Necmettin Şimşek

Gerçekten korkunç

Necmettin Şimşek

* Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkân yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali'nin insanı yaşat ki devlet yaşasın öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir dedi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan.

* Mersinde psikolog 25 yaşındaki Melis Kuş cipiyle, önündeki aracı sollamak istedi. Kuş’un direksiyon kontrolünü yitirdiği cip, karşıya geçmek için bekleyenlerin arasına daldı. Kuzenler Nejla Öztürk (16), Zehra Serdil Atak (18) ve Kübra Güney'in (15) yaşamını yitirdi. Yaralanan Kübra Güney'in ikiz kardeşi Büşra Güney (15), Burkan Acar (21) ve Yunus Bagı (35) ise sağlık ekibinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan Büşra Güney de 18 günlük savaşı kaybetti. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü Melis Kuş, sevk edildiği adliyede tutuklandı. Olayla ilgili soruşturmasını tamamlayan Cumhuriyet savcısı, sürücü Melis Kuş hakkında iddianamesini hazırladı. Kuş için birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan toplam 22.5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Her genç için biçilen değer 5,5 yıl sadece. Kısas bu mudur?

* Savcı Osman Yarbaş Adana-Konya arasında uyuşturucu ticareti yapan bir örgütü yönetti. Polislere uyuşturucu taşıttığı söylenen Yarbaş hakkında 48 yıla kadar hapis cezası istendi. Konya'da 25 kilogram eroin yakalanması olayına ilişkin dönemin Savcısı Osman Yarbaş ve iki polisin de aralarında bulunduğu 21 şüpheliye dava açıldı. Hakkında 48 yıla kadar hapis cezası talep edilen Yarbaş'ın uyuşturucu ticareti yapmak amacıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurduğu iddia edildi. Doğu illerinden temin ettikleri uyuşturucuyu Adana üzerinden getirdikleri Konya'da sattıkları öne sürüldü. İddianamede, bu kapsamda yedi ayrı uyuşturucu ticareti yapıldığı tespit edilirken, yakalanan toplam uyuşturucu madde miktarı ise 43 kilo 600 gram oldu. Sonra Konya uyuşturucu satıcısı neden azalmıyor. Konya'da özel kliniğinde uyuşturucu etkili ilaçları para karşılığı reçete eden psikiyatri uzmanı Dr. Ferit Karaduman, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 15 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

* Bazen büyük sorunlara bakmamız istenir ama öncelik hep basit sorunlardadır. Ayrıntılara bakarak sıralama yaparak sorunlar çözülür. Ülkenin ekonomik sorunlarına bir bakın. Enflasyonla mücadele ettiğini söyleyenler toplumun bu konudaki güvensizliği üstünde hiç durmuyor, bu güvensizliği yok etmeden enflasyona karşı başarılı olunmasının çok zor olduğunu görmüyor ya da görmezden geliyor. Yabancı yatırım çekmenin tek yolu olarak önemli teşvikler getirmenin gerektiğini düşünenler, hatta bunu yeterli görenler sonra tutuyor bu kadar adım attık, teşvik sağladık, yabancılar hâlâ niye gelmiyor, Türkiye’de niye yatırım yapmıyor diye şaşırabiliyor. Bu köşede doğrudan yabancı sermaye girişinin ne kadar önemli olduğunu çok kez yazdım. Yabancıların Türkiye’deki ve yatırımların çoğu kurulu bir tesisin el değiştirmesinden ibaret. Bu da ne yeni bir üretim demek, ne yeni bir istihdam, ne de yeni bir vergi geliri. Olan biten yalnızca döviz giriş çıkışı, o kadar. Doğrudan yabancı sermaye girişinde genel eğilim aşağı yönde, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında AB’ye tam üyelik müzakereleri sürecinde tırmanan ve yıllık olarak 15 milyar doların üstüne çıkan net giriş bir daha o düzeyleri göremedi. Bir yılda Türkiye’de yapılan net yatırım 10,1 milyar dolar, yurt dışındaki yatırım 7,8 milyar dolar ve net tutar yalnızca 2,3 milyar dolar.

*Sonuç olarak, yabancı yatırımcının Türkiye’de yatırım yaparken temelde ne arayacağını herkes biliyor, tekrara gerek yok. O yüzdendir ki kendini garantiye almak isteyenler Türk mahkemeleri yerine Londra’yı adres gösteriyor ve gücü yetenler bunu sağlıyor. Gerçi bunu yapanların çoğu Türkiye’de yargının iyi işlemeyeceği değil, gün gelip belki çok daha iyi işleyeceği kaygısıyla bunu tercih ediyor. Yabancıların Türkiye’de yatırım yapıp yapmayacağını tartışmak da insana bazen tuhaf geliyor. Sanki Türk yatırımcılar Türkiye’de yatırım yapmaya çok niyetli mi ki yabancılar niye gelmiyor diye bir sorgulama içine girmek gereksin. Şu son iki haftada yaşananlara bakan hiç kimse Türkiye’de olan bitene akıl sır erdiremez. Bu koşullarda kalkıp Avrupa’dan, ABD’den ya da Uzakdoğu’dan gelip Türkiye’de yatırım yapmak cazip midir? Kendinizi onların yerindeymiş gibi düşünerek bakmayı deneseniz Türkiye’ye carry trade dışında para getirmeyi düşünür müsünüz? Bu da ülkenin zararına olan bir durum. Konu basit. Empati yapmayan kamuda olmamalı… Gerçekten korkunç olan bu.

Yazarın Diğer Yazıları