bağı, kişinin kendisini inciten, değersiz hissettiren ya da duygusal olarak ihmal eden biriyle kurduğu güçlü ve kopmakta zorlandığı bağdır. Bu bağın temelinde genellikle belirsizlik ve aralıklı ödül vardır. Bir gün çok ilgili, şefkatli, hatta hayranlık dolu… Ertesi gün mesafeli, kırıcı, yok sayan…
İnsan zihni ve kalbi, bu iniş-çıkışlı döngüye karşı hassastır. Özellikle çocuklukta sevgiye erişim tutarsız olduysa, yetişkinlikte de benzer dinamikler “tanıdık” gelir. Tanıdık olan ise çoğu zaman güvenli sanılır.
Peki gerçek aşk nasıl anlaşılır?
Gerçek aşk; Süreklilik taşır, Korku değil güven üretir, “Kaybedersem yok olurum” duygusu değil, “Yanında büyüyorum” hissi verir, kişiliğinizi küçültmez, genişletir.
Travma bağında ise yoğunluk vardır ama huzur yoktur. Bağlılık vardır ama güven zayıftır. Heyecan vardır ama istikrar eksiktir. Çoğu kişi yoğun duyguyu aşk zanneder. Oysa yoğunluk her zaman sağlıklılık anlamına gelmez. Bazen o yoğunluk, eski bir yaranın tetiklenmesidir.
Neden kopmak bu kadar zor?
Çünkü travma bağı, sadece partnerle ilgili değildir. Kişinin kendi geçmişiyle, çocukluk deneyimleriyle ve değersizlik inançlarıyla da ilgilidir.
“Beni seçti.” “Beni bırakmadı.” “Zor biri ama beni seviyor.”
Bu cümlelerin altında çoğu zaman görülme, onaylanma ve değerli hissetme ihtiyacı vardır.
Kendimize sorabileceğimiz sorular;
• Bu ilişkide kendim gibi olabiliyor muyum?
• Sürekli tetikte miyim yoksa rahat mıyım?
• Sevilmek için çaba mı harcıyorum, yoksa zaten kabul mü görüyorum?
• Korktuğum için mi kalıyorum, sevdiğim için mi?
Aşk; korkuya rağmen değil, korkusuzca var olabildiğiniz bir alandır.
Ne zaman destek alınmalı?
Eğer bir ilişkide sürekli kaygı, değersizlik, terk edilme korkusu yaşıyor; ayrılmak isteyip ayrılamıyor; mantığınız “git” derken kalbiniz yoğun bir bağımlılık hissediyorsa bu noktada profesyonel destek almak iyileştirici olabilir. Bazen mesele “onu bırakmak” değil, “kendini neden bıraktığını” anlamaktır. Gerçek aşk sizi tüketmez.
Travma bağı ise çoğu zaman “aşk” kılığında gelir.
Belki de soru şu: Bu his, Kalbinizin seçimi mi; yoksa yaralarınızın alışkanlığı mı?