ABD, İran savaşı daha doğru bir ifadeyle İsrail, ABD’nin İran operasyonu başladı. ABD İran’a kafasına göre saldırıyorken, İran ise bölgedeki ABD üstlerini vurmakla yetiniyor. Bölgede sürekli sıcak gelişmeler yaşanıyor. Siz bu satırları okurken bambaşka bir denklemle karşılaşmış olabiliriz ama operasyonun ilk 48 saati İran’ın kâğıttan kaplan olduğu gerçeğini bir kez daha gösterdi.
Adamlar gece yarısı operasyonuyla İran’ın dini lideri Hamaney’i öldürdüler. Hem de kendi konutunda. İran rejimi öyle köhneleşmiş ki savaş ortamında en önemli liderlerini güvenli bir alana götürmekten bile acizler. Daha doğrusu rejim içerisindeki Mossad ajanları bir o kadar kuvvetlenmişler diyebiliriz. Akılları sıra dini liderimiz kaçmadı, görevi başında “şehit” oldu mesajı vermeye çalışıyorlar. İran, operasyonun başında şöyle füzelerimiz var, böyle silahlarımız var ABD, İsrail yaptığına pişman olacak, onlara destek veren ülkeleri mahvedeceğiz falan diyordu…
İran’ın açıklamalarına bakacak olursak günün sonunda Hamaney’in öldürülmesinin ardından özellikle Tel Aviv’de taş üstünde taşın kalmaması lazımdı. İran’ın mezhepçiliğe dayalı rejiminde Hamaney herkesten üstün bir figürdü. İran’ın elindeki normal, nükleer bütün gücünü kullanıp İsrail’e cehennemi yaşatması gerekiyordu. Fakat görebildiğimiz kadarıyla Tel Aviv ya da İsrail’in farklı şehirlerinde gündelik hayat gayet normal bir şekilde devam ediyor. Anlaşılan Mossad ajanlarının cirit attığı İran rejimi çökeli çok olmuş, şimdi üzerindeki yaldızın dökülüp gerçeğin görünme zamanı geldi. İran son yıllarda zaten hep söylem hâlindeydi, hiç eyleme geçemiyordu. Daha doğrusu İsrail ve ABD karşısında. Yoksa mezhepçilik belasına yıllarca Suriye’de, Yemen’de yüz binlerce Müslüman’ın kanını akıtırken kâğıttan değil, gerçek kaplandılar(!)
Çok açık şunu söyleyebiliriz ki İran rejimini mezhepçilik belası bitirdi. İran’ın geleceği ne olacak Irak ve Suriye gibi iç savaş, bölünme ile mi karşılaşacaklar yoksa ABD’nin istediği yumuşak bir geçişle yeni bir devlet yönetimi, rejim mi inşa edilecek bunu zamanla göreceğiz. İran ambargo altındaki sınırlı enerjisini yıllarca mezhepçilik fantezisiyle harcadı. Şii hilâli projesiyle Ortadoğu’nun istikrarsızlaştırılmasına neden oldular. İsrail’e karşı sadece konuştular, dişe dokunur bir adım atmadılar. Yıllarca süren Suriye’deki iç savaşın en büyük destekçilerinden birisi İran’dı. İran destek vermese Suriye meselesi uzun yıllar önce çözülebilirdi. Rejimin elinde yüz binlerce masum insanın kanı var. Gazze’de yaşanılan zulüme de çoğu zaman seyirci kaldılar. İran’ın hamaset edebiyatı çok güçlü sadece konuşmayı biliyorlar.
İran rejimi Suriye’de Esad’ı desteklerken bitmişti. Yemen’de Müslüman kanı dökerken bitmişti. İran’da misafir olarak bulunurken Mossad’ın nokta atışı operasyonuyla İsmail Haniye şehit edilirken bitmişti. İsrail ile danışıklı dövüş yapıp, arkasında Rusya’nın olduğunu sanıyorken bitmişti. İran rejimi komşusu Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak varken mezhepçilik belasına Türkiye’yi neredeyse İsrail ile bir tutma hadsizliğini gösterirken bitmişti. Daha çok şey söyleyebiliriz ama derdimiz anlaşılmıştır. Biz bunları söylüyoruz diye İran’da yaşanılanlara sevindiğimizi sanacak geri zekâlılar çıkacaktır. Çünkü ülkemizde sırf yine mezhepçilik belasına İran’ı rejimini destekleyip bizim yaptığımız eleştiriyi İran’a düşmanlık olarak gören bir grup var.
Onların anlayacağı şekilde yazalım. ABD ve İsrail’in karşısında kim varsa doğal olarak biz onu destekleriz. İran rejimini sabaha kadar eleştiririz. Rejimin son bulmasını, İran’ın mezhepçilik belasından kurtulmasını elbette isteriz. Fakat bunun İranlıların eli ve iradesiyle olmalı. ABD durdu durdu İran’ı mübarek Ramazan ayında vurdu. Bu aslında sadece İran’a değil, bütün Müslüman âlemine bir mesajdı. ABD, İsrail’in İran’a saldırısına Müslüman aleminden ülkemiz dahil olmak üzere maalesef yüksek bir ses çıkmadı. Herkes kınıyor, gelişmeleri endişe içerisinde takip ediyor. Operasyon, savaş artık adına ne derseniz bir an önce bitmesini istiyor. Sizin anlayacağınız suya sabuna dokunmayan boş açıklamalar yapılıyor.
İran’ın çok güvendiği, içimizdeki sivri akıllıların da ABD’yi karşımıza alıp yanlarına yanaşmamızı istedikleri Rusya ve Çin’de ABD’nin bu saldırısını bizim gibi izlemekle yetiniyor. Geçtim silah, mühimmat vermeyi İran’a her hangi bir destek açıklamaları bile yok. Anlaşılan kapalı kapılar ardında yapılan ABD, Çin ve Rusya arasındaki paylaşım anlaşması adım adım uygulanmaya devam ediliyor. Ülkemizdeki kendilerini bir halt sananların küçümsedikleri yerli savunma hamlesinin gücü bir kez daha ortaya çıkıyor. Rusya’dan alınan S 400’lerin ne işe yarayacağı, çelik kubbenin ne olduğu falan görülüyor. Bugün ülkenin Cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu olsaydı nasıl bir politika izlerdik doğrusu merak ediyorum. Mübarek Ramazan günü verilmiş sadakamız varmış daha ne diyeyim.
Ramazan ayında farklı meselelerden konuşmak istiyordum ama maalesef gündem belli. ABD ve İsrail Müslüman dünyasının en kutsal ayını burnundan getirmek için elinden geleni yapıyor. Müslüman ülkeler olarak izlemekle yetiniyoruz. Elimizden dua etmekten başka bir şey gelmiyor. İran’ın ABD ve İsrail’in eline düşmemesi, savaştan galip gelip kendi geleceğini yine İran halkının belirlemesi için dua etmeliyiz. Çok şükür biz mezhepçilik belasından uzağız, onların düştüğü tuzağa düşmeyiz. Öte yandan büyük İsrail’in inşası için çeyrek asır önce yeniden başlatılan operasyonun sonraki durağının neresi olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Irak ve Suriye bitirildi. İran düşmek üzere, elbette sırada Türkiye var. Çok klasik olacak ama akıllı ve uyanık olmalıyız…