* Yeni nesil suç örgütü tanımlamasını güzide medyamızın süper akıllı kalemleri buldu. Suç veya suçlunun başına sonuna birkaç kelime ekleyince kibarlaşıyormuş. Suça sürüklenen çocuk gibi. Suç varsa suçlu da vardır. Çocuk ne alaka. Suçlu. Sadece suçlu, yaşı, konumu, boyu, kilosu, saç rengi olayın absorbe edilmesinden başka bir şey değil. Organize suç örgütleri yol açtığı maddi ve sosyal zararlar bakımından ciddi bir tehdit oldular. Suç örgütleriyle etkin ve yetkin mücadele etmesine rağmen bu suç örgütleri fırsatını bulduklarında yeniden organize oluyorlar ve ciddi manada vatandaşa ve devlete zarar veriyorlar. Suç örgütü devletin koruması altında veya devletin birtakım yöneticileriyle girmiş oldukları kirli ilişkiler, rüşvet ve şantaj yollarıyla bürokraside, siyasette, politikacılar arasında ciddi manada destek bulmuşlardır. Organize suç terimi, ilk kez 1920’li yıllarda ABD’de kullanılmıştır. 1960’lı yıllarda ise mafya ve organize suç örgütleri terimleri eşanlamlı iki kavram olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1990’lı yıllar, Türkiye’de organize suçların büyüdüğü, faaliyet alanlarının genişlediği ve etkinliğinin arttığı bir dönemdir.
* Organize suç örgütünü kuran çete lideri ve birçok suç örgüt elamanı bu örgüte katıldıktan sonra kendilerine yasal bir görüntü vererek ekonomik yönden de güçlenerek yasalara uygun davranan iş insanı gibi hareket etmekte bazı yazılı ve görsel medyanın desteğiyle ve yaptırdığı okul, fakir öğrencilere yardım, afete uğramış bölgelerde yaptığı çeşitli ayni ve nakdi yardımlar neticesinde devletin birçok kurumundan ve ülkemizde ki vakıflar tarafından madalyalar ve plaketlerle ödüllendirilip yasal bir yapılanma gibi kendilerini lanse etmekte ve kendilerine itibarlı iş insanı görüntüsü vermektedirler. Siyasi partilerin organizasyonlarında boy göstererek, yapılan yerel ve genel seçimlerde taraf olarak seçimlere müdahale ederler. Bazen seçime giren belediye başkanlarına ve milletvekillerine, kalabalıklar toplayarak oy ve parasal yardım yaptıkları da bilinir. Organize suç örgütü lideri ve mensupları işlediği suçları ve yaptığı eylemleri kısacası yasal olmayan illegal faaliyetlerini, yeraltında ve toplum dışında kalarak değil, aksine legal ve meşru bir görüntü altında toplumun bazı kesimlerinin, siyasilerin, devletin birtakım organlarının desteğiyle ve göz önünde sürdürürler.
* Amaçlarına ulaşmak için şantaj, korku, şiddet ve tehditle organize suç örgütleri, ekonomik açıdan yeterli seviyeye ulaştıktan sonra suç örgütü lideri, iş insanı kimliğinde, ekonomik yönden kalkınmış, gelir seviyesi yüksek, saygın, kültürlü, dünyayı tanıyan, okumuş, diksiyonu düzgün, güzel giyimli, medyatik, sanat çevrelerince benimsenmiş, itibarlı biri izlenimi verirler. Çeşitli hayır kurumlarına ve yardıma muhtaç olan insanlara bağış ve destekte bulundukları, ihtiyacı olanların ihtiyacını gördükleri, birbirleriyle problemli olan insanların arasını hakemlik yaparak aracı oldukları ve bu işten kazanç sağladıkları, siyasilere yakınlık kurarak belediye ve milletvekili seçimlerinde kendilerine sponsor oldukları, maddi destek sağladıkları ve seçtirdiği belediye başkanları ve milletvekilleri üzerinden kendilerinin devletle olan işlerinde yasama, yargı ve yürütme birimlerinde bu seçtirdikleri siyasiler üzerinde nüfuz kurmaya çalıştıkları ve bunlar üzerinde rant sağladıkları, dokunulmazlık zırhına büründükleri, kendileri ve çete üyelerine yönelik haklarındaki telefon dinlemeleri ve soruşturmaları önceden haber alarak kendilerini sağlama aldıkları, yardımsever, iyiliksever, iş gören vatandaş görünümü çizen organize suç örgütleri değişen kültürel temelleri kendilerine referans aldıkları ve bu yönde davranış sergiledikleri bu sergilediği davranışları kendi liderliği ve suç örgütü üyelerini korumak, kollamak için kullandığı görülmektedir. Organize suç örgütleri günümüzdeki değişmelere bağlı olarak çok farklı şekillere, çok farklı yapılanmalara büründükleri ve örgütlülüğünü bulunduğu ülkelerin, demografik, siyasal, az gelişmişlik, demokratik, kültürel, sosyolojik, teknolojik ve ekonomik durumlarına göre çağa uygun bir şekilde yeniden düzenledikleri görülmektedir.
*Sonuç olarak, Mevlana’nın üşüyen serçe hikâyesini hatırlayalım. Her üstümüze pisleyenin düşman, her pislikten çıkaranın ise dost olmayacağını hiç unutmayalım. Haberlerde çete operasyonlarına baktığımızda, sürekli bir takım suç örgütü üyelerinin yakalandığını görüyoruz. 2025 yılında uyuşturucu operasyonlarında tutuklananların sayısını 43 bin 524. Bu kadar uyuşturucu ne zaman nasıl ülkemize geldi. Bu kadar uyuşturucuyu kim neden getiriyor. Türkiye %6,89’luk oranıyla dünyadaki 193 ülke arasında en fazla organize suç işlenen 12. Ülke oldu. Ülkemiz, aynı şekilde organize suçla mücadele ve dirençlilik alanında 3,54’lük puanla 193 ülke arasında 153. Sırada. Bu rakamların bu gördüklerimizin tamamı ekonomik durumdan meydana gelmektedir. Ramazan ayında yaptıklarımızın tamamı İslam dininin sosyal tarafıdır. Sadece empati yapabilenler kazanacaktır. Adalet ne kadar zayıflarsa, suç örgütleri o kadar güçlenir. Eğer suç baronları serbest bırakılıyor, kara para aklayanlar sistemin içine sızıyor ve çocuklarımız ekranlardaki sahte kahramanlık hikâyeleriyle suç örgütlerinin ağına düşürülüyorsa bu ülkenin en büyük sorunu artık sınırların ötesinde değil, bizzat sokaklarımızdadır. Türkiye, geri dönülemez çukura yuvarlanmamak için hukuku yeniden tesis etmek zorundadır. Aksi takdirde, her gün yeni bir çete ismi ezberlemeye ve çocuklarımızı karanlığa kurban vermeye devam edeceğiz.