Küresel kaosun asıl nedeni
Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal
Başta ekonomi ve siyaset olmak üzere dünya üzerindeki tüm gelişmeler, ABD ve israilin sudan bahanelerle İran’ın üzerine çullanmasıyla başlatılan savaş merkezli ve aynı zamanda, bir dediği diğerini tutmayan, değil bir gün değil bir saat aynı konuşma içinde bile söylediğinin tersini söyleyen Trump’ın konuşmalarını çözmek üzerine dönmektedir. Birinci ve özellikle ikinci dünya savaşlarından sonra İngiltere’den direksiyonu devralıp dünyayı yönetmek adına direksiyonun başına geçen ABD, neredeyse hemen her ülkeye yönelik kendi çıkarlarını savunacak yönetimleri iktidara getirmek için uyguladığı politikalar sonucu [(iç kargaşa çıkartmak, demokrasi eksikliğini vurgulamak, etnik ve mezhepsel noktaları kaşımak, ülkelere saldırmak (Irak, İran gibi) vb.], adeta küresel bazda tek hâkim devlet olarak öne çıktı. Soğuk savaş dönemlerinde Rusya ve Çin faktörü dolayısıyla iki veya üç kutuplu dönemlerden söz edilse de, ABD’nin orantısız bir şekilde dünya politikalarının belirlenmesinde ve yönetiminde öne çıktığı yadsınamaz bir realitedir. Ancak başta ABD olmak üzere batılı ülkeler, başta Çin, Japonya, Güney Kore, Tayland, Vietnam, Endonezya, Filipinler, Malezya, Singapur gibi uzak doğu ülkeleri ile özellikle yazılım alanında oldukça önemli bir ülke olarak öne çıkan Güney Asya’nın en büyük ekonomisi Hindistan’ın, inovasyona dayalı yüksek teknolojik gelişimine karşılık vermede yetersiz kaldı. Yakın tarih ve daha bilinirlik olması açısından yaklaşık yarım yüzyılda dünyada çıkartılan iç karışıklıklar, kaoslar, çatışmalar ve savaşların tek nedeni, ABD ile pastadan pay kapmak amacıyla kuyruğuna takılan batılı ülkelerin uyguladığı politikalardır.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında işgücü maliyetlerinin ucuzluğu nedeniyle başlayan ve devamında ortaya çıkan hasılanın, gösterişe yönelik ve katma değere yol açmayan alanlara harcamayıp bilim ve teknoloji ışığında prodüktif yatırımlar kararlarının doğru, çabuk ve zamanında alınması sonucu, ABD ve batı ülkelerine karşı Asya kaplanları olarak tanımlanan ülkelerin başını çektiği grup, teknoloji yarışında mesafeyi kapatmakla kalmayıp öne geçmesi, günümüzde dünyanın çektiği krizlerin nedenini oluşturdu. Teknoloji yarışında batılı ülkelerin hızla önüne geçen gelişmekte olan ülkelere karşı bilimsel olarak cevap veremeyen ABD öncülüğündeki batılı ülkeler geri kalmışlıklarını, söz konusu ülkelerde kaos, kargaşa çıkartarak yetmezse bilfiil müdahale ederek, söz konusu ülkelerin gelişim hızlarını sekteye uğratmakta yada kendi çıkarları gereği gelişmemiş (Orta Doğu, Arap Yarımadası, Afrika ve Kuzey Afrika Ülkeleri) ancak emtia bakımından (petrol, doğal gaz, değerli madenler vb.) zengin ülkelere kelimenin tam anlamıyla çökmek suretiyle kapatmaya çalışmaktadır. ABD’nin başta israil olmak üzere batılı ülkelerin birçoğunun sahip olduğu nükleer silahın İran’ın elinden alınması bahane edilerek savaş çıkartılması, başlı başına komedidir. Gelişmekte olan ülkelerin hızlı ve istikrarlı büyümesi devam edeceğine; demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk kuralları gibi söylemleri bile hiçe sayarak ABD ve batılı ülkelerin de dünya üzerinde hakimiyetlerini kaybetmemek için her şeyi ama her şeyi yapmaktan geri kalmayacaklarına göre, en iyimser tahminimle XXI. yüzyıl boyunca savaş ve iktisadi krizler (reel ve finansal sektör) devam edecektir. Bu vakitten sonra dünya üzerindeki her ülke, her alanda ancak; güçlü olduğu kadar güvendedir, özgürdür, bağımsızdır, etkindir ve etkilidir.