Ömer Kocabaş

Butlan Kılıçdaroğlu

Ömer Kocabaş

Bir köşe yazısında yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’nun adını kullanacağım aklıma gelmezdi. Türkiye’de yaşıyoruz, ülkemizde olmaz diye bir şey yok ama Kılıçdaroğlu benim için çoktan arşivdeki yerini almıştı. Fakat yargının CHP kongresi ile ilgili vermiş olduğu mutlak butlan kararıyla Ankara’da bir güneş gibi yeniden doğan Kemal Kılıçdaroğlu ile karşı karşıyayız(!)

Mutlak butlan kararı ne anlama geliyor, CHP’yi karar sonrasında ne bekliyor vb. soruların cevabı ben de yok. Açıkçası umurumda da değil. Ankara’da yaşıyor olsam da sıkıcı Ankara gazeteciliği ile işim olmaz. Nasıl olsa işin sonunda herkes işine geldiği gibi yorumlayıp, ona göre kendisine bir saf belirleyecek. CHP seçmeninin büyük bir kesimi ve onu gazlayan CHP yandaşı medyanın tamamı ortada bir yargı darbesi olduğu konusunda hemfikir. Ne alâkası var, mahkemeye gidip CHP kongresindeki usulsüzlükleri şikâyet eden de CHP’lilerdi, belediyelerdeki yolsuzlukları da… Yetmeyip itirafçı olup bütün detayları anlatanlar da yine CHP’lilerdi demenin bir anlamı, mantığı yok. Bütün bunların doğru olmasının CHP seçmenin büyük çoğunluğunda bir karşılığı yok…

Ortada mantık diye bir şey olsa CHP seçmeninin ve partililerin bugün yerin dibine sokmaya çalıştıkları Kemal Kılıçdaroğlu’nun, üç sene önce bu zamanlar genel seçimde oy verdikleri aynı Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu fark edememeleri imkânsızdı. 13 yıl boyunca partiyi yöneten Gandi Kemal lakabını taktıkları, pandemi döneminde evlerinin mutfağında karısıyla birlikte çektiği videoları büyük bir aşkla izledikleri isim de yine aynı Kılıçdaoğlu’ydu. Mütevazıydı, bilgeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında durabilecek tek isimdi falan. Tuğla şeklinde sıralanıp gidiyordu Kılıçdaroğlu’nun özellikleri. Sonuçta uçmanın bir sınırı yoktu.

2023 seçiminde Kılıçdaroğlu yüksek bir oy aldığından Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalmıştı. Kılıçdaroğlu, sokakta birbirini görse selam vermeyecek insanları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı gazlayıp bir araya getirmişti. Seçmeni artık ne demekse o Kılıçdaroğlu’na Pirom demeye başlamıştı. Geliyordu gelmekte olan, Kılıçdaroğlu seçimi kazanıyordu. Yahut onlar öyle sanıyordu. Elbette işin sonu öyle olmadı. Çok değil üç sene önce bu kadar sevdikleri, ilgi gösterdikleri bir ismi bugün yerin dibine sokup sokup çıkaran bir seçmen kitlesine ne denir inanın bilemiyorum.

CHP’liler, yıllarca AK Parti’yi destekleyen vatandaşa edilmedik hakareti bırakmadılar. Bidon kafalı, koyun, makarnaya oy satanlar edilen hakaretlerin en kibarları arasında. Diğerlerini yazıp kalmışsa biraz utanmaları, CHP’lileri daha fazla utandırmayalım. İşin tuhaf tarafı CHP’liler AK Partilileri koyun gibi düşünmeden sürekli AK Parti’ye oy vermekle suçluyorlar. Kendilerini ise sorgulan, araştıran, bunların sonucunda bir çıkarım yapıp oy veren bir kitle falan zannediyorlar. Öyle olmadıklarını elbette kendileri de çok iyi biliyor ama böyle bir imaj çizmek havalı görünüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında aday olsa terliğe bile oy veririz diyen bir kitlenin zekâsından korkarım. Çekinmem, korkarım çünkü bu zekâ seviyesindeki bir kitlenin ülkeyi hangi uçuruma götüreceği belli olmaz.

Aynı kitle geçmişten bugüne Kılıçdaroğlu ne derse harfiyen yaptı. Vakti zamanında Kılıçdaroğlu Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı göstermişti. Kendi çaplarında homurdanmaya çalıştılar. Kılıçdaroğlu çıkıp, tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz dedi. Dediği gibi tıpış tıpış gidip oy verdiler. Kılıçdaoğlu’nu MHP ile seçim ittifakı yaparken de desteklediler, Dem’lilerle ittifak yaparken de… Kılıçdaroğlu, aşkın gözü kördür lafının vücut bulmuş haliydi. Adam gerçekten işini biliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan nefretiyle bir araya getirdiği kitleyi hamur gibi yoğurup istediği şekli verdi. Bunu 13 yıl boyunca da başardı.

Gün geldi Muharrem İnce’yi aday gösterdi, gün geldi aynı İnce’yi kapının önüne koydu. Seçim sürecinde adam kuantum fiziği biliyor diye destekleyen CHP seçmen kitlesi, Kılıçdaroğlu’nun bir lafıyla aynı İnce’yi sarayın adamı, sarhoş ilan etti. Yetmedi Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığına bizzat kendisi aday oldu. Partide koltuğunun sallandığının farkındaydı. İmamoğlu rüzgârı pis esiyordu. İşin sonunda kumpasla geldiği genel başkan koltuğundan yine bir başka kumpasla ayrılmak zorunda kaldı. Şimdi mahkeme kararıyla yeniden koltuğa oturdu. Dikiş tutacak mı tutmayacak mı zaman gösterecek. Aslında umurumuzda da değil. Bırakalım ne hâlleri varsa görsünler. Sonuçta Kılıçdaroğlu iki sene koltukta oturmayı başarırsa seçim zamanı ona veya onun işaret ettiği bir başka bir isme tıpış tıpış gidip oy verecek bir kitleden bahsediyoruz. Kendini bir şey sanan bu kitleye ayırdığımız zamana, harcadığımız enerjiye yazık.

Rahmetli Engin Ardıç hayatta olsa bu konuyla ilgili çok makara yazılar yazardı. “Kurultayların Kemal” lakabını bizzat Engin Ardıç takmıştı. Dünya’da, bölgemizde bu kadar sorun varken, ülkemizde ekonomi başta olmak üzere kronik sorunlarla uğraşırken CHP ve onun seçmen kitlesiyle anca makara yapılır. Ciddiye alınacak bir tarafları yok, karikatürize tiplere dönüşmüş durumdalar. Birbirlerini yemelerini büyük bir zevkle, gülerek izleyeceğiz. Diğer türlü dediğimiz gibi bunlara harcadığımız zamana yazık…

Yazarın Diğer Yazıları