Necmettin Şimşek

Bağımsız Özgürlük

Necmettin Şimşek

*Bu hafta 104.yılını kutladığımız Büyük Taarruz Haftası aynı zamanda ise 955.yılını kutladığımız Malazgirt Meydan Muharebesi’nin de haftası. Bağımsızlık ve özgürlük karakterimizdir. Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu’nun kapısı açıldı. Anadolu’ya yerleşme ve Türkiye tarihi süreci başladı. Bizans İmparatorluğu yıkılış sürecine girdi. Büyük taarruzda ise Anadolu işgali tamamen sona erdi. Mudanya Mütarekesi'nin ve Lozan Barış Antlaşması'nın yolunu açarak yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlık temelleri atıldı. Geçen zaman da değişen pek bir şey yok gibi. Belirli periyotlarda aynı şeyleri görüyoruz. Tarih tekerrürden mi ibaret?

*Bizler dış politikayı pek sevmiyoruz. Dış politika konularını yakından takip etmeyiz. Bütün dünyada siyasilerin ilgisi ise getireceği oy hesabıyla sınırlıdır. Oysa son günlerde dört bir yanımızda ülkenin güvenliğini doğrudan ilgilendiren son derece önemli gelişmeler var. Suriye üzerinden İsrail’le az kalsın savaşa tutuşuyorduk. 18 Ağustos’ta Türkiye sınırına sadece 70 km mesafede olan İdlib’deki Ebu El Duhur havaalanı İsrail uçakları tarafından bombalandı, hem de 8 kez. Bu saldırılar İsrail’in Suriye’deki ilk olayı da değil. Geçen yıl 4 Nisan’da ve 8 Eylül’de yine Türkiye’ye çok uzak sayılmayacak Humus’daki Palmira ve T4 hava üslerini vurdular. 18 Ağustos saldırıları öncekilerden daha önemli bir özelliği var. İsrail önce saldırıları üstlenmedi. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye/Irak Özel Temsilcisi Barrack’ın İsrail’i ifşa etmesi üzerine, İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan resmi açıklamada, Şara Hükümeti ile Suriye’de mevcut askeri statükonun korunacağına ilişkin bir mutabakata varıldığı, İsrail’in müteaddit uyarılarına rağmen, Suriye’nin Türkiye’nin söz konusu havaalanına yerleşmesine izin vermek üzere olması nedeniyle üssün vurulduğu ifade edildi. İsrail bu açıklamasıyla ilk kez Türkiye’yi ismen zikrederek Türkiye’nin Suriye ile yürüttüğü askeri işbirliğinin sınırlarını da kendisinin çizeceği mesajını vermiş oldu. Seçim dönemleri ilişkileri gergin ülkeler için daima krizlere gebedir. Durumu pek parlak görünmeyen Netanyahu 27 Ekim tarihinde gerçekleşmesi öngörülen seçimlere kadar bu gerginlik devam edecek gibi.

* Türkiye’nin 7 Ağustos’ta Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzaladığı, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, ardından da doğu Akdeniz ve Ege’de ilan edilen deniz milli parkları Türkiye denilince gerilen Yunanistan’ı rahatsız etti. 2027 Yunanistan için seçim zamanı olduğundan bu ortamda Türkiye’yi zor bir dönem bekliyor.

* Rusya ile aramızda soğuk rüzgârlar var. Türkiye,Rusya-Ukrayna savaşının çıktığı ilk günden bugüne kadar tarafsız kalarak arabulucu olmuştu. Erdoğan’ın Trump ile arsı iyileştikçe, Putin ile diyaloğu azaldı. Putin’in Türkiye’yi ziyaret etmesi artık gündemde bile değil. Ankara’daki NATO Zirvesinin ardından Türkiye’nin Ukrayna’ya 283 milyon dolar tutarında aralarında gelişmiş füze sistemlerinin de bulunduğu askeri malzeme satacağına ilişkin haberler ve 6 Ağustos’ta bu satışa ABD Kongresinin onay vermesi Rusya’nın sert tepkisine yol açtı.

* İran-ABD savaşı daha sürecek, orta vade de bitecek gibi değil. Bir dediği bir dediğini tutmayan Trump’ın İran’a tarihte emsali görülmemiş bir ekonomik savaş başlatacağını söylemesi geçen hafta petrol fiyatlarını 12$ birden artırdı. Biz bu artışından en çok etkilenen ülkeyiz.

*Ülkemizin dışında, her tarafımızda savaşlar ve gerilimlerden önce bakmamız gereken son dönemlerdeki en büyük sorunlarımız ise hayat pahalılığıdır. Döviz kurlarındaki baskı, yüksek cari açık ve dış finansman ihtiyacı ekonomideki kırılganlıklarımızdır. Yargı sistemine güveni tesis etmeli, hukukun üstünlüğü konularını ivedilikle çözmeliyiz.

*Sonuç olarak, bağımsızlık ekonomiyle olur. İran özelinde normal savaş etkisini göstermeyince ekonomik savaşla neler olacak göreceğiz. Bağımsızlık, başka bir gücün etkisi ve baskısı altında kalmadan kendi kararlarını alabilmesi ve özgürce yaşayabilmesidir. Üretim gücüne sahip olmak, dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarını kendi için kullanmasıyla olur. Adaletten ödün verilmez, milli ve manevi değerler korunur, eğitim ve kültür korunur. Basit bir örnek olarak Türkiye’nin Schengen vizesi sorunu var. Salgında uzaktan çalışmaya geçilmesi, seyahat yasakları ve çeşitli ülkelerin büyükelçiliklerinin personel azaltmasıyla başladı. Sonrasında ise seyahatlerin yeniden açılmasıyla Türkiye’den artan vize başvuruları karşılanmamaya başladı. Son 2 yılda sorun adeta bir kangren halinde. Türk vatandaşları vize için randevu alamamaya, vize başvurularının sonuçlanması aylar sürmeye ve çok sayıda vize başvurusu reddedilmeye başladı. Schengen vizesi krizi tur iptallerine neden oluyor. Bazı ülkeler vize randevusu için bile aylar sonraya tarih veriyor. Vize almak da önceki yıllara oranla çok daha zor. Bu nedenle satışı yapılan yurtdışı turların birçoğu iptal ediliyor. Türkiye’den Avrupa ülkelerine gidebilmek için başvurulan Schengen vizelerinin yaklaşık %50’sinin reddediliyor. Mültecilerin özellikle de Suriyeli ve Afganların elde etmiş oldukları Türk pasaportu ile Avrupa ülkelerine geçmeye çalışmaları nedeniyle Türk pasaportları daha çok incelenmeye başlandı. Yaz döneminin gelmiş olmasıyla vize talebinde bir artış yaşanıyor. Türkiye’nin 21 Kasım 2021'de, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele önlemlerinin yetersiz olduğu sonucuna varıldığı için Mali ve Ürdün ile birlikte küresel kara para aklama ve terör finansmanı gözlemcisi FATF tarafından gri listeye alınmış olması da bu vize sorununu süslüyor. Türkiye’den yapılan başvuruların ret oranı Rusya’nın 5 kat üzerinde. 2022 yılının şubat ayında başlattığı Ukrayna’ya askeri operasyon nedeniyle başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere sivil havacılık dâhil birçok alanda yaptırıma uğrayan Rusya’da, Schengen vize ret oranlarının Türkiye’den 5 kat daha düşük seviyede oldu. Türkiye bir süredir tepkili, hatta bir süre önce elçiler bakanlığa çağrılıp rahatsızlık en üst seviyede dile getirildi. Ancak çözüm olmadı. 

Yazarın Diğer Yazıları