Melda Ünal

Yas: eksilerek değil, dönüşerek devam etmek

Melda Ünal

Hayat, beklenmeyen kırılma anlarıyla gelir. Kimi zaman bir kayıp, sadece bir insanın yokluğu değildir; bir alışkanlığın, bir rutinin, bir güven duygusunun da kaybıdır. Biz buna “yas” diyoruz. Ve yas, toplumun zannettiği kadar “bir süre ağlayıp toparlanmak” değildir. Daha çok, içimizdeki hayat düzenini yeniden kurma sürecidir.

Yas yaşayan biri çoğu zaman iki gerçekliğin arasında kalır: “O artık yok.” ve “Ama ben hâlâ varım.” İşte asıl zorluk burada başlar. İnsan, hem kaybının ağırlığını taşır hem de yaşamın devam ettiği gerçeğine gücenir. Yasın görevi; bu iki tarafı birbirine düşman etmek değil, aralarında yeni bir denge inşa etmektir.

Toplum, yasın süresi ve şekli hakkında konuşmayı sever. “Artık toparlanman lazım”, “Biraz güçlü ol”, “Takılma bu kadar”… Oysa yasın takvimi yoktur. Kışın ortasında açan mimoza gibi, bazen beklenmedik bir anda kabuk değiştirir insan. Kayıp acısı tamamen geçmez; ama şekil değiştirir. Kimi zaman bir fotoğraf karesinde, kimi zaman bir kokuda, kimi zaman bir şarkıda… Artık acıtmadan eşlik eder.

Bilimsel olarak bakıldığında yas, bir ruhsal bozulma değil; son derece doğal bir uyum sürecidir. İnsanın bağ kurma kapasitesi varsa, kayıpla sarsılma kapasitesi de vardır. Bu yüzden yas, sevmenin gölgesidir. Kaybedemeseydik yas tutmazdık, yas tutmasaydık sevmemiş olurduk.

Peki ne yapmalı? Öncelikle acele etmemeli. Acıyı “geçirmek değil, içinden geçmek” gerekir. İyi gelen insanlarla konuşmak, bazen yazmak, bazen susmak… Hepsi iyileşme repertuarının bir parçasıdır. Fark edilmesi gereken nokta şudur: Yas, saklanmakla değil, tanınmakla hafifler.

Bazı durumlarda yas sürecinin kişi için çok yorucu olduğu da olur. Günlük yaşam belirgin şekilde zorlaşır, uyku, iştah, enerji ve ilgi alanları ciddi şekilde etkilenir. Böyle zamanlarda profesyonel destek almak, kişinin zayıflığı değil; kendi insanlığını sahiplenme biçimidir. Çünkü hepimiz kimi zaman tutulduğumuz yerden destek istemek zorundayız.

Sonuç olarak yas, eksilerek değil dönüşerek devam etmenin adıdır. Bir şey ya da biri hayatımızdan çıktığında, onun bıraktığı yer boşluk değildir; başka bir örüntünün başlangıcıdır. Ve biz, buna rağmen değil, bununla birlikte yaşarız.

Yazarın Diğer Yazıları