Geçtiğimiz hafta kabinede iki değişiklik yaşandı. Adalet ve İçişleri Bakanları değişti. Hemşerimiz Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı olurken, son dönemdeki kritik davalarla ön plana çıkan Akın Gürlek ise Adalet Bakanı oldu. İnşallah yaşanılan bu değişimin yansılamaları iyi olur, vatandaşın şikâyetçi olduğu kronikleşmeye yüz tutmuş sorunlara kısa zaman da çözüm bulunur.
Kabine de bir değişim yaşanılacaksa benim aklıma ilk olarak Mehmet Şimşek’in ismi gelirdi. Bu sefer olmadı ama umarım en kısa zaman da bir değişiklik olur da Mehmet Bey de görevi devreden bakanların arasına katılır(!) Yanlış anlaşılmasın Mehmet Şimşek ile kişisel bir problemim yok. Sıradan bir vatandaş gibi kendisini haberlerden takip ediyorum. Mehmet Şimşek ekonominin başında olduğu için sembol bir isim. Ekonomimiz iyi gitse takdir edeceğimiz gibi kötü gidince de elbette faturayı ona çıkaracağız. Mehmet Şimşek yaklaşık üç yıldır ekonominin başında. Bir kurtarıcı gibi gelmişti. Lakin üç yıllık performansı ortada. Göreve geldiğinde döviz kurları ne kadardı, şimdi ne kadar? Yazıyı rakamlara boğmayı pek sevmem merak eden baksın…
Enflasyonun yüzdelik olarak düştüğü söylenebilir ama ne piyasa da ne de vatandaşın cebine yansımasında ekonomi yönetimimizin bahsettiği rakamları göremiyoruz. Mehmet Şimşek ve ekibi ekonomi alanında oldukları için rakamlarla, yüzdelerle, oranlarla konuşmayı seviyorlar. Haklarıdır, buna bir şey diyemeyiz fakat konuştuklarının büyük bir kısmı sembolik kalıyor, bahsettikleri rakamların gerçek hayatta bir karşılığı yok. Yeni bir yıla girdik, değişen bir şey yok. Pandemi döneminden beri aynı şeylerden şikâyet etmeye devam ediyoruz. Niyetim herkesin bildiği şeyleri tekrar edip sıkıcı bir ekonomi yazısı yazmak değil ama bazı şeyleri de hatırlatmak gerekiyor. Biz yıldığımızdan, yorulup bıktığımızdan sesimizi çıkarmazken ekonomi yönetimimiz her şeyin yolunda olduğunu sanıyor. Rakamların dünyasında yaşamaktan gerçek hayatla ilişkileri kalmamış.
Memur ve emekli zamlarının belirleneceği aralık ayında enflasyon çok düşük çıkmıştı. Aynı şekilde eylül ayından beri kademeli bir düşüş yaşanmıştı. Merak edenler oranlara bakabilir. Ne hikmetse maaş zamları belirlenip, iş bitince ocak ayı enflasyonu bir anda fırladı. Her şeyi rakamlarla, bilimsel ekonomik terimlerle açıklayan Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimimiz, ocak ayındaki enflasyondaki fırlamayı maaşlara zam gelince piyasadaki ürünlere de zam geldi, ondan dolayı enflasyon arttı sığlığıyla açıklamayı tercih etti. Bunun böyle olacağı elbette belliydi. Ekonomi yönetimimizin görevi Ticaret Bakanlığı ile el ele verip bunun için önlem almak olmalı. Fakat serbest piyasa masallarıyla hareket edildiğinden bir çözüm yok. Aynı yerde dönmeye devam ediyoruz.
Sırf maaş zamları düşük tutulsun diye bastırılan enflasyon oranı biraz kendi hâline bırakılınca hemen yükseldi. Şubat enflasyonu da kesin yüksek çıkacak. Döviz kurları da beş, on kuruş artmaya devam ediyor. Böyle giderse dolar her ay bir lira artmış olacak. Elbette olan yine vatandaşa olacak. Birkaç yıl içerisinde tek haneye düşürülmesi beklenen enflasyon hedefinin karşılığının olmadığının herkes farkında. Merkez Bankası bile kendisi ile çelişmemek için beklentisini yükselti. Ekonomi yönetimimize bakarsanız size borsaya şu kadar dış yatırımcı geldi der. Güven notumuz bilmem ne oldu der. İhracat rakamlarından, turizm gelirinden bahseder falan. Fakat günün sonunda sıradan vatandaş aynı hayat pahalılığıyla uğraşmaya devam ediyor.
Mübarek Ramazan ayı geliyor. Her yıl klasikleşen fırsatçılık başladı. Et, süt ürünleri, temel gıda maddelerine bahsedilen enflasyon oranlarının neredeyse 10 katı zam yapıldı. Ekonomi yönetimimiz de bizimle birlikte izlemeye devam ediyor. Ticaret Bakanlığı da aynı masalı anlatıyor. Fahiş fiyat artışlarıyla ilgili denetim yapılıyormuş, ceza kesiliyormuş falan tabii ki yerseniz… Adamların binlerce şubesi var, kesilen milyonlarla ifade edilen cezalar birkaç günlük kârları bile değil. Cezadan sonra indirim bile yapmıyorlar aynı fiyat devam ediyor.
Devletin yönetimindeki Tarım kredi marketlerindeki fiyatlar ortadayken üç, dört harfli zincir marketlere doğrusu pek laf söylenemiyor. Al birini vur ötekine yani. Bakanlık kendi bir şey yapamayınca topu vatandaşa atıp, fahiş fiyat artışlarını şikâyet edin diyor. Şikâyet edince bir şey olmayacağını bilen vatandaş artık yıldığından etiketlere bakıp ekonomi yönetimimizin kulağını çınlatıyor. Çünkü elinden sadece bu geliyor.
Mehmet Şimşek’in liderliğindeki ekonomi yönetiminin üç yıla yaklaşan performansı ortada. Geleceğe doğru pembe hedefler belirleniyor. Gelecek geldiğinde ise bir bahaneyle hedefler öteleniyor. Rakamları, oranları bilmem ama ne piyasanın ne de sıradan vatandaşın ekonomi yönetimine güveni kalmadı. Burada bir kan değişimi şart. Sosyal medyadaki linçe kurban edilen Berat Albayrak mı olur yoksa başka güçlü bir isim mi bilmiyorum ama değişim şart. Bu ülkenin aynı masallarla bir yılını da kaybettirmeye kimsenin hakkı yok…