Bu satırları size herhangi bir siyasi partinin mensubu olarak değil; bin yıllık devlet geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak yazıyorum.
Ülkemin iç siyasi dinamikleri ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin seçilmiş makamına ve milli iradesine yönelik çift çatallı saldırgan dilinizi 86 milyonun ortak haysiyetine yapılmış bir saldırı olarak görüyorum.
Sizin gibi günübirlik siyasi bekası için bölgeyi ateşe atanların, bizim devlet aklımızı ve demokrasi kültürümüzü sorgulamaya ne haddi ne de entelektüel kapasitesi yeter.
Sırf siyasi ömrünüzü uzatmak adına bölgesel bir yangın çıkaran binlerce insanı katleden ve tüm dünya nüfusunun huzurunu kaçıran bu kansızlığınızı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na saldırarak perdelemeye çalışmanız asla başarıya ulaşamaz.
Savunma Bakanlığı koridorlarında verdiğiniz o pozlar, çıkardığınız kaosun ve yaptığınız katliamların üzerini örtmeye yetmiyor.
Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak size hatırlatırım ki; meşruiyetini kaybetmiş birisiniz. Kendi ülkeniz bile sizi hırsızlıktan ve yolsuzluktan yargılarken siz başka yerlere saldırarak durumunuzu örtmeye çalışıyorsunuz.
Ama Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğu gerçeğini er geç analayacaksınız.
Kendi vatandaşlarına zulmeden bir yapıdan bahsederken, tarihsel olarak sığınacak liman bulamadığınız her dönemde özellikle Osmanlı Devleti’mizin 1492’de size açtığı kucağı unutmuş görünüyorsunuz.
Bizler darda kalanlara kucak açan ve adalet temelli ekonomi modelini miras almış bir milletin temsilcileriyiz. Biz dünyaya nizam vermeye kendimizi adamış bir milletiz. Sizin “ahlak dersi” dediğiniz şey, bizim tarihsel kodlarımızda bin yıldır var olan bir devlet geleneğidir. Ancak sizin modern dünyada inşa ettiğiniz “zulüm düzeni” her gün yeni bir utanç sayfası olarak tarihe geçiyor.
Yine açıklamanızda Kürt kardeşlerimiz üzerinden kurmaya çalıştığınız o sığ ve provokatif dil, Türkiye’nin bin yıllık kardeşlik dokusuna çarpıp geri dönecektir.
Bizim vatandaşlarımız arasındaki bağ, sizin fitne siyasetinizle sarsılmayacak kadar kadimdir.
Biz içimizde ki ajanlarınızı bulup yok etikçe sizin böl ve yönet taktikleriniz, bizim birleştirici kardeşlik anlayışımız karşısında her zaman mağlup olmaya mahkumdur.
Bugün attığınız yüksek perdeli nutuklar, uluslararası mahkemelerin kapınıza dayandığı günün korkusunu bastıramıyor. Siz, bölgesel güvenliğin bir parçası değil, bizzat güvenlik tehdidinin kendisisiniz. Haydut ve katil bir örgütün lideri gibisiniz.
Kendi siyasi sonunuzu geciktirmek için Türkiye’yi bir “iç siyaset malzemesi” yapmaya kalkışmayın. Bu stratejik bir hata olmanın ötesinde, sizin için tarihi bir hezimet olur.