* Asillik kişinin kendi beyanına bakmadan belirlenir. Hatta beyan aksi için delil bile sayılabilir. Asil olmak soyla parayla makamla olan bir durum değildir. Asalet eski zamanlarda kan bağı, sınıf üstünlüğü ve soy temelinde siyasi bir ayrıcalıkmış zaman içinde doğuştan gelen bir haktan ayrılıp erdem, karakter, vicdan ve ahlaki duruşla değerler bütünü oldu. Yakın zamanda İran’da kız çocuklarının okulunu bombalandı 165 kız çocuğu öldürüldü. Gazze’de ise kendilerini asil zannedenler 112 şehidin naaşı, enkaz altında 1000 günden fazla kaldıktan sonra çıkarılarak toprağa verilirken 308 kişi daha şehit oldu. Bunların arasında 16 yaşın altında 44 çocuk, 37 kadın ve 10’dan fazla engelli vardı. Bozulmuşlardır. Saf değillerdir. Doğal ve saf bal, düşük su oranı %17 yüksek şeker yoğunluğu ve asidik pH yapısı sayesinde mikroorganizmaların yaşamasını engeller ve asla bozulmaz.
* Ülkemizdeki 6 büyük sorun asil olmayı çok zorlaştırıyor. 1-gelir adaletsizliği, 2-eğitim eşitsizliği, 3-cinsiyet eşitsizliği, 4-düzensiz göç, 5-hızlı ve çarpık kentleşme, 6-sosyal kutuplaşma son dönemdeki uğraşılması gereken konular. Bu konular huzurumuzu ve günlük yaşamımızı çok etkiliyor. En büyük konu ekonominin oluşturduğu adaletsiz bir gelir dağılımıdır. Zengin ile yoksul arasındaki fark açısından dünyada hatırı sayılır konumdayız. Temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşadığımız zorluklar hep bu yüzden oluyor. Gençlerin iş bulma kaygısı artıyor. Okullar arası imkân farkları ve ezbere dayalı sistem kendini geliştiremeyen bireyler oluşturuyor. Okuyan gençlerin meslek bulamaması ev genci olmaları çok can sıkıcı bir durum. Kadına yönelik şiddet ve eşitsizlikler her yıl daha da artıyor. Yoğun göç alan şehirlerde kültürel ve ekonomik uyum sorunları. Toplumun farklı kesimleri arasında diyalog eksikliği ve güvensizlik. Büyük şehirlerdeki alt yapı, trafik ve konut problemleri asil olmayı zorlayan başlıca faktörlerdir.
*Ekonomimiz son 8 yıldır ciddi bir problem oldu ve problemin ne zaman biteceğine dair ciddi bir gelişme duyurulmadı. Kimilerine göre savunma sanayi bizi kurtaracak. Kimilerine göre büyüklerin bir bildiği var bizim anlayamayacağımız kadar. Biz toptan salak mıyız ki anlayamayacağız. Diğer gelişmiş ülkelerde başkanlar veya yetkililer halktan tam destek alarak bir şeyler yapıyor öngörüleri tutarsa devam ediyorlar. Bizde öngörüyü boşverin yanlışı yapan yanlış ortaya çıkınca bahane üretiyor. Ekonomi olmazsa olmaz. Peygamberimiz bile karnı aç olana tebliğ yapmamış. Eğitime erişim okula kayıt ve okula devamdaki farklarla belirleyen en önemli koşullardan bir tanesi olan toplumsal cinsiyet, okulda kayıtlı olmak koşuluyla, eğitim başarı düzeyinin önemi bir belirleyeni değildir. Aslında, muhtemelen okula kayıt için seçimin bir sonucu olarak, toplumsal cinsiyetin eşitsizliğin büyük bir bolümü açıkladığı tek dal, erkek çocukların dezavantajlı olduğu Türkçedir. Türkiye’deki kız çocukların eğitimi ile ilgilenenler için çıkarması gereken ders şudur. Asıl öncelik kız çocukları okula göndermek ve devam etmelerini sağlamaktır. Bir kez okula girdiklerinde, yeterince başarılı oldukları görülmektedir.
* Cinsiyet eşitsizliği, bireylerin cinsiyetleri nedeniyle hak, fırsat, kaynak ve toplumsal rollerde eşit olmayan muamele görmesidir. Bu durum ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda kadınların ve dezavantajlı grupların gelişimini kısıtlar, toplumsal adaletsizliklere yol açar. Eşit işe az ücret, iş gücünde düşük temsil ve kariyer engelleri olur. Eğitime erişimde eşitsizliği ve sağlık hizmetlerine ulaşım sorunları en büyük çıkmazdır. Karar alma mekanizmalarında ve yönetimde kadınların az yer alması. Toplumun biçtiği kalıp yargılar ve şiddet sarmalı. Bilinci artırmak ve erken yaşta eşitlik kültürü aşılamak gerekir. Hakları koruyup, yasaları uygulamalı ve güçlendirmeliyiz. Kadınların iş hayatına katılımını destekleyen politikaları desteklemeliyiz.
* Türkiye’ye yönelik uluslararası göç düzensiz göçlerin tamamı ve göçmen türleri menşe ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmişlik seviyesi, göçmenlerin yasal durumu ve göçün türüne göre değerlendirildiğinde 3’e ayrılır. Buna göre gerekli yasal çalışma ve oturma iznini alarak ülkeye giriş çıkış yapan göçmen iş gücü 1. grubu oluşturur. Bu göçmenler ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerin vatandaşlığına sahiptirler. Yasal gereklilikleri yerine getirmeden çalışma piyasasına katılan düzensiz göçmen iş gücü grubu 2. gruptur. 3. Grup, ülkelerindeki olumsuzluklardan kaçarak Türkiye’ye gelen ve uluslararası korumaya gereksinim duyan sığınmacı ve mültecilerden oluşur. Bu sınıflandırmadaki grupları kesin çizgilerle birbirinden ayırmak oldukça zordur. Nitekim düzensiz göç hareketi sınırlar arasındaki geçişin yasal olmayan yöntemlerle sağlanmasıyla gerçekleşebileceği gibi yasal yollarla ülkeye girdikten sonra o ülkede kalış hakkını devam ettirecek yasal haklara sahip olunmaması veya kalış amacı dışında bir faaliyet gerçekleştirilmesi sonucunda da ortaya çıkabilir. Turist vizesiyle ülkeye girdikten sonra bir işte çalışmaya başlayan ve vize bittiği halde ülkeden ayrılmayan göçmenler olabildiği gibi yasadışı yollarla ülkeye giren düzensiz göçmenlerin aynı zamanda iltica başvurusunda bulundukları da görülür. Bu sebeplerle düzensiz göçmenler ile sığınmacı, mülteci ve ekonomik göçmeni birbirinden ayırt etmek oldukça güçtür.
*Sonuç olarak, asil olmak ses çıkarmadan beklemek değildir. Gerektiğinde ses çıkararak bedelini ödemektir. Tarih koyunları yazmamıştır. Koyunların hiçbir suçu yoktur. Sürüyü anlatan uyumu anlatan en güzel örnektir. Tarih değişimi gelişimi yazmıştır. Asil olanlar beklemektedir. Değişim her zaman asillerden olmuştur. Asil olmak geçici bir durum değildir. Tarihte hep olmuşlardır hep olacaklardır.