1. YAZARLAR

  2. İbrahim Doğan

  3. “Taraftarlar tribünlere mi küstü, yoksa takıma mı?”
İbrahim Doğan

İbrahim Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

“Taraftarlar tribünlere mi küstü, yoksa takıma mı?”

A+A-

Geçtiğimiz yılın ilk devresine baktığımızda 17 maçta 26 puan toplayan bir Atiker Konyaspor vardı.  Bu yıl ligin ilk yarısı 16 maçla tamamlandı. Yani yeşil beyazlılar Galatasaray ile ligin ikinci devresinde 2 kez karşılaşacak. 2015 – 2016 yılının ilk yarısında 7 galibiyet, 5 beraberlik ve 5 de yenilgi alan Konyaspor; 19 gol atabilmiş kalesinde ise 24 gol görmüştü. Lig sıralamasında ise 7. sıradaydı.

Bu yıl tarihinde ilk kez UEFA Avrupa Ligi’ne katılan Konyaspor, iddia edildiği gibi geçtiğimiz sezondan daha başarısız değil… Hemen istatistiklere bakalım. 6 galibiyet, 6 beraberlik ve 4 yenilgi alan bir takım var ortada… Puana baktığımızda ise 16 maçta 24 puana sahip…  20 gol attı, 16 golü kalesinde gördü. Bu da demek oluyor ki Konyaspor’un bu kadrosu UEFA Avrupa Ligi’nde de mücadele etmesine rağmen geçtiğimiz sezondan daha kötü bir performans sergilemedi. Birçok eleştiriyi yersiz görüyorum. “Holmen gitti, Traore’ye sahip çıkamadılar” diyenler var. Artık o günleri geride bırakmak lazım. Eski defterleri açmak, ne Konyaspor’a ne de eleştirenlere hiç bir şey kazandırmaz. Geçtiğimiz yıl, ilk yarıda İstanbul takımlarından fark yiyen bir Konyaspor vardı. O maçların sonunda da biraz hafızaları zorlarsak o dönemde bu eleştirileri yapanlar, “Bu takım düşer” diyorlardı. Ne oldu? “Düşer” dedikleri takım, ligi 3. Bitirdi ve ülkemizi UEFA Avrupa Ligi’nde temsil etti. Başarısız oldu ama katılmak bile kenti heyecanlandırdı.

Şimdi diyorlar ki; “ Şu kadar transfer yapın, şu adamı gönderin, bu bölgeye transfer lazım” Taraftar olarak isim yapmış, tribünlere oynayan yıldız futbolcuları istemenize saygı duyuyorum. Ancak takımda bir denge söz konusu, güzel bir arkadaşlık var. Bir oyuncunun fazla alması takım içerisindeki dengeleri bozar. O oyuncu da kötü oynadığı zaman, daha düşük alan futbolculardan performans bekleyemezsin.

Yani yıldız futbolcu Konyaspor’a bir şey kazandırmaz. Önce bunun bilinmesi gerekiyor. Devre arasında yapılacak olan transfer ya da transferler yine Konyaspor’un kimliğine ve Aykut Kocaman’ın karakterine uygun olarak yapılmalı! Futbolcuların maaşı ödensin, kriz oluşturulmasın bu yeterli!

Devre arası kamp ile birlikte takımdaki bazı problemlerin de çözüleceğini düşünüyorum. Görünen köy kılavuz istemez, geçen seneden daha kötü bir futbolun oynandığı ortada… İyi oyun aynı oyuncuların birlikte daha çok maça çıkmasıyla sağlanır. Hem UEFA Avrupa Ligi, hem de Ziraat Türkiye Kupası derken, Konyaspor’un ilk 11’i hep değişiklik gösterdi. UEFA’da alınan kötü sonuçlar da kaybetmeme psikolojisine sahip olan takımın bir nevi direncini kırdı. Tamam, tecrübe kazandırdı. Lakin, yenilen bir takım bir sonraki haftada maalesef aynı direnci gösteremiyor. Futbolcuların kaybedince özgüveni de azalıyor. İlk yarıda Atiker Konyaspor bu durumu yaşadı.

Şimdi, Konyaspor için lige konulan virgülün ardından Konya’da oynanacak olan Galatasaray maçı çok önemli! O maç yeşil beyazlı takım için yeni bir başlangıç olabilir. Konyaspor, evinde yenilmediği takdirde kaybedilen direnç yeniden kazanılabilir. Tabi Konyaspor o maçı kazanırsa, ligin sonunu tıpkı geçtiğimiz yıl gibi bitirebilir.

Gelelim taraftara… Geçen sene 30 - 35 bin kişi tribünlerde takıma destek çıkıyordu. Bu yıl ise o rakamları mumla arıyoruz. Taraftarlar geçen yılki gibi stadyuma gelmiyor. Gelen taraftarlara maçta sesini feda edenlere elbette sözüm yok, işi olanı, eşi göndermeyeni de bir kenara bırakıyorum. Ama tribündeki sayının bu derece azalması pek iç açıcı bir durum değil… Çünkü Konyaspor, evinde oynadığı ve seyirciyle birlikte baskı kurduğu maçları kaybetmiyor. Tribünlerdeki rakamın artması durumunda da Arena’daki beraberliklerin de yerinde yeller eser… Yani bir takım; performansı ne kadar iyi olursa olsun, maça ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın seyirci ile kazanır. Taraftarların geçen yılda olduğu gibi ligin ikinci yarısında da takıma destek vermesi tribünleri doldurması gerekiyor.

Bir de şu konuya çok dikkat ettim. Maçtan günler öncesinden sosyal medyada oluşturulan kamuoyu, daha çok taraftarın stadyuma gelmesini sağlıyor. Bu durumu iyi yöneten taraftar sayfaları var. Zaten onların beğeni sayıları belli… Lakin kendi beğenisini artırıp popüler olma niyetinde olan sayfa yöneticileri ise saman alevi misali…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT