* Bir olalım, beraber olalım, işleri birlikte yapalım, ülkemiz kazansın lafları, lafta kaldı. Ülke neye niyetlendiyse araya, arabozanlar, oyunbozanlar, karıştırıcılar, set çekenler, duvar örenler girdi, ülkenin gelişmesi, markalaşması, kendine gelmesi sürekli engellendi. Falanca, filanca vurmasın da, kim vurursa vursun deyip, Ülkenin kuşlarını vuracak olanların eline ülke deresinin taşlarını vermekten çekinmeme hadisesi, bu ülkeye, tarımda, ticarette, sanayide, kültürde, turizmde sanatta, sanatkârlıkta, müzikte, güzel sanatlarda çok şey kaybettirdi. Kırık kanatlarla uçmaya çalışan halimiz meydanda. Kendimizden, kendi içimizden başarılı olanlara, başarısını ispat edenlere tahammülümüz yok.
* Biz ne mi yapıyoruz? Şunlar vurmasın da, kim vurursa vursun demenin derdinden hiç vazgeçmeden, aynen bildiğimiz yolda, bildiğimiz yanlışlarda koşmaya devam ediyoruz. Bu problemin üstesinden nasıl gelineceğini, bu karmaşadan nasıl kurtulacağımızı, yapılan yanlışların neler olduğunu gösterenler oldu. Kimse aldırmadığı gibi, parmağını dahi oynatmadı. O yanlışları gösterenler, “Hak bildiğin, doğru bildiğin yolda, yalnız olsan da yürüyeceksin!” dediler ve yalnız yürüdüler. Peşlerinden giden oldu mu? Olmadı! Olmadığı gibi, haklarında, senaryolar yazıldı, şu kadar süreleri kaldı diye ömür biçildi, dedikodulardan kuleler dizildi, tevatürler cirit attı, rivayetler ve hikâyeler köşe bucak anlatıldı. Akrep etmez, dost görünenin, akrabanın, akrabaya, tanıdığa, dost bildiğine ettiğini dercesine, halen de devam eden ve ettirilen olaylar yaşandı. O kadar tezvirat, o kadar karalama, o kadar dedikodu yapıldı da, ne oldu?
* Kamu, halkın güvenliğini, refahını ve haklarını korumakla yükümlü bir organizasyondur. Bu nedenle temel amaç halkın mutluluğudur. Kamu, halkı yönetmek için değil, onlara hizmet etmek için vardır. Modern kamuya göre kamu halk içindir. Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" felsefesiyle özetlediği bu yaklaşım, egemenliğin kaynağının millette olduğunu ve yönetenlerin halka hizmet etmekle yükümlü olduğunu vurgular. Seçilenlerin hizmet beklediği garip bir dönemdeyiz. Üniformalı herkes kendini süper güçlü zannediyor. Seçen kişi bir garip halde bunu gözlemliyor. Sebep ise kendi güvenliği ve salahiyeti olarak sunuluyor. Kendi oyuyla kendi kuyusunu kazıyor. Kamu, demokratik halk egemenliği ilkesi ve toplumsal sözleşme gereği halk için var olur. Hükümetler meşruiyetlerini yönetilenlerin rızasından alırlar; vatandaşları kamunu gücünü yalnızca birer aracı olarak görmek yerine, bireysel hakları korumak, kamu hizmetleri sunmak ve genel refahı geliştirmek amacıyla varlıklarını sürdürürler. Kamu, gücünün bir hükümdardan ya da yönetici sınıftan değil, doğrudan vatandaşlardan geldiğini vurgular. Bireylerin yaşam, özgürlük ve mülkiyete dair doğuştan gelen haklarını korumak amacıyla toplumlar oluşturup devletler kurduklarını savunmuşlardır. Kamu görevlisi seçilmiş yetkililer ve halkın ihtiyaçlarına hizmet etmekle görevli, kamuya duyulan güvenin emanetçileri ve yöneticileri olarak işlev görürler. Buna karşılık, halkın kamu için var olduğunu düşünmek, otoriterlik ve totaliterliğin bir özelliğidir. Bu ideolojilerde bireysel özgürlükler ve toplumsal amaçlar; kamunun kendi gücüne, ihtişamına veya ideolojisine tabi kılınır.
*Sonuç olarak, kamunun yapması gerekenlerin başında, yaşam, özgürlük ve mülkiyet gibi bireysel hakları korumak gelir. Sağlık hizmetleri ve eğitim gibi kamu hizmetleri sunmalıdır. Politikalar yoksulluğu ve eşitsizliği azaltarak sosyal refahı teşvik etmelidir. Kanun uygulayıcı kurumlar ve yargı sistemi kamu düzenini ve güvenliğini sağlamalıdır. Büyüme ve istikrarı teşvik etmek için ekonomiyi düzenlemelidir. Kriz dönemlerinde vatandaşlarını korumak için kararlı bir şekilde hareket etmelidir. Yasalar ve yönetmelikler adaleti sağlamalı ve vatandaşların haklarını korumalıdır. Günümüz yönetiminden de anlaşılacağı üzere, kamunun temel hedefleri vatandaşların haklarını korumak ve refahlarını artırmaktır. Yaşam, özgürlük ve mülkiyet gibi bireysel hakların savunulması söz konusu olduğunda kamu hayati önem taşır. Bu hakları koruyarak insanların toplum içinde özgür ve güvenli bir şekilde yaşamalarını sağlar. İşlevsel bir kamu, insanların dış müdahalelerden endişe duymadan hedeflerine ulaşabilmelerini sağlayan bu güvence üzerine kurulmalıdır. Bu güvencelerin yokluğunda toplumlar anarşi ve istikrarsızlığa sürüklenir, bireysel özgürlüklerin yanı sıra kamu güvenliği de tehlikeye girer. Adil ve düzenli bir toplumu korumak için kamu, bireylerin haklarını güvence altına alan, ahlaki davranışı teşvik eden ve adaleti garanti eden kurallar ve düzenlemeler oluşturur ve uygular. Bu yasalar, uygun davranışın ne olduğunu ve ihlal edildiğinde ne olacağını belirtir. Toplumsal uyum ve ilerleme için gerekli olan bu yasaları uygulayarak adaleti ve eşitliği garantiler. Vatandaşların haklarının korunması ve refahlarının artırılması kamunun görevidir. Bireysel hakları savunmak, kamu hizmetleri sunmak, sosyal refahı geliştirmek, kamu düzenini sağlamak, ekonomiyi kontrol etmek, demokratik temsili garanti altına almak, krizleri yönetmek ve kanunları uygulamak gibi çeşitli kanallar aracılığıyla toplumun büyümesi ve istikrarı için hayati önem taşır. Etkin bir yönetim ve toplumun ilerlemesi, hem kamunun gücünü hem de bireysel özgürlükleri destekleyen dengeli bir stratejiye bağlıdır.