Ömer Tokgöz

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Ömer Tokgöz

Başlıktan yola çıkarsak saat, kilise ve mescit nasıl bir araya gelir diyebilirsiniz. Eflatun kilisesi Alaattin tepesi üzerindeki en eski tarihi yapılardan biri olan Amphilochios kilisesidir. Konya’nın fethinden sonra fetih nişanesi olarak mescide çevrilmiş ve ibadet yeri özelliğini korumuştur. Alaattin tepesi Konya ovasında her yerden görülen bir yükseklikte olduğu için üzerine meydan saati eklenerek bir saat kulesi işlevini de kazanmıştır. Dolayısıyla Hristiyanlar ve Müslümanlar için hem bir ibadet yeri hem de saat kulesi olarak değer kazanmıştır. 19.yüzyılın sonunda bir süre ibadete kapatılmış ve askeri depo   olarak kullanılmıştır.

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Ortalıkta böyle bir kilise, mescit ve saat kulesi olmadığına göre bu tarihi eserin evveliyatını ve akıbetini geçmiş yıllarda merak edip araştırdım. Alâeddin Tepesi, milattan önce binli yıllardan Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine dair birçok iz, mimari kalıntı ve kentlinin belleğinde yer eden yaşanmışlıklar içermektedir. Alaattin tepesi Konya’nın doğal fotoğraf platosu olduğu için üzerindeki Selçuklu yadigarı Alaattin camisi, Kılıçaslan köşkü ve Eflatun mescidi ilk fotoğrafı çekilen yerler arasında yer almıştır. Konya şehir merkezinden özellikle 1895-2020 yılları arasında tepeye doğru çekilen fotoğraflarda ise Eflatun mescidi ile Alaattin camisi aynı karede yer almıştır.

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Yabancı kaynaklarda Aziz Amphilochios Kilisesi olarak geçen isminin zamanla halk içinde Eflatun şekline dönüştüğü yaygın bir düşüncedir. Amphilochios milattan sonra 4.yüzyıl içinde Konya piskoposu olan bir Hristiyan din adamıdır. M.S 416 yılında Konya’da öldüğü kilise içine gömüldüğü kabul edilir. Kilise ziyaret mekanı olmuştur.  Araştırmacıların büyük bölümü Eflatun Mescidi’ni Orta Bizans dönemine, yaklaşık 10–11. yüzyıllara tarihlendirir. Bu değerlendirme, yapının mimari özelliklerine dayanmaktadır. Yapının merkezi kubbeli plan düzeni, kareye yakın kompakt kütlesi, taş ve tuğlanın birlikte kullanıldığı karma duvar örgüsü ve küçük ölçekli bir şehir kilisesi tipolojisi göstermesi, Orta Bizans döneminde Anadolu’da yaygın olan kent kiliseleriyle benzerlik kurmayı mümkün kılar. Bu mimari özellikler, yapının Konya’nın Bizans dönemine ait dini mimarisinin nadir örneklerinden biri olduğunu düşündürmektedir. (https://konyabulteni.com/konyada-yok-olan-ikonik-bir-yapi-eflatun-mescidini-yabanci-kaynaklar-uzerinden-okumak/)

Eflatun mescidi yer olarak Alaattin tepesinde ve Alaattin camisinin arkasında idi. Orijinali Bizans kilisesi olup, Konya'nın fethi sonrasında mescit olarak kullanılmıştır. 18 ve 19.yüzyılda ise binanın tepesine ahşap bir oda ve üzerine saat kulesi monte edilmiştir. 1.dünya savaşından önce askeri gaz deposu ve mühimmat deposu olarak kullanılmakta idi. İzmir'in işgali ve İstanbul'un işgali sorası Konyalı bazı Rumlar binanın tekrar kilise olarak açılması için Konya valiliğine dilekçe verdiler. Bu talepleri Osmanlı devletinin merkezi olan İstanbul'daki hükümete iletildi. Bu arada kolordu komutanlığı tarafından yönetilen depoda bir patlama yaşandı. Eflatun mescidinin büyük kısmı yıkılarak göçtü. 1921 yılında mescitten geriye kalan yıkıntılar Konya belediyesi tarafından kaldırılmıştır.

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Bu tarihi ve mimari eserin özelliklerine bakalım. Eflâtun Mescidi, mevcut çok sayıdaki fotoğrafına göre Orta Bizans dönemine (842-1204) ait ve plan bakımından İç Anadolu’daki Bizans kiliselerinin benzeri bir yapı idi. Türkler Anadolu’ya XII. yüzyıldan itibaren hâkim olduklarına göre bu kilise IX-XI. yüzyıllar içinde yapılmış olmalıdır. Dış mimarisi Osmanlı döneminde çok değişmiş, masif bir kitlenin üzerinde iki sıra kör kemer ve pencerelerle hareketlendirilmiş çok yüksek kasnaklı bir kubbeden ibaret bir yapı görünümü almıştır. Binanın güney cephesine Türk devrinde yüksek bir sivri kemer içinde esas giriş açılmıştı. Mihrap da içeride bu duvarda bulunuyordu. (https://islamansiklopedisi.org.tr/eflatun-mescidi)

Kilise, Roma döneminde Amphilokios adlı bir din adamı için yapılmıştır. Bu şahsın mezarının da yapının içinde olduğu bazı kaynaklarda belirtilmektedir. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindeki belgelerden yapının, 1476 tarihinde mescit olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Burdurlu Ahmet Tevfik Paşa’nın Konya valiliği sırasında, 1872 yılında, mescidin kubbesinin üzerine bir saat kulesi monte edilmiştir. Eflatun mescidinin bina çatısından bir merdivenle ulaşılan dört köşeli ahşap bir kule yaptırılarak üzerine de çalar saatler yerleştirilmiştir. Bu tarihten sonra yapı, saathane olarak anılmıştır. Bu ekleme sırasında, apsisin üzerine de Sultan Abdülaziz’in tuğrası ile bir kitabe yerleştirilmiştir.

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Saat kulesi hâline dönüştürüldükten Sultan Abdülaziz’in tuğrasının altına kitabe konulmuştur. Kitabe Vilâyet mektupçusu Hâlet Bey tarafından yazılmıştır ve günümüze gelmemiştir. Yazılan kıtanın son mısraında tarih düşürülmüştür. (https://www.konyapedia.com/makale/1184/eflatun-mescidi)

Şehinşâh-ı Cihân Abdü’l-azîz Hân ahd-i adlinde
Döner hep mihver-i bâlâda çarh-ı a’zam-ı devlet
Dönüp tam saate gitmektedir doğru mesâlih hep
Ayâr-ı adl ü temkîni vereli mülke temşiyyet
Bu bâlâ kulede ser çekti işte evc-i âlâya
Bulunca sâye-i lutfunda tâc cevher-i ziynet
Ede müzdâd ömrün her dakika ol şehin Mevlâ
Tanin-endâz-ı dehr oldukça bang-ı saat-i kudret
Bu bünyâd-ı behinin tecdidine (Hâlet) dedim târîh
Rasadgâh-ı Felâtun’ken yapıldı kule-i saat
1289/1872

Metnin bugünkü Türkçeyle anlamı şöyledir: "Cihanın Şahlar Şahı Sultan Abdülaziz Han'ın adaletli döneminde, devletin o büyük çarkı hep en yüksek merkezde (kusursuzca) dönmektedir. Adalet ve ağırbaşlılık ayarı memlekete bir düzen verdiğinden beri, bütün işler tam bir saat gibi doğru işlemektedir. Bu yüksek kule, padişahın lütfunun gölgesinde süslü bir mücevher gibi taçlanınca göğün en yüksek noktasına kadar ulaştı. Kudret saatinin sesi dünyada yankılandığı sürece, Mevla o padişahın ömrünü her dakika artırsın. Hâlet, bu değerli yapının yenilenmesine şöyle tarih düştü: Burası vaktiyle (bilgeliğiyle ünlü) Eflatun’un gözlem yeri iken, şimdi üzerine bu saat kulesi yapıldı."

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Kitabedeki “Bu bünyâdgehin tecdîdine Hâlet dedim târîh / Rasadgâh-ı Felâtun’ken yapıldı kulle-i sâat 1289 (1872)” mısraları bulunuyordu. Bu satırlardan, buranın evvelce Eflâtun Rasathânesi olarak adlandırıldığı mânasını çıkarmak mümkündür. Tepesine saat kulesi konulduktan sonra Eflâtun Mescidi’nin içi pencereleri örülerek ambar haline getirilmiştir. I. Dünya Savaşı yıllarında Vali Muammer Bey zamanında yapının üstündeki ahşap oda ile saat kulesi sökülüp kaldırılmıştır. Kubbenin üstü yeniden kiremitle kaplanmıştır. 1921’e doğru da yapı temellerine kadar yıktırılarak ortadan kaldırılmıştır.

Sultan Abdülaziz dönemi yapılan bu saat kulesi için Hâlet efendi tarafından yazılan kitabede saat çarkının ayarlı ve dakik çalışması ile devlet işlerinin de bir çark gibi düzgün ve ayarlı gittiğine gönderme yapılmıştır. Aslında o dönemde İstanbul, İzmir, Yozgat gibi Osmanlı devletinin birçok gözde şehrine gösterişli saat kuleleri yapılırken Konya’da niye dört başı mamur ve sahici bir saat kulesi yapılmadığı soru işaretidir. Kişisel tahminin 1868 yılında yaşanan büyük bedesten yangının yol açtığı ekonomik sıkıntılar ve tasarruf yapma adına böyle bir yol izlenmiş olabilir. Bugüne gelirsek Eflatun mescidi için rekonstrüktif olarak kilise, cami ve saat kulesi olarak yeni bir restorasyon projesi yapılmalıdır.

Saatli Eflatun Kilisesi ve mescidi

Alaattin tepesi palimpsest bir tepe olarak tanımlanmaktadır. Palimsest kavramı, eski ve yeninin birlikteliği, yeninin eskiden kalanları bünyesinde barındırması olarak tarih ve şehirleri tanımlamakta bir metafor olarak kullanılmıştır. Alâeddin Tepesi Konya kentinde geçmişten bugüne var olmasıyla, kente ve kentliye dair süreklilik gösteren bir fiziksel oluşum, nirengi alanıdır. Bu anlamda yer olarak izleri barındıran ve var olanı biriktiren bir kentsel bellek sahnesidir. Tepe, arkeolojik araştırma ve kazılara göre, kalkolitik çağlara kadar inen eski Konya'nın (Iconium'un) ören yeri olan bir höyüktür. Geçmiş ile günümüz arasında birçok gidiş gelişin yaşandığı bir kent mekânıdır. Konya kentinin imgesi olarak, toplumsal bellekte yer etmiştir. Tarihi süreç içerisinde MÖ 2000’lere uzanan geçmişinde, Frig, Helenistik, Roma, Bizans çağları toprak altında gömülü bir şekilde beklerken, Alâeddin Camii içerisinde İlk Çağ ve Bizans devşirme sütunlarının kullanıldığı görülmektedir. (Aydın, D. & Yaldız, E. (2022). Palimpsest yer olarak Konya Alâeddin Tepesi; kentsel ve mimari bellek. JSHSR Dergisi, 31/05/2022)

Bu bağlamda Alaattin tepesi üzerindeki tarihi dokuların ve milli anıtların sergilenmesi için bir arkeoloji parkı olarak düzenlenmelidir. Arkeolojik parklar, arkeolojik alan olmanın yanı sıra “park” kavramının getirdiği rekreatif eylemleri de içerdiği için klasik tasarımdan farklı biçimde tasarlanan ve kurgulanan alanlar olarak ele alınmalıdır. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/alaattin-tepesi-ve-milli-anitlar-yasatilmalidir/17103/) Alaattin tepesi geçmiş yüzyıllarda üzerinde barındırdığı farklı dinlere ait ibadet yerleri ile bir inanç tepesi hüviyetini üstlenmiştir. Restorasyon düzenlemeleri ile tarihteki bu işlevini tekrar üstlenebilir. Bu bağlamda Alaattin tepesi 1982 yılında 2683 sayılı yasa kapsamında tarihi, doğal ve kültürel sit alanı olarak ilan edilmiştir.  Arkeopark uygulaması ile birlikte Alaattin tepesi mesire alanı ve gezinti yeri özelliği ile birlikte bir açık hava müzesi olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları