Bizde enflasyon düşmez değil düşemez
Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal
Yaşları elli üzerinde olan vatandaşlarımız yıllık %130 enflasyon ile gecelik %7000 düzeyindeki faiz oranlarını gördükleri için, şu an yaşadığımız TÜİK tarafından açıklanan yaklaşık %30’lar düzeyindeki enflasyon oranlarının haber değeri yoktur. Özellikle 2002-2020 aralığında %6 ile %29 aralığındaki minimum ve maksimum enflasyon oranları, 2021-2025 aralığında ise daha da kötüye giderek %30 ve %65 oranları civarında gerçekleşti. İlk dönemdeki enflasyon oranlarına sevinmekle beraber, iktisat bilimi tarafından kabul edilen sınırlardan (Gelişmiş ülkeler için ≈ %3, Gelişmekte olan ülkeler için ≈ %6) hayli yüksek olduğu kabul edilmesi gereken bir realiteydi. 1970-2002 öncesi dönemde enflasyon oranları %70’ler civarında gerçekleştiği için ülkemizin enflasyon hikayesi için iyi haberleri vermek maalesef mümkün değildi.
Son yarım ülkemizde yarım asırdır onlarca hükümet tarafından uygulamaya konulan iktisat politikalarına özellikle para politikalarına rağmen, enflasyon kalıcı olarak bir türlü istikrarlı şekilde kontrol altına alınamadı ve düşürülemedi. Bunun sebepleri olarak ekonomimizle ilgili ortaya konulan; kalıcı dış ticaret ve cari açık, bütçe açığı, uygulamaya konulan ve kurtarıcı gözüyle bakılan ulusal firmaları rekabetten uzaklaştıran ithal ikameci sanayileşme politikası (1960-1980), sık sık değiştirilen parasal ve yapılandırma reform paketleri, iç siyasi krizlerin sürekli hale gelmesi, neredeyse ortalama her yıl hükümetlerin değişmesinin yol açtığı siyasi krizlerin ekonomide aşırı derecede hasar meydana getirmesi, 1980 yılında yapılan ihtilalin başta siyaset olmak üzere tüm sistemi tıkaması sonrasında 24 Ocak kararları olarak bilinen ülkemizi küresel rekabete açan ilk kapı olarak nitelenen İhracata Dayalı Sanayileşme Politikasının uygulamaya konulmasına rağmen siyasileştirilip popülizme yenik düşürülmesi, hükümetlerin özel sektörde faaliyet gösteren firmaların tekelleşme gücünün artmasının önlenememesi, tasarrufların ve israfın önemi hükümetler tarafından devamlı dile getirilmesine rağmen kamusal tasarrufa bir türlü gidilememesi ve halkın güvenini sarsması gibi birçok teknik faktör sayılabilir. Tüm bunlar enflasyonun düşürülememesinin birer nedenleri olarak belirtilmekle beraber asıl sorun, yarım yüzyılı geçen süreye rağmen halkta enflasyonun düşeceği yönünde düşünsel bazda bir görüşün oluşmamasıdır. Biraz daha açacak olursak, artık vatandaşlarımız başta parasal politikalar olmak üzere hangi ekonomi modeli uygulamaya konulsun, Türkiye’de enflasyonun %6’lar düzeyine düşeceğine inanmamaktadır. Enflasyon katılığı (Enflasyon Inertia) olarak iktisat yazınında karşılık bulan yerleşmiş düşünceden kurtulmasının gerekliliği ortadadır. Ancak başarılı olunması olasılığı ne yazık ki çok düşüktür. Çünkü geçmişten ders alınması gerekirken, aynı şekilde kısa dönemde pozitif ancak orta ve uzun dönemde sorunların ağırlaşmasına neden olan sonuçlar doğuracak hatalı politikalara devam edilip ders çıkarılmamasına ek olarak; ülkemizin Orta Doğu’ya yakın coğrafi konumu nedeniyle jeopolitik risklerin artması, yaklaşık üç aydır devam eden ABD – İran – İsrail arasındaki savaş nedeniyle petrol ve doğal gaz fiyatlarının %50 civarında artmasının cari açığımızı büyütmesi, maliyetleri ve değil biz de küresel ölçekte enflasyon oranlarını yükseltmesi gibi dışsal unsurlar yanı sıra, kararların duruma göre doğaçlama alınması, ithalata dayalı üretim sarmalından çıkılamaması, vergi hasılatı içinde dolaylı vergi ağırlığının %30’lar seviyesine çekilememesi, vergi adaletini sağlayacak kalıcı bir sistem kurulamaması, tüm sektörlerde serbest piyasa adı altında firmaların keyfi olarak belirledikleri adeta tefeci fiyat uygulamalarının denetlenmediğinden önüne geçilememesi, siyasi çatışmaların sertleşmesine bağlı olarak istikrarsızlığın ekonomide geri dönülemez zararlara yol açması gibi içsel faktörlerin ortadan kaldırılamaması başlı başına trajedidir. Söz konusu realiteler ışığında, ülkemizde orta ve uzun dönemde enflasyon düşer mi? Düşeceğine inanan var mı? Sizce de cevabı çok net değil mi?