Ömer Kocabaş

Futbol ergen eğlencesi değildir

Ömer Kocabaş

A Milli Takım geçtiğimiz hafta Kosova’yı yenerek 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmayı başardı. Millilerin başarısıyla gurur duyduk. Fakat Play-Off aşamasında oynadığımız Romanya ve Kosova maçlarının öncesi ve sonrası ile ilgili bir şeyler söylemekte farz oldu. Olmaz ama belki birileri ders alır, Dünya Kupası öncesinde ve kupa esnasında aynı densizlikler, çapsızlıklar tekrar etmez…

Z kuşağı diye adlandırılan gençlerin neredeyse tamamı katıldığımız son Dünya Kupası’nı hatırlamıyordur. O zaman en büyüğü beş, altı yaşında ya vardır ya da yoktur. Dünya Kupası’na çeyrek asır sonra katılmamıza en çok onların sevinmesi gerekirdi ama nerede… Elbette bütün kuşağı aynıymış gibi değerlendirmek doğru değil. İçlerinde farklı, aklı başında insanlar da var. Fakat büyük çoğunluğu benzer zihniyette, azınlığın sesi de fazla çıkmıyor. 

Dünya Kupası’na katılamasaydık Milli Takım teknik direktörü Montella başta olmak üzere bütün takımı yerden yere vuracaklardı. Dünya Kupası vizesi alınca da “fazla abartmamak lazım. Romanya ve Kosova’yı yenemiyorsak Dünya Kupası’na da gitmeyiverelim bir zahmet. Dünya Kupası’na katılan takım sayısı yükseltildi de o sayede gidebiliyoruz” vb. birçok içi boş, çiğ, saçma yorum yapıldı. Dünya Kupası’nı kaç sefer kazanmış İtalya Play-Off’da Bosna-Hersek’e elenerek kupaya katılamadı. Boşnak kardeşlerimiz için sevindik orası elbette ayrı. Futbol her zaman için sürprizlere açık bir oyundu, güzelliği de burada. Play-Off’lar sıkıntılıdır. Z kuşağı büyük bir ihtimalle hatırlamıyordur veya yapay zekâya sormadan bilemez ama 2004 yılında Letonya’ya Play-Off’da elendiğimiz için Avrupa Şampiyonasına katılamamıştık. Yani olmayınca olmuyor…

Oynadığımız son iki maç öncesi ve sonrasında takım kadrosuyla alâkalı yapılan yorumlar ise komik ve saçmaydı. Hocanın tercihleri elbette eleştirilebilir, yorum yapılabilir ama sırf kendi takımını kayırmak için şu oyuncu niye oynamıyor, bu oyuncu neden kadroya alınmadı diye yorum yapmak gerçekten saçma. Lafı gevelemeyi sevmem, doğrudan söyleyeyim; Beşiktaş taraftarının büyük bir kısmının Milli Takım’a bakış açısı sıkıntılı. Saplantılarından bir türlü kurtulamıyorlar. İki, üç senedir bir Semih Kılıçsoy türküsüdür bıkmadılar. Baskılarından dolayı yetenekli, genç bir futbolcu kendisini yeterince geliştiremiyor onun bile farkında değiller. 

Semih, Beşiktaş’ta oynarken Arda Güler’den daha iyi diye yorum yapanlar vardı. Mevkileri farklı falan demeyin Beşiktaş taraftarı öyle diyorsa öyledir(!) Milli Takıma neden alınmıyor diye bir kamuoyu oluşturuldu. Montella, hazırlık maçlarında oynattı. Fakat sonrasında Semih taraftarın yüksek beklentisi, baskısından dolayı gereken gelişimi bir türlü gösteremedi. Beşiktaş bir sezonda dört, beş hoca değiştirirken yedek kaldı. Ardından İtalya’ya kiralandı. Genç futbolcu yeni yeni kendine gelmeye çalışıyor. Fakat Beşiktaş taraftarı kendilerinin beğenmeyip başka bir takıma kiralık gönderdikleri bir futbolcu için neden Milli Takım’a alınmıyor diye hesap soruyor. Bilmem yorum yapmaya gerek var mı? 

Aynı Beşiktaşlılar Milli takıma seçilen futbolcuları hakkında da neden yedek kalıyor diye de ortalığı karıştırıyor. Romanya maçında hocanın taktik anlayışıyla yedek kalan Orkun, Kosova maçına ilk 11’de başlamıştı. Beşiktaşlıları memnun etmek imkânsız. Beşiktaş kulübü de taraftarıyla benzer zihniyette. Maçtan önce sosyal medyada Milli Takım’a başarı dileyen bir paylaşım yapıyorlar ama fotoğrafta takımın as kalecisi Uğurcan Çakır yerine yedek kaleci Altay Bayındır var. Uğurcan Çakır, Galatasaray’ın kalecisi, Altay’ın gelecek sezon Beşiktaş’a transfer olacağı dedikoduları var. Bu kadar basit, ergenleri memnun etmek için yapılan paylaşımlara ne söylenir bilemiyorum. Taraftarların saçma sapan yorumlarından, Milli Takımı benimseyememelerinden koskoca bir kulübün etkilenmesi, yaptığınız yanlış demek yerine sırf onlara şirin görünmek için saçmalamasının mantıklı bir açıklaması yok.

Sosyal medyayı az kullanan biriyim. Dünya Kupası sürecinde daha da azaltıp, sadece takip ettiğim kişilerin paylaşımlarına bakacağım gibi görünüyor. Yoksa ergenlerin saçmalamaları uğraşılacak gibi değil. Bilmiyorlar ama öğrenmek gibi bir dertleri de yok. Özgüvenleri tavan, saçmaladıklarını yüzüne vursan bile ben öyle düşünüyorum diyerek haklı olacaklarını zannediyorlar. Çoğunun futbol, Milli Takım umurunda bile değil. Sırf muhabbete dahil olmak, gündemden geri kalmayıp sosyal medyada paylaşım yapmak için ilgilenenler var. 90 dakikalık maçın tamamını geçtim, 10 dakikasını bile ellerindeki telefonu bir kenara bırakıp odaklanarak izleyemiyorlar. Ondan sonra sosyal medyada çoğunluk olduklarından, sesleri fazla çıktığından bunların saçma sapan yorumlarına paye verilmeye çalışılıyor.

Futbol bizim için güzel oyundur. Ergen eğlencesi değildir. Ergenlik belli bir yaş grubunun geçirdiği bir süreç değil. 60, 70 yaşına gelmiş olmasına rağmen ergen gibi hareket eden çok. Son Dünya Kupası’na katıldığımızda ortaokul öğrencisiydim. Okullar daha kapanmamıştı. Maçlar sabah oynandığı için Türkiye’nin maçlarının olduğu gün okula gitmiyordum. Sevdiğim ülkelerin maçlarını izlemek için de maç saatlerinde okuldan kaçıp eve geliyordum. Şimdi yaşımız 40’a yaklaştı, önümüzde görebileceğimiz kaç Dünya Kupası var belirsiz. Bu yüzden Dünya Kupası’na odaklanıp, kimsenin neşemizi kaçırmasına izin vermeyelim. Ergenlerin, ergen ruhluların saçma sapan, çapsız yorumlarını duymazdan gelmek, duyuyorsak da yorum yapıp vakit kaybetmektense küfür edip geçmek daha doğru bir davranış olacaktır. Elindeki telefondan maç yerine, maçla alâkalı kısa paylaşımlara bakıp yorum yapmaya çalışanla muhatap bile olmaya değmez. Bırakalım kendi çöplüklerinde eşinmeye devam etsinler… 

Yazarın Diğer Yazıları