Ömer Tokgöz

Selçuklu Köşkünün serencamı

Ömer Tokgöz

Konya ile bütünleşen ve hep hatırlanan tarihi eserler vardır. Bunlar içinde en eskilerinden biri Alaattin tepesi üzerindeki Selçuklu köşküdür. İhtişamlı günlerdeki halini anlatan seyyahlar, gravürünü çizen gezginler hep ola gelmiştir. 18. yüzyıldan itibaren ise harabe hali ile ve yıkıldıktan sonra kalan küçük bir duvar bile ehemmiyete sahiptir. Tarihi eser deyince bazen bugünlere bütünlüğünü koruyarak gelir, bazen ufacık bir kırık çömlek parçası bile aynı değere sahiptir. Arkeolojik anlamda eski uygarlıklardan ya da yakın tarih anlamında aşina olduğumuz bizim medeniyetimizden kalan eserlere yeri gelir kıymet biçilemez. Milyonlarca lira maddi değer biçilen tarihi eserler ve materyaller vardır. Kültürel miras yönüyle ise bu eserler maddi ölçülerden daha fazla değer taşırlar. Yani sosyolojik, antropolojik ve folklorik açıdan kıymetleri parasal değerlerden daha fazladır. 

Tarihi Konya fotoğraflarını araştırırken Selçuklu köşküne ait altında iki ayrı dilde not düşülmüş bir fotoğraf ile karşılaştım. Bu siyah beyaz fotoğrafın altında Fransızca bir not ve eski Türkçe ile kasır harabesinin cepheden görünüşü notu yazılmıştır. Bu görünüm 1905/1907 yılı öncesine aittir diye hemen not düştüm. Niye derseniz fotoğraf çözümlemeleri yaparken dönemler itibarıyla çevrenin değişimini kontrol ederek tahmin yapabiliyorum. Çünkü 20 binden fazla eski Konya fotoğrafını ve albümlerin tamamını irdeledim. Köşk 1905/1907 yılları arasında harabe iken çökmesi sonucunda ikinci kez ve daha kötü bir duruma düşmüş olduğunu biliyordum. (https://konyabulteni.com/selcuklu-baskentinde-kayip-bir-merkez-alaeddin-sarayi/) 

Köşke ait en eski ahşap malzeme 1167 yılına tarihlenmektedir. Konya'nın dış kale istikametine ve bağ bahçe seyrine yönelik iki katlı bir dinlenme köşküdür. Seyran köşkünün tarihine yönelik araştırmalar sonucu Selçuklu sultanı 2. Kılıçarslan yaptırdığı kabul görmüş bir yaklaşımdır. Köşkün Sultan Alaeddin Keykubat tarafından detaylı tamir ettirildiği bilinmektedir. Köşk asırlık bir tarihi ve kültürel miras eseri olup 859 yıllık bir ecdat yadigarıdır. Köşk zaman içinde kullanımdan düşmüş ve 1676 tarihinde terk edilmiştir. Geçen yıllar içinde kerpiç ve ahşap malzemesi nedeniyle eskimiş ve harabe haline dönüşmüştür. Fotoğrafta alt katta iki niş içinde yer alan iki aslan heykelinden biri 1908 yılında İstanbul arkeoloji müzesine götürülmüştür. Heykeller antik dönemden kalan devşirme malzeme olup, devlet gücü ve hakimiyetinin sembolü olarak 12 burçlu kale kapılarında da kullanılan diğer heykellerle uyumlu bir dekor malzemesidir. 

Selçuklu Köşkünün serencamı

Köşkün üzerinde bulunduğu Alaattin tepesi doğal bir höyüktür. Tepede 1940 lı yıllarda yapılan arkeolojik kazılarda yaklaşık 3 bin yıllık eşya ve araç gereç bulunmuştur. Tepeden, köşkten, camiden veya su sarnıcından Mevlâna dergahına giden bir tünel vs. yoktur. Aslı astarı olmayan bir şehir efsanesi, tevatür ve amiyane bir anlatım şeklidir. Tepenin etrafı Osmanlı devleti döneminde komple mesken ve bazı kısımlarında Rum, Ermeni kilisesi, Saatli Eflatun kilisesi ve mescidi ile Rum Tiyatro binası ve okulu bulunmakta idi. Bu yerleşim yerlerinden bazıları birinci dünya savaşı koşullarında ortadan kalkmıştır. Bir kısmı halk evi, belediye sineması olarak 1940-50'li yıllarda yanmış ve yıkılmıştır. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Alâeddin_Tepesi) 

Köşkün yıkılması bir tadilat ve tamirat amaçlı girişimler dönemin Valisinin de dirayetsizliği ile olmuş ve göçmüştür. Üst katta kuşak olarak yazılı olan çiniler ve hat yazılı levhalar Alman konsolos J. H. Löytved  tarafından Almanya'ya çıkarılmıştır. Avrupa'da değişik müzelerde farklı köşk parçaları bulunmaktadır. Geri getirilmesi için girişimlerde bulunulsa da sonuçsuz kalmıştır. Yeniden girişimlerde bulunulmalıdır. Elde kalan iki katlı harabe yıkıla yıkıla tek cepheli yıkıntı/ bir duvar cephesi olarak neredeyse iki yüzyıl öylece kalmıştır. 1960'lı yılların başında beton şemsiye ile harabe restore edilmeden üstü sadece örtülüp korunur gibi yapılmıştır. 

Selçuklu Köşkünün serencamı

2015 yılında başlatılan ve hala bitmeyen ve 11 yıldır sürüncemede kalan ucube restorasyon girişimi her kesimden tepki çekmiştir. Her ne kadar yeniden ihale yapılsa bile o noktada da hiçbir adım atılmadığı ve restorasyon bitmediği için ucube eklentili köşk öylece muattal vaziyette durmaktadır. Üstelik restorasyon sürecinde tepenin komple halk tarafından eskiden olduğu gibi rahatlıkla gezip dolaşılan şekilde kullanılamaması ile karşı karşıya kalınmıştır.  Geçici olarak tepenin bazı kısımlarının halk tarafından kullanımı geçici olarak kısıtlandı denilse de komple tepenin âtıl vaziyete geçmesi gibi bir negatif sonuç ortaya çıkmıştır. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/alaattin-tepesi-ve-milli-anitlar-yasatilmalidir/17103/) 

Sultan Alaattin'den ismini alan Alaattin tepesinin tarihsel gelişim ve kullanım şekillerine bakıldığında ise: Tepe 1884 yılından itibaren 1950'li yıllara kadar doğal alan ve açık hava fotoğraf platosu olarak kullanılmıştır. Konya’nın dört bir tarafı buradan fotoğraflanmıştır. Şehitlik anıtı kısmına yapılan basamaklı süs havuzu ve çıkış merdiveni önünde fotoğraf çekinmeyen Konyalı ise neredeyse yoktur. Tepede Konya’nın Osmanlı dönemi Vali Ferit Paşa döneminde yapılan ilk su Taksim merkezi ve iki adet şimdi kapalı olan şehir ana su deposu ve sarnıcı bulunmaktadır. Tarihi su şebekesine ait bir de anıtsal kitabe bulunmaktadır. 2. meşrutiyet döneminde bazı resmî törenler tepe üzerindeki düzlük alanda yapılmıştır. Tepedeki düz alanlarda bayram alanı ve dönme dolap gibi çocuk oyun alanları olarak Osmanlı dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılmıştır. Tepede elektrik üretimi amaçlı rüzgâr gülü kurulmuş ve Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılmıştır.

Selçuklu Köşkünün serencamı

Tepenin kavşak haline getirilmesi Cumhuriyet döneminde ve 1925-32 yıllarında yapılan istimlak sonucu tarihi Konya evlerinin kaldırılması ile gerçekleştirilmiştir. Tepe üzerindeki Hava Şehitleri anıtı 1936 yılında açılmıştır. Tepenin özellikle vilayete bakan kısmı 1933 yılından itibaren Cumhuriyet Bulvarı olarak isimlendirilmiştir. 1960'lı yıllara kadar resmi bayramlar tepe önünde protokol töreni ve etrafında yapılan kortej geçidi ile yapılmıştır. Cumhuriyet döneminde Konya’nın ilk orduevi 1927 yılında tepeye yaptırılmıştır.  1960 yılında bu orduevinin yerine yenisi yaptırılmış ise de en son 2020'li yıllarda o da kaldırılmıştır. 1930'lu yıllarda belediye tarafından Alaattin camisi yanına büyük bir havuz ve kır gazinosu açılmıştır. Havuz ve çay bahçesi 1970'lerin başında camiye ve tepeye su kaçırdığı ve zarar verdiği gerekçesiyle kaldırılmıştır.

Selçuklu Köşkünün serencamı

Tepe üzerine yapılan ikinci bir eğlence ve dinlenme tesisi ise 1954 yılında yapılan Alaattin gazinosudur. ABD ile yapılan kardeş şehir uygulaması kapsamında Torrance şehrinin ismi verilmiştir. Halk arasında Torans ismiyle bilinmektedir. İçkili olduğu için tepki çeken tesis kapatılmış ve 1970 yılından itibaren Alaattin düğün sarayı olarak kullanılmıştır. Neresinin saray olduğu bilinmeyen bina bir süre Konya belediyesi tarafından Altınbaşak festivali ve Ramazan etkinlikleri ile seminer, konferans gibi kültürel faaliyetlerde kullanılmıştır. Uzun süredir ise aktif bir şekilde kullanılmamaktadır. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/alaeddin-tepesine-guzelleme/14316)

Selçuklu Köşkünün serencamı

Hülasa-ı kelam Konya'nın tarihi bir değeri ve ecdat yadigarı olan Selçuklu köşkünün ya orijinali yapılmalı ve restorasyon süreci ivedilikle bitirilmelidir. Bu olmuyor ise 1961 model şemsiye tekrar yapılmalıdır.  Alaattin tepesi yeni bir peyzaj ile eski prestijli günlerine ve nezih bir aile bahçesi ve gezinti yerine döndürülmelidir. Bu bağlamda Alaattin tepesi yüzlerce yıllık konumu ve üzerinde bulunan tarihi eserlerle birlikte yeniden ihya edilmelidir. Üzerinde geçmişte yer alan Frigya, Roma, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi tüm tarihi eserlerin yeniden restorasyon projesi ve sıfırdan tekrar yapılması değerlendirilmeli ve milli anıtların bir arkeopark şekliyle teşhir yeri olarak düzenlenmelidir. Tepe etrafı, Zafer-Anıt ve Türbe istikameti araç trafiğine kapatılıp tamamen yayalaştırılmalıdır. 

Yazarın Diğer Yazıları