Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Hangisine inanalım?

Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal

Tüm insanlık küresel ölçekte ve ülkemiz bağlamında, adeta zorunlu olarak açıklanan veri bombardımanı altında yaşamaktadır. Öyle ki bu süreç, belli bir noktadan sonra hem bireyler hem de ekonomi çevrelerinde, açıklanan verilere karşı bir tepkisizliğe yol açmaktadır. Devamında verileri dikkate almadan, içgüdülerine göre davranarak sürü psikoloji denilen mottoya göre alım satım yapmaya başlamaktadır. Şans eseri birkaç defa belki farkına bile varmaksızın kazananlar tarafında yer almakta, ancak genellikle kaybetme sonucuyla yüzleşmekten kurtulamamaktadır. Devamında finansal piyasalar istikrarsız bir görüntü vermekte, girişimcilerin ihtiyacı olan krediye ya ulaşamamakta ya da krediyi normal değerinden daha yüksek faizlerle alabilmektedir. Ayrıca bazı firmalar kredi faizlerinin yükselmesi nedeniyle istihdam ve katma değer oluşturan reel sektöre yatırım yapmaktan vazgeçmekte (Crowding-out Effect / dışlama etkisi), tasarruflarını kısa vadede kazanç sağlayan ancak çarpan etkisi oldukça düşük olan argümanlarda (altın, gümüş, döviz, konut, arsa, otomobil vb.) değerlendirmektedirler. Böyle bir değişimin yaygın hale gelmesi, ağırlığın üretim odaklı ekonomiden finans sektörüne geçiş anlamına geldiğinden makro düzeyde kırılganlığa davetiye çıkarmakta, tüm sektörlerin istikrarsızlıkla (mali, reel, siyasi, sosyal) kolayca karşılaşabilme olasılığını artırmaktadır. Girişimcilerin orta ve uzun dönemi geçtik, kısa vadede dahi önünü görememeleri (hayvani iç güdü) sonucu, yatırım yapma istekleri törpülenmekte ve üretime harcayacakları parasal kaynakların daha fazla kısmını finans sektöründe salt kendi zenginliklerini artırma (homoeconomicus) peşine düşmektedir.

Açık yazılım kaynaklarında veri yağmuruna maruz kalınmasının bireyler üzerinde ortaya çıkardığı bir diğer sorun, hangilerinin güvenilir hangilerinin güvensiz olduklarının bilinememesi nedeniyle karşılaştıkları açmazdır. Ülkemiz bağlamında TÜİK, TCMB, Bakanlıklar, Bankalar vb. gibi resmi kurumların, resmi açıklamaları bile günlük asgari yirmi düzeyindedir. Buna AB ile AB üyesi ülkelerin kendi verileri, ECB, Eurostat artı ABD ekonomisiyle ilgili ve finansal alanda en yetkili organ FED’in yanı sıra, uluslararası etkinliği yüksek olmakla birlikte hemen tüm ülkelerin referans olarak kabul ettiği IMF, WB, FITCH RATINGS, S&P (STANDARD AND POOR’S), MOODY’S gibi kurumları da dikkate alındığında, en iyimser tahminle günlük yüzden fazla sözel ve sayısal bilgi, rapor, görüş ve açıklamalarla karşı karşıyayız, demektir. Buraya kadar üzerinde durup anlattığım olgular, aysbergin görünen yüzüdür. Profesyonel yatırımcılar ve borsa uzmanları için fazla sorun teşkil etmemekle birlikte, bunların dışında kalan dünya üzerindeki yüzbinlerce küçük yatırımcı, okyanus ortasında motoru stop etmiş gemi gibi, her türlü dalgaya karşı savunmasız ve çaresizlik içindedirler. Üzerinde durulması gereken ve çözülmesi gereken gerektiği gibi denetlenmediğinden resmi açıklamalarla kıyas bile edilemeyecek kadar çok sayıda manipülasyona açık, yalan ve yanlış haberleri bünyesinde barındıran, sosyal medyada yer alan bilgiler de hesaba katıldığında, işin içinden çıkılamamakta, hangisi doğru hangisi yanlış ayırt edilememektedir. Yapılması gereken ülkelerin birlikte organize olarak, büyük çoğunluğu gerçekle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan başta ekonomi olmak üzere tüm alanlarda işbirliğine gitmeli, ortak ve yaptırım gücü etkili yasalar çıkararak, milyonlarca yatırımcının yanlış yönlendirilmeleri, mağdur duruma düşmeleri ve piyasaların istikrarsızlığa sürüklenmelerinin önüne geçilmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları