* Bayram günlerinde düşünecek çok zamanımız oluyor. Eski bayramlar yeni bayramlar derken… Modern zamanlardaki ahlak bayramlık yazım olsun. Geleneklere veya dini değerlere bakabiliyorsak bayram, bayram olur. Bireyselleşerek ve rasyonel düşünerek bayramı yaşayamayız. Tüketim kültürünün hayatımızda önemli bir zaman alması ve teknolojik gelişmelerle birlikte ahlaki değerler azalıyor, etik krizler artıyor, adalete ve insan haklarına dayalı yeni evrensel ilkeler bayram kadar önemlidir. Ahlak pahalıdır. Kişisel kazançtan, zamandan veya kaynaklardan fedakârlık etmeyi gerektirir. Ahlaklı olmayı seçmek ekonomik fırsatları veya parayı kaybetmektir.
* Geçmişte ve günümüzde birçok toplumun geçirdiği bunalım, umutsuzluk ve huzursuzluğun, sonunda bir ahlaki çöküşe dayanır. Toplumsal hayattan söz etmek aynı zamanda ahlaktan söz etmektir. Ahlaki ilke ve değersiz herhangi bir toplumu tasavvur etmek imkânsızdır. İnsanların bir arada yaşaması, ancak ve ancak güzel ahlak ilkeleri ve değerleriyle mümkün olmaktadır. Yani, toplumun huzurlu ve mutlu bir hayat sürmesi bakımından ahlakın önemi büyüktür. Bir düşünce ve inanç sistemi olan ahlak, sadece insana özgüdür. İnsan doğuştan ahlaka yatkındır. İnsanda ahlakın var olması bir tabiat kanunudur. Nasıl suyun bulunduğu yerde hayat varsa, insanın bulunduğu yerde de ahlak vardır. İnsanların üzerine düşen görev de irade gücünü doğru kullanarak bu ahlakı geliştirip mükemmel hale getirmektir. Ahlak, bireylerin toplumsal davranışlarıyla ilişkilidir. Ahlak, genel anlamda insanların rehber aldıkları, mutlak olarak iyi olduğu düşünülen tutum ve davranışların, ilke ve kuralların bütünüdür. Ahlak, teorik ve pratik yönleriyle bir eğitim ve bilimdir. Son dönemlerde ahlak kelimesi, erdemli davranışların ve iyi huyların pratik hayatta anlaşılması için kullanılıyor. Etik kelimesi ise, genel olarak ahlakla ilgili felsefi ve teorik tartışmalar için kullanılır. Bu açıdan bakıldığında ahlak ve etik, birçok bakımdan ortak yönleri olmasına rağmen bunlar birbirinden farklı kavramlardır. Etik terimi, eğitim ile ilgili tüm alanları kapsamaktadır. Yani, etik bize teorik ve pratik aklın nasıl eğitilmesi gerektiğini ve aklı tutkuların kölesi olmaktan nasıl kurtulabileceğini öğretir. Dine gelince, insanın, insanüstü kontrol edici bir gücü, özellikle ibadet ve itaate layık olan varlığı kabul etmesidir. Din, insanların kendi yalnızlıklarında, kutsal olarak kabul ettikleri varlıkla ilişkide olduklarını düşünecek şekilde yaşadıkları tecrübe, duygu ve davranışlardır. Göründüğü üzere her disiplin dini tarif ederken kendi işine yarayan bir olgu olarak tanımlar.
* İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde dinsiz bir toplum şekillenip devam etmemiştir.
Din, her dönemde ve her toplumda bir şekilde kendi varlığını hissettirmiştir. Din, toplumsal hayatta önemli bir yere sahip olsa da dinin temel özellikleri üzerinde duran düşünürler, dinin toplum için gerekli olup olmadığı konusunda birbirinden farklı görüşü savunmuştur. İyiliğin yaygınlaşmasını, kötülüğün engellenmesini tavsiye eden evrensel dinlerin ilahi yasası ahlak üzerine kurulmuştur. Tüm evrensel dinler başkasının hakkına, malına el koymayı yasaklar, kötülüklerden uzak durmayı emreder. Dinler tarihine baktığımızda da dinlerin her birinin, birer ahlak sistemine sahip olduğunu görürüz. Peygamberlerin gönderilmesi de hep birey ve toplumların ahlak ve inanç krizi yaşadığı dönemlere denk gelmiştir. Peygamberimiz ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim der. Doğruluk, dürüst olmak, paylaşımcı olmak, sözünde durmak, merhamet ve yardımseverlik dinin tavsiye ettiği ve aynı zamanda ahlakın da iyi olarak nitelendirdiği eylemlerdir. Buna karşın cinayet, uyuşturucu, hırsızlık, şiddet, savaş, rüşvet, kumar, içki içmek vb. dinen günah, ahlaken de kötü olan davranışlardır. Din ve ahlak, toplumun barış ve güven içerisinde bir arada yaşamasını sağlar. İnsanın hem bireysel hem de toplumsal açıdan mutlu olmasını öngören ahlak ve din, modern insanın karşı karşıya bulunduğu sıkıntılara karşı dikkate değer bir ruhsal huzur kaynağı olabilmektedir.
* Sonuç olarak, teknolojik açıdan büyük gelişmeler yaşadığımız bu dönemde ahlaki ve dini açıdan gelinen nokta tartışılır. Modern dünya görüşünün sonuçları açısından en önemli konu ahlak sorunudur. Kötülüğün bile meşrulaştığı ve ahlakın çöküntüye uğradığı modern toplumda genel ahlaki bunalım yaşanmakta ve bu bunalımın temel nedeni insanın seçme özgürlüğü üzerinde yapılan aşırı bir vurgu ve nihilizmdir. Modern dönemin kaçınılmaz bir getirisi olan benlik duygusunun büyümesi sonucunda insanlar artık başkalarına karşı sorumluluklarını görmezden geliyor. Ahlaklı bir toplum oluşması için bireylerin ahlaki ve dini değerleri bilmesi yetmez, onları yaşatmalı, hayata aktarmalıdır. İnsanlar, düşünce ve davranışlarını değerlere göre oluşturmalıdır. Toplumsal ahlaki sorunların çözümünde aile, okul ve hukuk gibi dinamikler birlikte aynı yönde ilerlemesi lazımdır. İnsanlar ahlaki değerleri kendilerine bir ideal olarak düşünür ve o çerçevede hareket ettiği anda bu süreç toplumsal barışı beraberinde getirecektir. Modern toplumun ahlaki krizine karşı yapmamız gereken en önemli şey, çağı doğru anlamak ve ahlaki krizi oluşturan kültür ve zihniyeti inceleyerek ortaya çıkan neden ve sonuçlar üzerinden doğru hükümler çıkarmaktır.