Güleser Keleş

Gösteriş istemeyen sevgi

Güleser Keleş

Bayrak sevgisi bana hiçbir zaman büyük laflarla anlatılacak bir şey gibi gelmedi. Hatta ne kadar çok anlatılmaya çalışılırsa, o kadar eksik kalıyor sanki. Çünkü bu duygu biraz sohbet gibi, araya süslü cümleler girince samimiyeti kaçıyor.

Mesela bir düşünün. Yolda yürürken bir binanın önünde bayrağı görüyorsunuz. Durup selam durmuyoruz belki ama göz ister istemez kayıyor oraya. O bir saniyelik bakış var ya… İşte tam orada. Kimse “şimdi duygulan” demiyor ama içinden bir şey geçiyor. Sessiz, gösterişsiz ama samimi.

Bayrak sevgisi bağırmakla da olmuyor. Sosyal medyada paylaşmakla da ölçülmüyor. Bazen sabah dükkânını açan bir esnafın, anahtarı çevirmeden önce kapının kenarındaki bayrağı düzeltmesinde çıkıyor ortaya. Bazen yurt dışında yaşayan birinin, küçük bir bayrağı camın köşesine iliştirmesinde. Kimseye ispat derdi yok. Zaten gerçek olan şeyin ispatı da olmaz.

Çocukken törenlerde sıkılırdık hatırlarsınız. Uzun uzun ayakta durulur, güneş tepede, herkes bir an önce bitsin isterdi. Ama İstiklâl Marş'ı başladığında ortam değişirdi. Kimse konuşmazdı. O anı kimse bize öğretmedi aslında. Kendiliğinden oldu. İşte bayrak sevgisi de öyle bir şey, öğretilmez, içten gelir.

Bence en güzeli de şu: Bu duygu kimseyle yarışmaz. “Ben daha çok seviyorum” diye bir ölçüsü yok. Kim nasıl yaşıyorsa, öyle seviyor. Kimi sessizce, kimi uzaktan, kimi hayatının tam ortasında. Hepsi makbul. Çünkü bayrak, herkese aynı mesafede duruyor.

Bir de şu var, bayrak sadece geçmişi hatırlatmıyor. Aynı zamanda “nasıl biri olmalıyım?” sorusunu da fısıldıyor insana. Daha düzgün, daha vicdanlı, daha sorumluluk sahibi… Belki de bayrağa duyulan saygı, en çok burada anlam kazanıyor.

O yüzden bayrak sevgisi benim için büyük cümleler değil. Günlük hayatın içinde, küçük ama gerçek anlar. Gösterişsiz, sessiz, içten ve samimi. Hani biriyle çay içerken konu açılır da bir an durursun ya… İşte o duraksama kadar gerçek. 

Yazarın Diğer Yazıları