Bugün takvimler 26 Mart 2026’yı gösterirken, Türkiye kendisini son yılların en büyük küresel kaosunun tam merkezinde bulmuş durumda. Bir yanda sınır komşumuz İran’da 27. gününe giren İsrail’in kışkırtması ile ABD’nin de dâhil olduğu topyekûn bir savaş, diğer yanda bu ateş çemberinden ülkemizi korumaya çalışan savunma hamleleri... Bunlar ile uğraşılırken bazı uğursuzların boş lakırdıları…
Televizyonlarda alt yazı olarak geçen “Yeni NATO birimi” ve “Irak'tan tahliye” haberleri, halk arasında haklı bir merak ve yer endişelere yol açıyor. Bu tabloyu doğru okumak için parçaları birleştirmek gerekiyor.
İlk olarak; Son günlerin en çok konuşulan konusu, Türkiye’de yeni bir NATO üssü kurulduğu iddiaları. Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) gelen açıklamalar ve sahadaki veriler gösteriyor ki; ortada yabancı bir güce devredilmiş yeni bir toprak parçası yok. Bahsi geçen yapı, Çok Uluslu Kolordu Türkiye (MNC-TÜR) adıyla kurulan, yüksek hazırlık seviyeli bir komuta karargâhıdır.
Bu karargâhın mülkiyeti, yönetimi ve fiziki kontrolü tamamen Türk Silahlı Kuvvetlerine aittir. Kuruluş amacı ise oldukça nettir. Bölgemizde patlak veren büyük savaşa karşı Türkiye’nin savunma kapasitesini uluslararası standartlarda koordine etmek. Yani bu yapı bir “teslimiyet” değil, aksine Türkiye’nin NATO’nun güney kanadındaki “vazgeçilmez liderliğini” tescilleyen bir hamledir. Adana İncirlik’e eklenen yeni Patriot bataryaları da bu savunma kalkanının sadece teknik birer parçasıdır; gökyüzümüzü yabancı füzelerden korumak için oradadırlar. İspanyadan sonra Almanya’da İncirliğe yeni bir Patriot bataryaları yerleştirdi ve Malatya Kürecikle birlikte ülkemizde ki Patriot bataryası sayısı 3 oldu.
İkinci olarak; Bugün öğle saatlerinde gelen “Türk askerinin Bağdat’tan tahliye edildiği” haberi, bölgedeki riskin ciddiyetini ortaya koydu. NATO Irak Misyonu (NMI) çerçevesinde orada bulunan personelimizin güvenle yurda dönmesi, Türkiye’nin basiretli bir diplomasi yürüttüğünün kanıtıdır.
Bu tahliye bir zafiyet değil, stratejik bir odaklanmadır. Bağdat’tan çekilen kuvvetlerimizin dikkati şimdi tamamen kendi sınırlarımıza, Pençe-Kilit operasyon bölgelerine ve olası göç dalgalarına karşı örülen teknolojik ve fiili duvarlarımıza çevrilmiş durumda. TSK, Irak içindeki kaosu sınır hattında durdurmak için “aktif savunma” moduna geçmiş, kuş uçurtmamaktadır.
Üçüncü olarak; Savaş haberleri sadece askeri değil, ekonomik bir yankı da uyandırıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılma riski ve enerji hatlarındaki gerilim, “Gıda Arz Güvenliği” konusunu milli güvenliğin en tepesine taşıdı. Bugün dezenformasyonun en çok sevdiği yer mutfak raflarıdır. “Gübre krizi yaşanacak”, “Raflar boşalacak” gibi asılsız iddialar, aslında toplumun direnç mekanizmasını kırmayı hedefliyor.
Ticaret ile Tarım ve Orman Bakanlıklarından gelen veriler, Türkiye’nin mevcut gıda stoklarının yeterli olduğunu ve arz güvenliğinde bir sorun bulunmadığını gösteriyor.
Ancak şu gerçeği kabul etmeliyiz: Savunma sadece mühimmatla olmaz. Tankın yakıtı ile traktörün mazotu, cephedeki asker ile tarladaki çiftçi aynı savunma hattının neferleridir. Türkiye, askeri karargâhlarını tahkim ederken, tarımsal üretimini ve lojistik hatlarını da aynı titizlikle korumak zorundadır.
Bu nedenle yıllardır söylediğimiz “Ulusal Kpasamlı Savunma” Planı acilen devreye alınmalıdır.
Son olarak; Türkiye bugün 1950’lerin pasif “karakol devlet” mantığıyla değil, 2026’nın “stratejik merkez” vizyonuyla hareket ediyor. Kurulan yeni karargâhlar egemenliğimizin mührü, Irak’taki tahliye evlatlarımızın can güvenliği, sınır hattındaki tahkimat ise huzurumuzun garantisidir.
Piyasalardaki dalgalanmayı ve sosyal medyadaki bilgi kirliliğini aşmanın yolu, resmi kaynaklara güvenmekten geçiyor. Bölgemiz zor bir sınavdan geçiyor olabilir; ancak Türkiye, hem sahada hem de sofrada bu fırtınayı yönetecek tecrübe ve güce sahiptir. Bu gün Cumhurbaşkanımızın konuşmalarında da da ifade ettiği gibi mezhepsel ve ırksal ayrılıkları bir tarafa bırakıp Dünya düzenini bozan ve yıllardır bölgemizi kan gölüne çeviren İsrail’e karşı bir olma zamanıdır.
Duamızda bu Cuma gecesi ve gündüzü hürmetine Rabbim Müslümanları sıratı müstakim üzere birleştirsin ve ümmeti Muhammedi İslam ile şereflendirsin İnşAllah.