Gündemimizde yine Suriye var. Şam yönetimi ve YPG arasında ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören mutabakata varıldı. Yeni anlaşmaya göre ülkedeki hiçbir bölge artık hükümetin kontrolü dışında kalmayacak. Daha önce yapılan anlaşmalara YPG hep ayak diremişti. Uzatmaları oynayarak vakit kazanmaya çalışmıştı. Artık ABD ve İsrail’in arkalarında olmadığını, uzun sürede olamayacağını inşallah anlamışlardır. Darısı bizim ülkemizdeki terör destekçilerinin başına. Aynı anlayışı onlardan da bekliyoruz. Terörsüz Türkiye hedefi hız kesmeden sürmeli, takoz olmaya çalışanlar yol kenarına itilmelidir.
Suriye’de birkaç haftadır yaşanılanlar kimin ne olduğunu bir kez daha hatırlattı. Biz aslında onların ne olduğunu çok iyi biliyorduk ama balık hafızalılar için tekrar gerçek yüzlerini göstermeleri iyi oldu. Demlilerin terör seviciliğinden vazgeçmediklerini yeniden gördük. Kendilerini hastalıklı bir şekilde ülkemizdeki bütün Kürtlerin temsilcisi olarak görme saçmalığı da aynen devam ediyor.
Suriye ordusunun YPG’ye yönelik operasyonunun ülkemizdeki Kürtler arasında duygusal kopuşa neden olduğunu iddia ediyorlar. Sokağa çıktığınız zaman bunun böyle olmadığını çok rahatlıkla görebiliyorsunuz. Parti eliyle organize ettikleri gösterilere katılım sayısı da ortada. Eline üç, beş kuruş sıkıştırdıklarına sağa sola molotof kokteyi attırmayı, el yapımı patlayıcı ile saldırı organize etmeyi duygusal kopuşun sonucu falan sanıyorlarsa da sadece kendilerini kandırmakla kalırlar. Millet onların ne mal olduğunu çok iyi biliyor.
Demlilerin Suriye’deki operasyon bahanesi ile yeniden CHP ile yakınlaşması ise trajikomik bir durum. Özellikle terörsüz Türkiye sürecine CHP’nin ayak diremesini bir duruş zanneden CHP seçmeni, CHP ile Demlilerin samimiyetine iyi baksın. CHP’nin derdinin bu ülkenin, bölgemizin huzuru olmadığını, hükümet ne adım atmaya çalışırsa tam tersini savunma hastalığından kurtulamadığını görsünler. Öte yandan 10 yılı aşkın süredir medya eliyle zihinleri yeniden yoğrulmuş CHP seçmeninin de büyük bir bölümünün partilerinden bir farkı yok. Onlar da hükümet ne söylerse olayın ayrıntısına bakmadan tam tersini savunmayı bir marifet sanıyor. Belediyelere yapılan yolsuzluk operasyonları, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere CHP’li belediyelerce yönetilen şehirlerimizin köhneleşmesini bile normal kabul etmeleri vb. yeniden yoğrulmuş zihinlerin eseridir. Bu noktada parti ve seçmeni tam uyum içerisinde(!)
Biz konumuzu dağıtmadan yeniden Suriye meselesine dönelim. Suriye’nin tek parça olması ülkemiz için çok önemlidir. Öncelikle terör meselesi içeride olduğu gibi dışarıda da bitmiş olacak. Durduk yere enerjimizi sınır ötesi operasyonlara harcamayacağız. Ülkemizdeki Suriyeli mültecilerin geri dönüşleri daha da hızlanmış olacak. YPG kıvırıp geri adım atmazsa bölgede güvenlik tam anlamıyla sağlanıyor. Özellikle yaz aylarında ülkemizden Suriye’ye doğru yeni bir göç dalgası başlar. Bu geri dönüşün ülkemiz açısından faydalarını saymaya bilmem gerek var mı?
Muhaliflerin, sırf yıllardır ağızlarına sakız ettikleri Suriyeli mülteciler için bile tek parça Suriye’yi desteklemesi gerekir. Fakat maalesef aynı çapsızlıkla devam ediyorlar. Yaşanılan olumlu gelişmelerin ülkemiz yararına olduğunu görmek yerine buradan hükümet puan kazanır sığlığıyla hareket ediyorlar. Ondan sonra her seçimin ardından niye böyle oldu diye düşünmeye devam etsinler. Demlilerin tezgâhında teröre destek dışında bir ürün olmadığından YPG’ye açıkça destek vermesini doğru bulmasak da anlayabiliriz. Çünkü terör tam anlamıyla bittiği zaman Demlilere ihtiyaç kalmayacak, yavaş yavaş yok olup gidecekler. Fakat muhalefetin, CHP’nin hatta Saadet Partisi’nin tavrı gerçekten komik. Bir yandan hükümeti teröre taviz verdiği için eleştireceksin diğer yandan Demlilerin yanında YPG’ye destek vermeye kalkacaksın ne söyleyeceğimizi inanın bilmiyoruz.
Bir de mecliste komisyon kurup YPG’nin işgal ettiği bölgede inceleme yapılmasını falan istiyorlar. YPG işgal ettiği bölgede yıllarca yerel halka zulüm ederken, insanları göçe zorlarken, çoluk çocuğu zorla silah altına alırken seslerini çıkarmayanlar bugün komisyon kurulsun diyor. Bugünkü Suriye yönetimine doğrudan DEAŞ muamelesi yapmaya çalışıyorlar. Bütün bunları da bizim yiyip, sessiz kalmamızı bekliyorlar. Dediğimiz gibi Demlilerin ne olduklarını zaten biliyoruz. Onların bu şekilde hareket etmeleri gayet normal. Fakat muhalefetin onların peşine takılması komik. Ülkemizin, bölgenin geleceği yerine şimdiden bir seçim ittifakı peşine düşmeleri ne kadar sığ bir düşünceye sahip olduklarını bir kez daha gösteriyor.
Bir yandan tek Suriye’yi savunurken diğer yandan da içerideki ve sınır ötesindeki teröre karşı uyanık olmalıyız. Özellikle Demlilerin kendi yaptıkları provokasyonlar üzerinden mağduriyet üretmelerine izin verilmemeli. Bu konuda katı ve net olmalıyız. Biz kendimizden eminiz, ne istediğimiz belli. Kimsenin bunun önüne geçmesine izin vermemeliyiz. Süreci sabote etmeye çalışanlara hak ettikleri ders tavizsiz bir şekilde verilmeli…