Sevgi, Allah ve Rasül'üne olmalıdır
Muzaffer Dereli
Evet, sevgi güzel şeydir ama Allah’a, Rasûlüne ve onları sevenlere olmalıdır. Böylelikle hepsi Allah için olur. Bir şeyde “Allah için” konusu varsa o da azizdir, kıymetlidir. Yoksa o şey acep nedir ve neye yarar? Hadis-i Şerifte de öyle haber verilir;
"Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir." (Ebu Davud, Sünnet 3, (4599).
Şu müjde ise değerlerin en güzelidir:
“Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaktır. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (4 Nisa 69.)
Kişi inancıyla yaşar. Yaşayan onu ortaya koyar. Kimi öyle kimi böyle.
Hayat akışı boşa kürek çekmek olan aldanmıştır. Zira hayat insana bir defa verilir. Tekrarı yoktur onun. İnsanın hayatında Allah’a gönül verme ve O’nu Allah’ın kullarına sevdirme davası varsa, hayat anlam kazanır. Bu yoksa ne anlamı olabilir ki? Yazık eder insan o zaman kendine.
Sonu gelecek bir hayattan sonsuz bir hayata gidecektir insan. Bunu bilerek yaşamalı tabii.
Usanılır davasız Müslüman’dan. Yazık eder o kendine ve etrafına. Zulmeder geçen günlerine. Âh u vâh eder gün gelince saatlerine…
Ey kardeşim! Ömrünü boşa verme! Allah yolunun hizmetkârı ol! Ahirete gidince pişman olma! İbadetini aksatma. Geri gelmez geçen zamanlar. Nefsine zulmetme. Rabbine yönel. Yavrularını ihmal etme! Hak yolunda terbiye eyle! Dava adamı ol. Bunu asla unutma. Bil ki, asıl kazanç bunlardır.
DAVAMIZ İSLÂM’DIR
Şüphesiz ki Müslüman’ın davası İslâm’dır. Zira Hz. Âdem’den (a.s) itibaren bütün Peygamberlerin ve insanlığa son Peygamber, yegâne kılavuz ve önder olarak gönderilen Efendimizin davası da İslâm’dır. O, müşriklere; “Allah’a yemin ederim ki sağ elime güneşi, sol elime de ayı verecek olsanız ben bu Davamdan asla vaz geçmem,” diyerek inanç ve gayretini açıkça ortaya koymuştur. Bütün Hak dinlerin adı ise yine İslâm’dır.
O halde mü’min kimse bunun bilgisi, şuuru ve idraki içerisinde yaşamalı ve bu eşsiz davasını yaşatmalıdır.
Edepsizliğin, hayâsızlığın ve ahlâksızlığın zirve yaptığı bir dönemde, inanan insan, nesillerini bu idrak içerisinde muhafaza etmeye ve gelecek nesillere de bu kutlu davayı aktarmaya mecburdur ki, bu zaten Allah’ın ona verdiği bir görevdir:
“Bizim davamız uğrunda üstün gayret gösterenleri, bize varan yollara mutlaka yöneltiriz. Şüphesiz Allah, iyilik ve güzelliği huy edinenlerle beraberdir.” (29 Ankebût 69)
Rabbim davası Hakk olanlardan eylesin! Bunun için çırpınanlardan eylesin. Davası için göz yaşı dökenlerden eylesin. İşte en büyük kazanç budur. Rabbimiz lûtfeylesin!