Necmettin Şimşek

2026'yı kontrol edemezsin

Necmettin Şimşek

* Kontrol eden değil, uyum sağlayan 2026 yılında ayakta kalacak. Eski düzen, yani kontrol delisi olanlar yok olacak. Ekonomide, siyasette, yönetimde köklü değişimler yılı olacak. İklim ve doğa olayları dünya gündeminde daha çok olacak, seller, denizler, iklim krizine bağlı hareketlilikler olacak. Dijital para, yapay zekâ ve teknoloji hızla yayılıyor klasik iş modelleri zorlanacak. Toplumsal uyanış artacak, halk hareketleri, hak arayışları, kolektif bilinç yükselecek. Sağlık, psikoloji ve ruhsal alanlar öne çıkacak şifa, tedavi, bilinç çalışmaları yaygınlaşacak. Sınırlar değil, değerler konuşulacak. Göç, aidiyet ve kimlik temaları yeniden şekillenecek.

* 2023–2024 yapay zekânın neler yapabildiğine şaşırdığımız yıllar oldu. ChatGPTnin viral olduğu, DALL-E’nin sanat dünyasını sarsığı dönemler geride kaldı. Şimdi sıra, gerçek dünya problemlerini çözme zamanında. 2026, yapay zekânın sadece etkileyici demolar sunmaktan çıkıp somut iş değeri yarattığı yıl olarak tarihe geçecek. 2026 yılı yapay zekâ heyecan döneminden gerçek ve zorlu iş sahalarına inme yılı olacak. Sadece gerçek değer yaratan projeler hayatta kalacak. 2026'nın en baskın trendi, insan müdahalesine gerek kalmadan karmaşık görevleri yerine getirebilen otonom ajanların yükselişi olacak. Çalışanlar artık sadece insanları değil, kendilerine atanan dijital iş arkadaşlarını da yönetmeye başlayacak. Her iş için devasa genel modeller GPT, Gemini kullanma dönemi bitiyor. Bunun yerine daha verimli, kuruma özel modeller öne çıkıyor. Sadece kendi sektör verisiyle eğitilmiş finans, hukuk, sağlık, daha az enerji tüketen uzman modeller tercih edilecek. Yapay zekâ artık sadece ekranlarda değil, fiziksel dünyada da vücut buluyor. Robotların takla atması artık haber değeri taşımıyor. Robotun dağınık bir odayı görüp anlayıp toplama yeteneği ortaya çıkıyor. Depolardan çıkıp hastane ve ev bakım hizmetlerinde ilk ciddi pilot uygulamalar başlıyor 2026, yapay zekânın vaatlerini gerçekleştirmeye başladığı yıl olarak hafızalara kazınacak. Bununla birlikte, geleceğe dair endişeler ne kadar gerçekçi olsa da tablo tamamen karamsar değil. Yapay zekâ sağlayıcıları ve kurumsal kullanıcıların hesap verebilir olma zamanı geldi. Veri yönetiminin temellerini ve güvenilir yapay zekâyı benimsemek, bu teknolojinin olgunlaşarak insanlara fayda sağlamasının, kurumları güçlendirmesinin ve inovasyonu hızlandırmasının tek yolu. ChatGPT eklentileri ve vaatlerin ötesine geçemeyen uygulamalara harcanan milyarlarca doların ardından CFO'lar artık gerçek bir yatırım getirisi talep ediyor. Çoğu üretken yapay zeka projesi bunu sağlayamıyor. Yapay zekâ inovasyonunun her bütçeyi meşrulaştırdığı dönem sona erdi; yerini sorgulayıcı bir döneme bıraktı: sorgu başı maliyet, doğruluk oranları ve ölçülebilir iş sonuçları gibi sert kriterler öne çıkıyor.

2026 yılının sonuna kadar Fortune 500 şirketleri, çok adımlı müşteri etkileşimlerinin dörtte birinden fazlasını otonom olarak çözen ajan sistemleri hakkında rapor verecek. Bu ajanlar sadece tavsiye vermekle kalmayacak, işlemleri ölçülebilir gelir etkisiyle gerçekleştirecek. Kazanmak için mi oynarsınız, yoksa kaybetmemek için mi? 2026 yılında liderler iki zor seçenek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaklar: Ya yapay zekayı işleri ortadan kaldırmak için kullanacaklar, ya da yapay zekayı insanlara rekabet avantajı yaratma gücü vermek için kullanacaklar. Artık giderek daha net görülüyor ki yapay zekâ insanları güçlendirmeli, yerlerini almamalı. Şirketler, sürekli değişim içinde iş gücüne yatırım yapacak cesur ve ilham verici liderlere ihtiyaç duyacak. 2026 yılında, yapay zekâ tartışması inovasyon mu, güven mi ekseninden çıkacak. Yapay zekâ konusunda kamu düzenlemeleri tutarsız kalmaya devam ederken, kurumsal öz yönetişim, yapay zekânın işletmelerde sorumlu bir şekilde kullanılması için gerekli koruyucu önlemleri de içerecek şekilde genişleyecek. Bu alanda başarılı olan kuruluşlar sadece yapay zekâyı ilk kullananlar değil; yönetişimin inovasyonu kısıtlayan bir unsurdan öte gerekli ve tamamlayıcı bir unsur olduğu gerçeğini kabul edenler olacak. ABD veri merkezleri, 2027 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmek için 29 gigawatt güce ihtiyaç duyacaklar. %90 kapasiteyle çalışan 5 gigawattlık bir veri merkezi, bir yılda 3 milyon 650 bin hanenin tükettiği kadar enerji harcar. Diğer küresel güçler her gün gigawattlarca güneş enerjisine yatırım yaparken, ABD güç kapasitesini mümkün olan en kısa sürede artırmazsa, 2026'da uluslararası sahnede yapay zekâ ve veri alanındaki işbirliği ve ilerleme gücünü kaybedecek. Teknolojinin 2030 yılına kadar erken aşama değerine ulaşacağına dair umutların artmasıyla birlikte, kuantum pazarı 2026 yılında önemli ölçüde hareketlenecek. Çoğu yatırımcı, donanım ve kuantum sonrası kriptografiden sıyrılıp yazılım ve uygulamalara daha fazla ağırlık vererek kapsamlarını genişletecek. Bu süreçte 'kuantum mimarisi' ifadesine dikkat edin: yazılım ve uygulama katmanları dâhil bir kuantum sisteminin tüm katmanlarını kapsayan yapı, gerçek dünyada kuantum değerini ortaya çıkaracak. Bu geleceğe ilerlemek için kurum içi uzmanlık işe alımlarında ciddi bir artış bekleniyor.

* Sonuç olarak, ülke olarak biz ne yapıyoruz. TÜİK 2024 yılındaki gelir durumuna göre oluşturulan 2025 yılı yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerini açıkladı. TÜİK’in araştırması gösteriyor ki yoksulluk geriliyor. Yalnızca yoksulluk değil, maddi ve sosyal yoksunluk oranında da gerileme var. 2016 yılında başlanan ve 2015 yılındaki gelir düzeyine göre hesaplanan ve tüm yaşları kapsayan yoksulluk oranı %33,2 düzeyindeydi. Bu yıl açıklanan 2024 verisi ise yoksulluk oranının %27,9’a düştüğünü gösteriyor. Aynı yıllar itibarıyla 0-17 yaş grubundaki yoksulluk oranı %42’den %36,8’e, 18-64 yaş grubundaki yoksulluk oranı %30,4’ten %25,1’e, 65 yaş üstündeki kesimdeki yoksulluk oranı ise %24’ten %22,8’e gerilemiş. İstatistikler şahane. Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde sorgulanan değişkenler; otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumudur.

Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise; eskimiş giysilerin yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlenmiştir. Bu 13 maddenin en az 7’sini ekonomik nedenlerle karşılayamayanların oranı maddi ve sosyal yoksunluk oranıdır. 2024 yılındaki %11,9’luk maddi ve sosyal yoksunluk oranı bir önceki yılın %13,3’lük oranına göre de belirgin bir düşüş kaydetti. Yapay zekanın sahaya ineceği 2026 yılında neyi nasıl kontrol etmeyi düşünüyorsunuz.

Yazarın Diğer Yazıları