Harcama yöntemine göre hesaplanan GSMH ne anlatıyor?
Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal
Dünya üzerinde yer alan iki yüz civarındaki ülke, neredeyse bir tek ülkeymiş durumuna dönüştü. Yirmi yüzyılın ikinci yarısından itibaren enerji ve işgücü maliyetlerinin daha düşük olduğu Güney Doğu Asya ülkelerinde önce reel sektörde başlayan, sonrasında finansal sektörle devam eden küreselleşme olgusu, tüm ülkeleri adeta birbirine bağımlı hale getirdi. Ülkelerin gelişmiş ve gelişmekte olmasından bağımsız toplam küresel gelir (GSMH, GSYH, MG) pastasından aldığı payla birebir ilişkili olmak üzere, ortaya çıkan finans veya reel sektör krizi, çok kısa süre içinde tüm ekonomileri etkilemektedir. Üniversitelerin iktisadi ve idari bilimler fakülteleri ile siyasal bilgiler fakültelerinin makro iktisat ders kitaplarında Y = C + I + G + NX şeklinde [(Y= Milli Gelir, C = Özel Tüketim Harcamaları, I = Özel Yatırım Harcamaları, G = Kamu Harcamaları, NX = Net İhracat (X – M), C + I = Özel Sektör Ekonomisi ve Kapalı Ekonomi, G = Kamu Ekonomisi ve Kapalı Ekonomi, C + I + G = Karma Ekonomi ve Kapalı Ekonomi, C + I + G + NX = Açık Ekonomi] harcama yöntemine göre hesaplanan milli gelir eşitliği, her ülke için geçerlidir. Burada üzerinde durulması gereken önemli birkaç noktayı açıklayalım. Bir, eşitlikte yer alan değişkenler sıfır olamaz ve tüm ekonomilerde bulunur. İki, önemli olan eşiklikte yer alan söz konusu değişkenlerin milli gelirdeki paylarıdır. Y içinde C + I ile NX’in oranı gelişmiş ülkelerde oldukça yüksek iken (≈ %85), gelişmekte olan ülkelerde bu pay orta seviyelerdedir (≈ % 60). G’nin payı ise sırayla ≈ %15 ile ≈ %40 dolaylarındadır. Örneğin C+ I ile NX’in payı % 80’lerin üzerinde ise bu ülke, yüksek olasılıkla gelişmiş ülkedir (ABD, Almanya, Japonya). Çünkü özel sektör; verimlidir, etkindir, üretkendir, istihdam sağlar, katma değer üretir. Verimli olan firmalar ve bunların yoğun olduğu ekonomilerin gelişmiş olması zaten beklenen normal bir durumdur. Kamu ekonomisi ise; verimsizdir, hantaldır, yavaştır, üretken değildir, etkin değildir, istihdamı artırmaz, katma değer sağlamaz (A. Smith). O zaman da G’nin payının fazla olması ekonomilerin yüksek veya orta düzey teknolojiye dayalı üretim yapmaktan uzaklaştığını göstermektedir.
Sonuç olarak Y’yi oluşturan bağımsız değişkenlerin payına bakarak ülkelerin gelişmiş, gelişmekte veya geri kalmış oldukları anlamak mümkündür, istisnası yok denecek düzeydedir. Yani C + I ile NX’in Y’yi meydana getiren payının; %80 ve üzeri olması gelişmiş, %50 civarında olması ise gelişme yolun, %/70’lerin üzerinde olması da gere kalmış ülke olduğunu işaret etmektedir. Bu açıklamalar ışığında ülkemiz, özel ve kamu sektörü paylarının birbirine yakın olduğu karma ekonomi patikası ve gelişmekte olan ülkeler (BRIC) grubunda yer almaktadır. Nasıl gelişmiş ülkeler grubuna yükseliriz sorusunun yolu: piyasa şartlarını içselleştiren eğitim politikası ile, ara eleman kitlesinin okullu ve alaylı olarak nitelikli yetiştirilmesi ve toplumsal birlikteliğin sağlanmasından geçmektedir.