İsrail ve ABD’nin İran operasyonu bir haftayı geçti. Bir haftalık süreçte istediğini alamayan siyonist akıl ve Trump, pervasızca saldırmaya başladı. İlk başta hedefin İran’ı yöneten rejim ve nükleer gücü olduğunu, rejimin devrilmesi ve nükleer tesislerin imha edilmesinin ardından yönetimin İranlılara bırakılacağını söyleyenler doğrudan İran halkına ve İran’ın yer altı ve yerüstü kaynaklarına saldırmaya başladı. Gelinen noktada Trump, dolaylı yoldan rejimi destekleyenlerin de ölmeyi hak ettiğini söylüyor…
İran yönetimin içerisinde Mossad ajanlarının cirit attığı gerçeği artık herkesin malumu. Adamların bilmem kaç senelik komutanı, Hamaney’in en yakınındaki isimlerden birisi de Mossad ajanı çıktı daha ne olsun. Yani demem o ki ABD ve İsrail, İran’ın nükleer gücünü, tesislerini, varsa silahlarının yerini nokta atışı vuracak kadar biliyor. Tek dertleri İran’ın nükleer güce sahip olmasını önlemek olsa birkaç saat içerisinde bütün tesisleri yerle bir edip işi bitirirlerdi. Nükleer güç, silahlar elbette bir bahaneden ibaret.
Aynı bahaneyi çeyrek asır önce Irak için de öne sürmüşlerdi. Sonucun öyle olmaması, yüz binlerce Iraklının ölmesi ve Irak’ın hâlâ kendine gelememesi küçük bir detay olarak kaldı, gitti… Siyonizmin asıl hedefi Armageddon dedikleri büyük savaşı çıkarıp, Tanrıyı kıyamete zorlayacaklar. İşin sonun da İsa Mesih yeryüzüne inecek falan. Gülüp geçmeyin, çünkü gülünüp geçilecek zamanlar geri de kaldı. Mantıklı bulsanız da bulmasanız da adamlar buna inanıyor. Trump’ın etrafını saran Evanjelikler de böyle düşünüyor. Geçen gün Trump’ın ofisinde yapılan dua öyle gülünüp geçilecek bir şey değildi…
Uluslararası ilişkiler uzmanları İsrail lideri Netanyahu’nun 1987’de yazdığı Terörizm: Batı Nasıl Kazanabilir? isimli kitabında bugünkü kaos planlarını satır satır anlattığını söylüyor. O zamanlar siyonist fantezi diye küçümsenen kitaptaki önerilerin günümüzde ABD’nin küresel dış politikasına dönüştüğü belirtiliyor. Trump, ikinci başkanlık dönemine havalı başlamıştı. Ortadoğu ile işlerinin kalmadığını, yeniden büyük Amerika’yı kuracaklarını falan söylüyordu. Ortadoğu’daki ABD askerlerini eve götüreceğini, savaş çıkarmayıp, barış ödülüne talip olacağını iddia ediyordu. Suriye meselesinin çözülmesi somut bir adım gibi göründü. Fakat İsrail’in Gazze’deki soykırımına engel olamadı. İsrail’i yavaşlatmakla yetindi. Epstein belgelerin ortaya dökülmesi ile de tamamen siyonist lobinin kucağına oturmuş oldu(!)
Dünya’yı üç, dört ailenin yönettiği, ABD başkanlarının bağımsız bir politika izleyemeyip önüne konulana göre hareket ettiği gerçeği yeni değil. Bazıları buna komplo teorisi deyip küçümsese de böyle, kahvehane muhabbeti dese de. Rahmetli Alev Alatlı bu meselenin detaylarını yıllar önce “İhmâl edilebilir nasihatler” isimli programında uzun uzun anlatmıştı, merak eden bakabilir. Konuyla alâkalı kitapları da mevcut. Bu yüzden şuan da yaşanılanlara şaşırmıyoruz. Biraz geç olsa da bazı şeylerin farkına varılmaya başlandı. Rusya lideri Putin’in de yıllar önce yaptığı konuşma yeniden gündem oldu. Putin, “Şimdiye kadar üç ABD Başkanı ile konuştum ve şunu anladım. Bir kişinin seçildiğinde bazı fikirleri olabilir. Daha sonra ellerinde evrak çantaları olan, koyu renk gözlük ve takım elbise giyen insanlar gelir. Bu insanlar işlerin nasıl yapıldığını Başkan’a açıklamaya başlarlar ve anında her şey değişir.” Şu anda yaşadığımız şey tam olarak bu…
İran saldırısında İsrail ve ABD alçalabildikleri kadar alçalacaklar. Günün sonun da İran halkını sokağa döküp rejimi devirmeye çalışıyorlar. İran halkı şu ana kadar oldukça dirayetliydi. Siyonist akıl istediğini alasıya kadar saldırmaya devam edecektir. Trump, kara harekâtın da bir seçenek olarak durduğunu açıkça söylüyor. Orta da demokrasi, insan hakları vb. hiç bir şey yok. Trump, utanmadan yeni İran liderinin seçiminde yer almalıyım diyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği izlemekle yetiniyor. Almanya zaten İsrail’in emrinde. İngiltere ve Fransa Trump’ın iki dudağının arasına bakıyor. Avrupa’da tek delikanlı ülke İspanya çıktı. Adamlar açıkça ABD’ye posta koyabiliyor. Ortadoğu’daki sözde Müslüman ülkeler ise İran’ın saldırısına karşı ABD’den yardım dilenmekle meşguller.
Siyonistlerin kıyamete davetiye çıkarmak için giriştikleri operasyonun nereye kadar gideceği belirsiz. Biz sade insanın elinden fazla bir şey gelmiyor. Mübarek Ramazan ayındayız, bol bol dua etmeliyiz. İran, mezhepçilik falan bunlar işin detayı. Bizim asıl amacımız, kalbimizden geçen siyonizmin perişan olup, yeryüzünden silinmesi olmalı. Allah’a inanıp, vaadine güveniyoruz. Günün sonunda kazanan mutlaka biz olacağız…