Necmettin Şimşek

Düşman hukuku

Necmettin Şimşek

* Savaşların artık bir anda başladığı, canlı takip edildiği günümüzde, toplumsal düzenin bozulmaması için ceza hukukunun içine eklenen ve alternatifsiz bir çözüm yolu olarak düşman hukukuna gerek var mı? Devletler, kişileri vatandaş veya düşman diye ikiye ayırır ve onlara ayrı haklar tanır. Vatandaşlar için olan vatandaş ceza hukukudur ve koruyucu bir özellik taşır. Suçları gerçekleşmeden önce önleme amacına göre düzenlenir. Suç işlemiş olsa da vatandaşın hukuk sistemine itaati tam ve mevcut hukuk düzenini kabul eder. İşlenen suçun hukuk ve ceza sistemi içerisinde bir cezası vardır. Devlet, suçluyu bir şahıs olarak görür, ona haklar tanır. Düşman olarak kabul edilen, artık sadece vatandaş değildir, düşmandır, mevcut hukuk sistemine karşıdır ve aktif bir şekilde düzene karşı çıkar, muhalefet eder ve düzene rakiptir. Bu nedenle genel ceza hukukunun bir parçası değildir, pozitif genel önleme kapsamı dışındadır ve vatandaşlara tanınan haklarını kaybetmiştir. Hukuk sistemini reddettiği noktada, temel haklarını da reddetmiş sayılan düşman, bir vatandaş gibi hakları olan biri olarak kabul edilmez ve masumiyet karinesinden faydalanamaz. Düşman hukukunda, şüpheden sanık değil, devlet yararlanır. Düşman, masumiyeti ispat olunana kadar suçludur ve devlet sanığın masumiyetine dair her şüpheden yararlanır. Düşman, bir tehlike kaynağıdır ve tehlikenin varlığı yeterli sayıldığı için, düşmanın somut eylemi değil, gelecekteki eylemlerinin önlenmesi hedeflenir.

* Hukuk devleti ilkelerinin ihlali olarak adil yargılanma hakkının yok sayılması adalete güveni sarsar. Savunma hakkı kısıtlanamaz. Masumiyet karinesinin çiğnenemez. Cezalar, orantılı olmalıdır. Düşman olarak görülen kişiler, somut bir tehlike oluşturmasalar bile, sadece potansiyel tehlike olarak görülüp özgürlüklerinden mahrum bırakılamaz. Devletlerin, vatandaşlarını bizden veya düşman diye ayırması toplumsal barışı bozar. Yargı sistemine ve hukuka olan güven sarsılır. Düşman hukuku zararlıdır. İnsanların haklarını korumak yerine devletlerin güvenliğini bahane ederek temel hakların ihlal edilmesi ve hukuk devletini, devletin güvenliği odaklı otoriter bir yapıya dönüştürmesi ülkeye yapılan en ciddi zarardır.

* Dünya adalet projesinin WJP 2025 verilerine göre, hukukun üstünlüğü endeksinde Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç, Almanya ilk sıralarda yer alırken, Türkiye 143 ülke arasında 118. sırada yer alarak son 10 yılda 38 sıra geriledi. En düşük sıralarda Venezuela, Kamboçya, Afganistan, Haiti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti bulunuyor. 

Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubunda yer alan 13 ülke arasında son sırada bulunuyor. Medeni adalette 127., cezai adalette ise 106. sırada yer alıyoruz ve Sırbistan'ın ardından en çok gerileyen 2. ülkeyiz. Adaletle birlikte gelişme, toplumun sürdürülebilir ilerlemesi için en önemli temel yapıdır. Hukukun üstünlüğü ve adil dağıtım, toplumsal huzuru artırarak güven ortamı yaratır, bu da yatırım ve ekonomik büyümeyi teşvik eder. Sosyal adalet, liyakat ve eşit haklar, bireylerin potansiyellerini tam kullanmalarını sağlayarak toplumsal kalkınmayı hızlandırır. Ekonomik büyüme için mülkiyet haklarını ve sözleşmeleri koruyarak ekonomik faaliyetler için gerekli olan güven ortamını sağlar. Yatırımcıların ülkeye olan güvenini artırır ve uzun vadeli ekonomik gelişmeyi teşvik eder. Adalet, işe alım ve terfilerde liyakati sağlar. Bu durum, en yetenekli bireylerin uygun pozisyonlara gelmesine yol açarak verimliliği ve gelişimi artırır. Adalet, gelir dağılımında ise toplumsal huzurun temelidir. Eğitim ve sağlık hizmetlerinde erişim, bireylerin potansiyellerini ortaya çıkarmalarına imkân tanır. Adalet, kalkınmanın sadece belirli bir kesime değil, toplumun tüm kesimlerine yayılmasını sağlar.

* Sonuç olarak, Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Bu, liyakatin bir zorunluluk olduğunu gösterir.
Tavsiye ve uyarı değil kesin bir dille emir. Adalet göğün direğidir, yıkılırsa gökyüzü yerinde durmaz. Adalet, bireyler arası eşitliği sağlamak ve herkesin haklarına saygı duyulmasını güvence altına alırken, liyakat, bireylerin yetkinliklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini savunur.

Biri at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Adam aldığı atın hasta olduğu akşam anlamış. Sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. O saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. At o gece ölmüş. Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan adamı çağırtıp şu şekilde halletmiş:

- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine mademki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını ödemiş.

Biri tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılır Hiç heyecan bile duymayan adam bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı kişiye götürüp teslim etmek ister,

- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiyata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der. Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler

- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağıyla beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar. Kadı, her iki şahsa da çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikâhlayarak altını çeyiz olarak verir.

Yorumlar 1
Mehmet Doğanay 14 Mart 2026 01:06

Necmettin Bey 'Dusman hukuku' yaziniz son zamanlarda okudugum; adalet konulu ve nokta atisi tesbitlerle dolu bir yazi olmus kaleminize ve yureginize saglik

Yazarın Diğer Yazıları