Ömer Kocabaş

Şantiye şehir imajının zararları

Ömer Kocabaş

Okulların ara tatile girmesiyle birlikte Ramazan’ın son haftasını Konya’da idrak etme şansını bulduk. Elbette bayramda da memleketimizdeydik. Yaklaşık bir haftalık süreçte elimizden geldiğince şehrimizi dolaşmaya çalıştık. Gözlemimiz şudur ki ismi ister restorasyon olsun ister sıfırdan yapılan inşaat, şehrin merkezinde benzer manzaralarla çok fazla karşılaşmak insanı yoruyor…

Türbe arkası çarşısı projesi kapsamında Mevlana Türbesi’nin arkasında devasa bir inşaat faaliyeti sürüyor.

Gördüğümüz kadarıyla bu çarşı projesiyle Üçler Mezarlığı’nın karşısında yer alan Celâl Sokağı galiba tamamen ortadan kaybolacak. Köşedeki Celâl Camii yalnız kalacak, günlük hayatın yaşandığı, sade insanların oturduğu bir sokak daha tarihten silinecek. Celâl Sokak restorasyon projeleri bakımından efsane bir yerdir. Merak edenler araştırsın sokak, son 20, 25 yılda restore edilen, restore edilmesine rağmen yıkılıp yeniden yapılan, yıkılıp yeniden yapılmasına rağmen tekrar yıkılıp ortadan kaybolan onlarca binaya ev sahipliği yaptı(!) Belediyenin kafa karışıklığının, sürekli değişen projelerin bedelini tarihî bir sokak ödedi, son projeyle ise tamamen ortadan kalkıyor gibi görünüyor.

Celâl sokağından aşağıya Mevlana Kültür Merkezi’ne doğru giderken Şehitliğin karşısındaki devasa boşluğunda Türbe arkası çarşısı projesine dahil edileceği söyleniyor. Oradaki müstakil evler yıkılalı neredeyse 20 sene olacak. Belediyemiz tabelalarla boşluğu kamufle etmeye çalışsa da Mevlana Türbesine yürüme mesafesinde olan bir yer için yakışmayan bir manzara. Oraya da ne yapılmak isteniyorsa son karar verilip yap, yık, tekrar yap mantığıyla inşaatçılık oynanmadan bölge değerlendirilmeli.

Selim Sultan Camii’nin de tekrar restore edilmeye başlanması da ziyaretçiler için kötü oldu. Şehir dışından gelen ziyaretçiler, kapalı yerlerden, inşaat görüntüsünden, gürültüsünden hazzetmez. Bir an önce bu restorasyon bitirilmeli cami eski günlerine döndürülmeli. Bölgedeki tramvay hattının camiye zarar verdiği iddiası bana çok mantıklı gelmiyor. İstanbul’da Eminönü’ndeki tarihi yarımadada da tramvay hattı var ve yoğunluğu Konya’dakinden kat be kat daha fazla. O bölgedeki tarihi cami, yapıları saymaya kalksak yerimiz yetmez. Bu güne kadar tramvaydan dolayı zarar gören bir yapı haberi olmadı. Selim Sultan Camii’nde büyük ihtimalle farklı bir sıkıntı var…

İnşaatlar demişken hükümet meydanının da kapatıldığını gördük. Orada da yeni bir proje var. Meydanın ortasına yapılan saçma sapan havuzun yıkılmasına sevindik. İnşallah işin sonunda düzgün bir proje ortaya çıkar. Meydan kuş pisliğinden, kokusunda kurtarılır. Valilik binasının restorasyonu devam eden bir başka proje. Yeni tramvay hattı  Konya’ya değer katacak. Fakat inşaat süreci elbette sancılı geçiyor. Özellikle otogar tarafında sıkıntı büyük, trafik keşmekeş bir hâlde. Yetkililerimiz proje geliştirirken gündelik hayata mümkün olduğunca az zarar vermeye çalışmalı. Biz bu yolu kapatıp inşaat yapıyoruz, vatandaş başının çaresine baksın mantığı sadece kaos getirir. Özellikle şehir dışından gelenler için olumsuz bir imaj olur.

Konya; düzeni, sakinliğiyle bilinen bir şehir. Aynı anda bu kadar çok inşaatın olduğu şantiye şehir hüviyetine bürünürse İstanbul’dan bir farkı kalmaz. İstanbul ile elbette yarışmalıyız ama bu yarış inşaat dışında farklı alanlarda ve olumlu anlamda olmalı…

Konya’da geçirdiğimiz bir haftalık süreçte elbette sadece inşaat görmedik. Olumlu şeylerden de bahsetmeliyiz. Siyer Sergisi gerçekten çok başarılı idi. Rehber eşliğinde birebir boyutlarla yapılan maketlerle Peygamber Efendimizin hayatı çok iyi anlatıldı. Kendinizi o dönemin atmosferinde buluyorsunuz. İnşallah büyük emek verildiği her hâlinden belli olan sergi sadece Ramazan’a özel olmaz, sonrasında ara ara yeniden açılır. Mevlana Türbesine ziyarete gelenler bu sergiye yönlendirilirse çok daha fazla ilgi görebilir. Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla katılım oldukça yoğundu, insanlar sıra bekliyordu. Bu anlamlı sergiye emeği geçenlere teşekkürü bir borç biliriz. Ramazan akşamlarında Mevlana Çarşısı, bedesten çok hareketliğiydi. Ramazan’a özel ışıklarla süslenen sokaklar, mekânlar özellikle çocukların ilgisini çekti. Konya Ramazan’ın yaşandığı, Ramazan’ı yaşayan bir şehir. Ortamdaki maneviyatı dışarıdan bir gözle bakınca çok daha iyi görebiliyorsunuz.

Konya, elbette yerinde saymamalı, gelişip büyümeli. Fakat bu gelişip büyüme planlı, abartmadan, şehrin dokusuna zarar verilmeden olmalı. Bugün aklımıza bu geldi bunu yapalım. İki gün sonra şu daha iyi olur gibi bir de bunu deneyelim mantığı şehri yorar. Son 20, 25 yılda sadece Kültür Parkın orada bugün Velesbit Müzesi yapılan alan ve Celâl Sokağında yapılanlara bakın ne demek istediğim anlaşılacaktır. Onlarca bina restore edildi, yıkıldı, tekrar yapıldı, işin sonunda tekrar vazgeçildi falan hikâye uzun. İstanbul ve Ankara ile kıyaslandığında Konya belediyelerimiz gerçekten çok iyi durumda, oldukça fazla çalışıyorlar. Tek istediğimiz fazla çalışmanın biraz daha planlı olması, kaynakların israf edilmeyip şehrin yorulmaması… 

Yazarın Diğer Yazıları