Ankara Savaşı’nın tam olarak nerede gerçekleştiği, yıllardır hem akademik çevrelerde hem de yerel tarih meraklıları arasında tartışılan bir konu. Çünkü yıllardır ders kitapları, popüler tarih anlatıları ve hatta bazı resmi metinler bu rivayeti tekrarlar. Son yıllarda Haymana bölgesi için de güçlü iddialar ortaya atıldı.
Tarihi Coğrafya Anabilim Dalı 1402 Ankara Savaşı’nı çoğumuz Çubuk Ovası’nda yapıldı diye biliriz. Ancak son yıllarda ortaya çıkan akademik çalışmalar, özellikle Dr. Halil Çetin’in doktora tezi ve kitabı, ezber bozucu bir ihtimali öne çıkarıyor: Savaşın gerçek sahnesi Çubuk değil, Haymana’daki Culuk Ovası olabilir.
TARİHİN UNUTTUĞU İSİM: CULUK (HAYMANA) OVASI SAVAŞI MI?
Ankara Savaşı’nın nerede yapıldığı meselesi yıllarca tartışılmadı; çünkü herkes aynı cevaba “alışmıştı”: Çubuk Ovası. Alışkanlık bazen tarih kadar güçlüdür. Fakat son yıllarda ortaya çıkan yeni metin okumaları, filolojik tartışmalar ve arazi çalışmaları, bu alışkanlığı sarsacak bir noktaya geldi: Ya savaş Çubuk’ta değil de Culuk Ovası’nda yapıldıysa?
Savaşın nerede yapıldığı ile ilgili Tarihi Coğrafya Anabilim Dalı olarak yaptığımız incelemede, Savaşın yapıldığı yer, yalnızca “bir ova” değil; iki dev ordunun Timur’un fillerle desteklenmiş çok uluslu ordusu ve Yıldırım Bayezid’in kuvvetleri rahatça konuşlanabileceği, su bulabileceği ve harekât düzeni alabileceği bir alan olmalıydı.
Culuk Ovası, Haymana’nın güneydoğu uzantısında, geniş ve açık bir plato niteliğinde.
Daha önemlisi, 1400’lü yıllarda bölgede mevsimsel su kaynakları ve su biriktiren yaylalar olduğu biliniyor. Haymana yaylalarının toprak yapısı, kervan ve ordu geçişine izin veren yumuşak eğimlidir.
Timur’un ordusu, Ankara’yı kuşatmadan önce hem su arayışı hem de geniş bir yayılma alanı isterdi. Culuk Ovası bu ihtiyaca oldukça uygundur.
Çubuk’ta ise vadi tabanı sınırlıdır; geniş bir meydan muharebesi için doğal hareket alanı daha dardır.
Ankara/Haymana Culuk Ovası
'Bizim en temel dayanağımız; Timur'un tarihçisi Nizamüddin Şami. Timur'un yanından ayırmadığı Şami, Ankara Savaşı'nın geçtiği yerden bahsederken 'Timur Culuğ arazisine kondu' diyor. Şami'nin kitabını 1949'da Türkçe ‘ye çeviren Necati Lugal, çeviriye koyduğu dipnotta 'Herhalde Çubuk olacak' ifadesiyle kendi düşüncesini kitaba ekliyor. Oysa Nizamüddin Şami, açık açık Culuk diyor. Erken Osmanlı kroniklerinde de Çubuk ifadesi geçmez. Bir diğer önemli bilgi de Osmanlı tarihçisi Neşri'nin eserinde; 'Yıldırım otağını Sivriler'e kurdu.', Timur için de 'suyun başını tuttu' ifadelerini kullanıyor. Sivriler denilen yer, bugün Culuk çevresindeki Sivri tepelerdir.
Suyun başı dediği yer ise Mogan ve Emir gölleri olsa gerektir. Çünkü en önemli su kaynakları bu göllerdir. Dolayısıyla tarihçilerin bahsettiği su kaynakları Emir ve Mogan gölleridir. Osmanlı kaynaklarında savaşın kaybedilmesinin nedenlerinden birinin de susuzluk olduğu belirtilir. Timur suyun başını tuttuğu için Yıldırım'ı suyun bulunmadığı yere yani Kuru Çöl'e mahkûm etmiştir. Kroniklere yansıyan Kerbela benzetmesi ve bu benzetmenin mekâna yansımasının sonucu olarak Culuk arazisi ve mücavir alanda Kerbela Tepesi, Kerbela arazisi, Kurakçöl, Kuruçöl mevki isimlerinin mevcudiyeti savaş yerine ilişkin önemli veriler durumundadır. Üstelik Ankara Savaşı Kovalamacasında Timur’un kızı Mana Hatunun burada vefat ettiği ve Timur’un Sürekli Ah Mana Hay Mana ifadeleri nedeniyle Buranın isminin Haynaba Kaldığı Aktarılmaktadır.
Saha Çalışmaları Culuk Lehine Yeni Veriler Sunuyor
Öncelikle kaynaklar, Timur’un ordusunun “güneyden” geldiğini, Ankara’ya Haymana hattından yaklaştığını anlatır. Çubuk’a yönelmelerini gerektirecek bir lojistik sebep yoktur. Üstelik Çubuk Vadisi’nin dar yapısı, yüz binlerce asker ve filler için son derece elverişsizdir. Buna karşılık Culuk Ovası, dönemin tasvirleriyle daha uyumlu genişlikte, su kaynaklarına yakın ve manevraya uygun bir düzlüktür.
Son yıllarda Prof. Dr. Osman Gümüşçü ve Doç. Dr. İlker Yiğit’in başlattığı çalışmalar Culuk çevresinde yüzey araştırmaları, su yolları haritalamaları ve topoğrafik karşılaştırmalar içeriyor.
Henüz kazı sonuçları yayımlanmamış olsa da eldeki ilk bulgular, Culuk’un askeri hareket açısından şaşırtıcı derecede elverişli bir mekân olduğunu gösteriyor.