Necmettin Şimşek

Kibar hırsız

Necmettin Şimşek

* Dikkatinizi önce hangi kelime çekti ise garip olan o kelimedir. Kibar hırsız mı olurmuş? Olur. Hem hırsız hem gaspçı mı olsun, hem hırsız hem katil mi olsun, hem hırsız hem tecavüzcü mü olsun… Kibar olsun olabildiğince. Dikkatinizi çeken kibarlık olmamalı. Hırsız dolu etrafımız. İnsanlık tarihi kadar uzun bir geçmişi olan hırsızlık, bireysel boyutta ve şahsi öç alma aracı bir eylem olarak kalmamış, kamu düzenini ihlâl eden bir suç sayılarak ilk toplumlardan itibaren cezalandırılmıştır. Hırsızlığın bütün toplumlarda suç olarak görüldüğü, fakat hangi tür eylemin hırsızlık sayılacağı ve ne tür bir yaptırım ile cezalandırılacağı toplumlara ve dönemlere göre değişiklik göstermiştir. Biz bu hafta en uğursuz olan hırsıza bakacağız. Dünyadaki en uğursuz hırsız başkalarının refah ve saadetini çalan hırsızdır. Mal veya para kazanılabilir. Kaybedilebilir. Huzur ve mutluluk insan olanlar içindir. Basit olan hırsızlığa değil nitelikli hırsızlığa bakacağız.

* Son dönemlerde ekonomik olarak gerilediğimiz için öne geçmek isteyenler kolay olarak hırsızlık yapmaktadır. İcra dosyaları 25 milyona yani her 3 kişiden 1’i icralık duruma ulaşarak rekor kırdı, 120.000 esnaf dükkânını kapattı, her gün için ortalama 330 esnaf demektir. Son 5 yılda piyasadan silinen esnaf sayısı ise 606.843’e ulaşarak devasa bir ekonomik boşluk oluşturdu. Hırsızlık, kandırma üzerine, ikna üzerine kolaylaşmıştır. İnternet dönemi olmasını geçtik arık yapay zekâ ile görüntülü hırsızlıklar meşhur oldu. Ülkedeki bütün kişisel datalar alt katman internette bulunabiliyor. 3TL ile 35TL arasında kişisel veriler satılıyor. Hırsızlık eskiden zordu. Şimdilerde kolay. Bu verilerle toplu hırsızlıklar yapılıyor. 8 yıldır ekonomik kriz içinde olduğumuz malum ve bu müzmin durum artık normal sayılıyor. Kriz halinin bu kadar uzun sürmesinin topluma ve piyasalara normal gelmeye başlaması da başka bir garip durum. Sıradan politikalarla ve birazcık sorumlulukla bile sevk ve idare edilen herhangi bir ekonomide kriz en fazla 2 yıl sürecekken bizimkinin 4 katına ulaşması hiç normal değil. Toplumun canını yakıyor ve ülkenin gururunu kırıyor. Büyük, güçlü, dinamik ülke sıfatlarıyla çelişiyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, aylık enflasyonun 63 ay sonra ilk kez 2 ay üst üste %1’in altında gerçekleştiğini söyledi. Başkan tam 63 ay boyunca yani 5 yıldan fazla süredir ekonomi yönetiminin performansına dair bir fikir de vermiş oldu. 2026’nın resmi hedefi orta vadeli programa göre %16, Merkez Bankasının anketinde beklenti %23,23 ama gerçekçi hesaplamalar %25’in altında bir rakamı imkânsız görüyor. 2026 sonunda rakam %25 olursa bile bu başarı sayılacak. Çünkü enflasyon geçen yıla göre artmamış biraz daha azalmış olacak. Cumhuriyet’in 100. yılı için yazılan 2023 hedeflerine göre ise yıllık enflasyon %5 olacaktı. Nereden nereye geldik…

* İşini layığıyla yapmayanlar ve yalan söyleyerek menfaat elde edenler uğursuz hırsızlardır. Mal çalanlar bunların yanında yeteneksizdirler. Malı satıp para elde ederler sadece. Uğursuz hırsızlar ise toplu olarak hırsızlık yaparlar. Son dönemlerde sıfatlarla oynayarak olayları küçümseme sonrasında ise bu küçümsemenin ülkece başımıza neler açtığını hep beraber görüyoruz. Suça sürüklenen çocuk, başıboş köpek gibi saçma sıfatlar. Bozuk olanı tamir edersin, kırılanı onarırsın. Çürüyen için yapabileceğin hiçbir şey yoktur. Onarım kabul etmez, reform tutmaz. Yeni baştan inşa gerekecektir. Ekonomik krizin aksine çürüme, yapıyı bir arada tutan yasaları işlevsiz kılar. Başka yasalara itaat edilmeyen yerde çürüme, tek yasa olur. Çürümenin çaresi yoktur. Devrini tamamlayacaktır. Çürüme bir kez başlamaya görsün, hükmünü icra edene dek sürecek ve bir sonraki yapının gübreliği olacaktır. Kötü haber; çürüme başladığında engellenmiyor oluşudur da iyi haber; bir sonraki yapının fidanının boy atacağı, yeni bir geleceğin vaadi olan gübreliğe dönüşeceğidir. Toplumu çürüten, bireyler arasındaki asabiyetin azalmasıdır. Türkiye’de kriz yok, çürüme var. Çürüme 4 evrelidir. Zor zamanlar güçlü liderler doğurur, güçlü liderler kolay ortamlar üretir, kolay ortamlar zayıf liderler var eder ve sonuncu evre zayıf liderler zor zamanları geri getirir.

* Sonuç olarak, korku aklın katilidir. Yöneticiler şunu bilmelidir. Temel 4 unsur olmalı ki sorunlarla başa çıksınlar. Neyin başarılması gerektiğine dair net bir vizyon, bunun nasıl başarılabileceğine dair bir anlayış, sorunun ne kadar ciddi olduğunun ve ne kadar acilen ele alınması gerektiğinin farkında olmak ve en önemlisi de görevi anlamlı bir şekilde üstlenme cesareti ve belki de yeteneği. Kamu hizmetlerimizi neden kökten değiştirmemiz gerekiyor? Çünkü amacına uygun değil ve ekonomimizin omuzlarında taşıyamayacağımız kadar ağır bir yük halde. Değişimin tek kesin şey olduğunu ve bu değişimi benimsemeyen kurumların, siyasi partilerin, kültürlerin ve ülkelerin, başlangıçta ne kadar iyi veya büyük olurlarsa olsunlar, durgunlaştığını ve sonunda öldüğünü veya yok edildiğini söylüyordu.  Kör sadakat ve itaat kültürüne olan bağımlılığı onu uçurumdan aşağı sürükleyen ve körü körüne sadık ve itaatkâr olanların çoğunu da beraberinde götürür. Kamu hizmetindeki insanları şu anki harap durumundan sorumlu tutmanın gerçekten bir anlamı yok. Bu duruma doğru kayma bir süre önce başladı. Bu insanlar kültürün etkisi altına girdiler ve bireyselliğe ve istisnailiğe şüpheyle yaklaşan, değişime direnmeyi ve statükoyu savunmayı arzulayan kolektif içgüdülere teslim oldular. Tükenmiş kültürler böyle hayatta kalır ve güçlü bir dış güç müdahale etmedikçe kendi kendilerini yok edene kadar kendilerini sürdürürler ki ardı ardına gelen yöneticiler bunu yapmadı. Kamu hizmetimiz de modern ekonominin ihtiyaçlarına ve hızına ayak uyduramıyor. Her seviyedeki birçok iyi insan, miadı dolmuş ve tehlikeli bir hale gelmiş, kendini düzeltmeye çalışan bir geminin ağır balastı gibi olan bir kültürün esiri olmuş durumda. Kamu hizmetinin ve ülkenin iyiliği için bu durum hakkında acilen bir şeyler yapılmalı.
 

Yazarın Diğer Yazıları