*Bir zeytinyağı firma sahibi 1,5 yılda 46 ayrı marka üzerinden 82 kez tağşiş listesine girdi. Firma sahibi, farklı zamanlarda kurduğu 46 farklı markayla piyasaya sürdüğü ürünlerde zeytinyağına tohum yağı karıştırıyor.
Bu kısmı okumayın… 46 Farklı marka ismi var…
1926 Mehmet Selim Efendi, Alatepe Organik, Arden Ayvalık, Ege Sızma, Egeden, Güney Egeden, Lux Ayvalık, Olive Santo, Öz Tadım, Yeni Ayvalık, Zeytinbağı Trilye gibi çok sayıda marka ismi yer aldı. Aydın Egenin Efesi, Ayvalık, Ayvalık Kooperatif, Ayvalık Köy Birlik, Ayvalık Köy Koop, Azm Ayvalık, Bizim Ayvalık, Çakır Ada, Damlam Ayvalık, Damlam Ayvalık Extra Virgin, Doğal Ürünler Efe Organic, Edremit Gömeç, Edremit Sofram, Efebeyi, Ege Belenkaya, Ege Sızma, Ege Tarım Birlik, Egeden, Egelim, Gemlik, Geyikli Gold, Gold Ayvacık, Güney Egeden, Köy Tat, Lux Ayvalık, Lux Ayvalık Körfezim, Olive Santo, Öz Tadım, Özdedeoğlu, Özgü Altınoluk, Kuzey Ege Yöresi, Sazlıköy, Sicilyağ Ege'den, Tepeköy, Tvk Tarım, Yeni Ayvalık, Yeni Egeden, Yeni Körfez, Yeni Mudanya Köy-Koop, Yeşil Ayvalık, Zeytinada, Zeytinbağı Trilye Zeytinören ve Zeytinbeyli….
* Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak sebebiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilen ceza yarı oranında artırılır, 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar. Caydırıcılık yok. 46 Marka ile devam etmiş. 82 kez ismi açıklanmış. Yetkililer neredeymiş, noter gibi onaylayıp seyirci gibi beklemişler. Hâkimlere kime ne desin. Gerçeğe aykırı bilgiden ne anlaşılması gerektiği açıklanmamış, sadece yalan, yanlış veya manipülatif içerik, dezenformasyon, uydurma içerik gibi kavramlara yer verilmiş, suçun maddi unsurunu oluşturan gerçeğe aykırı bilgiden ne anlaşılması gerektiği konusunda bir açıklama yok. Gerçeğe aykırı bilgi, kime ve neye göre, hangi ölçülerle esas alınarak tespit edilecekti. Resmi makamlarca yapılan her açıklamaya itibar edilmek zorunda mıdır veya resmi makamların yaptığı her açıklama doğru olarak kabul edilmeli midir? Bu açıklamaları gerekçeli olarak reddeden, açıklamaların hatalı olduğunu bilimsel tespit ve somut gerekçelerle ortaya koyan, görünür gerçekliğe sahip, uydurma tespit ve değerlendirmelerden uzak bilgilerin halka yanılttığını veya gerçeğe aykırı olduğunu söylemek mümkün olamayacağından, bu tür haberlerin alenen yayılması da düzenleme kapsamına giren suçun konusu olamaz.
* Doğru, çoğu zaman tartışmalı ve değişkendir. Ceza hukuku ise kesinlik ve öngörülebilirlik gerektirir. Doğrunun devlet eliyle belirlenmesi, özgürlükleri tehdit eder.
Ceza hukukunun görevi doğruyu dayatmak değil, özgürlük ile düzen arasındaki dengeyi korumaktır. Bu denge bozulduğunda, ceza hukuku adaletin aracı olmaktan çıkar, düşüncenin denetim mekanizmasına dönüşür. Sadece hukuk düzeni için değil, bir toplumun entelektüel ve demokratik geleceği için de en büyük tehlikedir. Doğru bir hukuk sisteminde ceza hukuku, yanlış bilgiyle değil, tehlikeli fiillerle mücadele eder. Bilginin doğruluğunu belirlemek ve yanlış olanı düzeltmek, ceza hukukunun değil, özgür tartışma ortamının, bilimsel yöntemin ve demokratik kamusal alanın görevidir. Bu nedenle, gerçeği koruma iddiasıyla ceza kuralı ortaya çıkaran düzenlemeler, uzun vadede hem hukuki güvenliği hem de toplumsal gelişimi tehdit eder.
*Sonuç olarak, gıda enflasyonunda %36,44 olarak Türkiye, dünya genelinde 175 ülke arasında 3. sırada. OECD ülkeleri içinde ise zirvedeyiz. Her suç, ekonomi ve cezasızlıkla ilgilidir. Akıl sağlığı olmayanlar hariç kimse bilerek isteyerek ceza alabileceğini bilerek suç işlemez. Türkiye yılda ortalama 30.000 yazılımcı kaybediyor. Üstelik onlara çok ihtiyacımız olmasına rağmen. Göç sebebi ise düşük maaş ve uzun çalışma saatleri. Sultan II. Beyazıt’a Cenova’dan gemi ile gelen bir iş başvurusu mektubu var... Talep edilen pozisyon; mimar ve mühendislik… Başvuru sahibi ise, kayıtlara Likardo Usta diye geçirilen Leonardo da Vinci… Mektubun Topkapı Müzesi arşiv kayıtları için yapılan tercümesi şöyle, “Ben kulunuz, İstanbul’dan Galata’ya uzanan bir köprü yapmak isteğinizi, yapabilecek biri bulunamadığı için köprüyü yapamadığınızı duydum. Ben kulunuz nasıl yapılacağını biliyorum. Köprüyü bir bina kadar yüksek yapacağım. Çok yüksek olduğu için, üzerinden kimse geçmeye razı olmayacak. Öyle bir köprü yapacağım ki, yelkenleri fora olsa bile, bir gemi altından geçebilecek. İsteyenleri Anadolu kıyısına geçirecek bir asma köprü yapacağım. Allah inandırsın. Bu kulunuzun, hizmetinizde olduğunu bilin…” Leonardo’nun projeleri nelerdi? Mektuba 4 proje ekliyor. Bir yel değirmeni, bir su boşaltma pompası, Haliç için kemerli taş köprü ve İstanbul Boğazı için asma köprü… Peki, sonuç? Ona cevap dahi vermedik. Şimdi durum farklı çılgın projelerimiz var. Boşuna işlere aheste kamu sayesinde çok vakit harcıyoruz.