Geçmişe dönüş
İsmail Usluer
İlhan Hoca’nın gelişinden itibaren gerek alacağımız skorlarda gerek oynadığımız oyunda iyileşmeler olacağını bekliyorduk. Fakat ligde bu denli bir çıkış yakalayacağını hiçbirimiz beklemiyorduk muhtemelen. Hele ki kupa çeyrek finalinde Fenerbahçe’yi eleyip yarı finale kalmak rüya gibiydi adeta.
Trabzonspor’a karşı da net bir şekilde İlhan Hoca’nın Konyaspor’unu izledik. Taktik disiplinten kopmayan, bireysel değil de takım halinde oynayan, birbirlerinin açıklarını kapatan bir Konyaspor. Tüm bunları kusursuza yakın yapınca 3 puanı almak da sürpriz olmadı. Aslında İlhan Hoca’nın başarısının sırrı da burada yatıyor; takım olabilmek, disiplin, ciddiyet.
İlk yarıda Trabzonspor’a karşı bu sezonun en iyi oyununu oynadık. Özellikle Berkan’ın yıldızlaştığı, daha önce defalarca kez çalışılmış pozisyonların olduğu, rakibin nefes alamadığı bir ilk yarıydı. İkinci yarıda ise takımın enerjisi tükenince daha çok savunmayı önceledik, alanları kapatmaya çalıştık. Zaten ilk yarıda oynadığımız oyunu mevcut kadroyla 90 dakikaya yaymak istemek hayalperestlik olurdu. İkinci yarıda ise katı bir savunma yaparak galip gelmesini bildik.
İlhan Hoca’nın ve hocayla birlikte Konyaspor’un kısa süredeki bu başarısı kesinlikle bir tesadüf değil. Zira İlhan Hoca’dan önce 20 maçta sadece 4 galibiyet, 7 beraberlik ve 9 mağlubiyet almış, 24 gol atmış ve 33 gol yemiş, 0.95 puan ortalamasına sahip bir Konyaspor vardı. İlhan Hoca ise geldiğinden bu yana 11 haftalık periyotta 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldı. Bu maçlarda 16 gol atıp 9 gol yedi ve şu an için 1.91 puan ortalaması mevcut. Eğer ki bunu tesadüfle açıklamaya kalkarsak çok büyük ayıp etmiş oluruz.
Uzun zamandır Konyaspor’da İlhan Hoca’nın gelişiyle izlemeye başladığımız bu takım oyununu izlememiştik. Hem savunurken hem hücum ederken bu takımı izlemek gerçekten çok keyif veriyor. Bunun yanında zor gol yemeye de alıştık. 13 resmi maçta yediğimiz gol sayısı sadece 9. Daha önce de defaatle söyledim, bu takım eğer başarılı olmak istiyorsa kesinlikle takım savunmasını iyi yapmalı ve az gol yemeli. Başarılı olduğumuz sezonların anahtar noktası buydu.
Bir de özel olarak bir oyuncudan bahsetmek istiyorum; Nagalo. Onuachu’ya karşı harika bir performans sergiledi. Karşısında 2 metrelik bir dev olmasına rağmen çok iyi savundu. Kesinlikle ama kesinlikle Avrupa’nun kalbur üstü takımlarında oynayabilecek yeterliliğe sahip. Bonservisini almamız zor gözüküyor fakat en azından 1 sezon daha kiralayabilmeliyiz. Eğer önümüzdeki sezon ciddi bir hedef koyacaksak Nagalo bu hedefe ulaşmamız için en doğru isimlerden biri.
Şimdi önümüzde Rizespor ve ardından hafta içi deplasmanda Beşiktaş ile oynayacağımız bir yarı final maçı var. Rizespor’a karşı mümkün mertebe yedek oyuncularla çıkıp olası bir mağlubiyetin çok da önemli olmadığını bilmeliyiz. Tek odağımız 5 Mayıs’ta oynayacağımız yarı final maçı olmalı. Böyle kötü bir sezonda Avrupa bileti alabilmek için sadece 2 galibiyete ihtiyacımız var. Daha önce yaptık, şimdi neden olmasın?