Ömer Kocabaş

Zombi duyarlılığında yaşamak

Ömer Kocabaş

Yaşadığımız her şeyi, başımıza gelenleri doğal gördüğümüz, kanıksadığımız günlerden geçiyoruz. Artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz, şaşırmadığımızdan dolayı da büyük tepkiler veremiyoruz. Kendi kendimize şikâyet ederek, arkadaş, eş dost sohbetlerinde sıradan meselelermiş gibi konuşarak geçiştiriyoruz. Yorgunluk mu, bıkkınlık mı yoksa umursamazlık mı artık ne derseniz deyin küresel anlamda insanlık bir bunalımın içerisinde. Bu yüzden insanlar artık kendi küçük, basit, sıradan hayatlarının içine çekilmeye başladı. Çünkü diğer türlüsü insanı yoruyor, üzüyor ve çaresiz bırakıyor… 

Gazze’ye yönelik ambargoyu kırmak için yola çıkan küresel Sumud filosuna İsrail daha önceki yardım girişimlerinde olduğu gibi yine uluslararası sularda müdahale etti. Birçok gemiye el koyup, aktivistleri gözaltına aldı. Cuma namazından sonra neredeyse her şehrimizde bu durumu protesto ettik. Sadece biz değil, dini, inancı ne olursa olsun dünyanın pek çok yerinde bu duruma tepki gösterildi. Gösterildi de ne oldu derseniz koca bir hiç. Elbette safımızı bir kez daha belli ettik, bir duruş gösterdik ama o kadar. 

Bir duruştan daha fazlasının gösterilmesi gereken zamanlar geldi de geçiyor ama biz yerimizde saymaya devam ediyoruz. Elbette sıradan insanın elinden gelen şey bellidir. Bir duruşu, ağırlığı devletlerin göstermesi gerekiyor. Fakat orada ülkemiz dahil pek çok devlet, pek çok bahaneyle havan da su dövmeye devam ediyor. Emin olun Hürmüz Boğazı açılsa, petrol fiyatları başta olmak üzere küresel ekonomi biraz normale dönse ABD, İran savaşı da unutulmaya başlanır. ABD’nin olası İran işgaline bile çok büyük bir tepki verilmez. Olmaz öyle şey demeyin çevremiz de bizzat olanlarına verilen tepkiler ortada. 

7 Ekim’den sonra Gazze ile yatıp kalkıyorduk. Oradaki soykırım başlayalı iki buçuk seneyi geçti. Sözde ateşkese rağmen her gün onlarca Filistinli öldürülmeye devam ediliyor. Ambargo yüzünden, açlık, bulaşıcı hastalıklar, düzgün tedavi edilemedikleri dolayı ölenlerin artık sayısını duyamıyoruz bile. Batı Şeria’daki işgallerin, ahlâksızlığın da sonu yok. Adamlar beğendikleri evi silah zoruyla işgal edebiliyor. Hesap soran, veren yok. Ülkemiz başta olmak üzere duyarlı diğer ülkelerin söylediği tek şey; “Filistin’deki sorunun bitmesi için iki devletli bir çözüm gerekiyor.” Bunu söylediğiniz zaman hiçbir şey olmuyor. ABD ve İsrail kafalarına göre takılıyor, insanlık izliyor.

Devletlerin bakar kör olduğu bir ortam da sıradan vatandaşa çok bir şey söylenemiyor. Çünkü günlük hayatın sıradan, acı gerçekleriyle her gün yüzleşmekten insanlar yoruldu. Günü kurtarmanın derdiyle çoğu zaman dünyadan bir haber şekilde oradan oraya savruluyor. Küreselcilerin istediği de aslında bir nevi bu. Ekonomi başta olmak üzere günlük sıkıntı ile insanlar bunalıp sıkılacak ki büyük resmi göremeyecek. Arka planda ise küreselciler kafalarına göre at koşturacaklar. Şuan da yaşadığımız şey tam olarak bu. Bizim ekonomi yönetimimiz de sağ olsunlar bilerek veya bilmeyerek küreselcilerin temsilciliğini yapıyorlar(!) 

Ekonominin düzelmemesi için özel bir gayret gösteriliyor dersek abartmış sayılmayız. Ekonomi alanında yıllardır aynı sorunları konuşuyoruz. Çözüm ise ortada. Fakat bir adımlık ilerleme göremiyoruz. Aynı şeyleri konuşmaktan bıktık, yorulduk. Zaten bıkıp yorulmamız isteniyor. Böyle olunca tepki veremiyoruz ya da çok cılız tepki veriyoruz. O da davulcu yellenmesi gibi duyulmuyor… Artık marketlerdeki fiyat artışlarından şikâyet etmekten bile vazgeçtik. Çünkü takip edemiyoruz. Neyin aslında kaç para olması gerektiğiyle ilgili bir fikir beyanında bile bulunamayacak kadar beynimiz uyuşmuş durumda.

Baharın geldiği günlerde diyeceğim ama sanki sonbaharı yaşıyoruz gibi… Her neyse böyle coşku dolu olduğumuz bir zaman da canınızı sıkmış olabilirim ama maalesef elimizden gelen bu.

Gündemin tezgâhında bunlar var. Savaşların, küreselcilerin hesaplarının bizim acizliğimizin daha fazla detayına girip yazıyı uzatabilirim ama inanın buna bile dermanım yok. Şaşırmadan, tepki veremeden, bir zombi bakış açısı ve artık ne kadar olursa duyarlılığında günlerimizi geçirmeye devam edelim. Elimizden gelen bu, fazlasına takatimiz yok…

Yazarın Diğer Yazıları