Öncelik güç sonra özgürlük
Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal
Dünyamız özellikle son yarım asırdır görüntüde küresel refahın, barışın ve istikrarın sağlanması adına, ama asıl amacın öncelikle israil başta olmak üzere ABD ve batılı ülkelerin çıkarlarını sağlamak için petrol, doğal gaz ve maden bakımından zengin ancak gelişmemiş Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika’da yer alan diğer ülkelerde demokrasi eksikliği, nükleer silaha sahip olmasından dolayı global barışa tehdit unsuru teşkil ettiği gibi uyduruk nedenlerle, bir çok iç çatışma, kaos ve savaşlar sürekli hale getirildi. İşin tuhaf tarafı ise, ülkelere saldıranların barış çığırtkanlığı yapması ve kendi haklarını savunmak için mücadele eden ülkelerin ise sanki suçlu imiş gibi nitelendirilmeye çalışılması ve söz konusu savaş ortamının normalleşmesidir. Dünya israilin boyunduruğuna girmiş, orada oraya vurulan pinpon topu vurulan ancak kuyruğu dik tutma telaşındaki Trump tarafından oyuncak gibi oynanmaktadır. Şu anki kurulan dünya düzeninde, doğrudan karşı koyacak bir güç de ortalıkta görünmemektedir. Buna Çin, Rusya, Japonya ile başını Almanya’nın çektiği İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya gibi Avrupalı ülkeler örnektir. Çünkü yukarıda sayılan ülkelerin hepsinin birbirleriyle karşılıklı derin ekonomi ve siyasi alanlarda çıkar ilişkileri mevcuttur. Diğer kalanların ülkelerden Türkiye, Kuzey Kore, İran gibi bir kaçı dışında kalanların hepsi, ABD merkezli oluşturulacak yeni düzenden pay kapma düşüncesindeki etkisiz, çekimser ve çekinik ülkelerdir. Öncelikle bu gerçek herkes tarafından kabul edilmelidir ki atılacak sonraki adımlardan, sorunun çözümlenmesi adına umut kıvılcımları yayılsın.
Meydana gelen son gelişmeler gösterdi ki, dünya üzerinde kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, haklarını savunan, sahip olduğu emtia ile jeopolitik konumunun fırsatlarından yararlanmak isteyen ülkelerin tamamı demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk kuralları, barış gibi klişe kavramları kullanan gelişmiş batılı ülkelerin doğrudan hedefidirler. Dünyanın tamamını, inandığı sapık halüsinasyonlarla savaş ve kaos ortamına sokmasına rağmen, muhatap alınan israil başkanı netanyahunun yargılanmadan kaçmak ve tekrar seçilmek amacıyla savaşı sürdürmek istediği ve onun bir numaralı destekçisi Trump’a Nobel barış ödülü verilmesinin konuşulduğu bir ortamdan istikrar çıkmasını düşünmek hayaldir. Sürekli türlü saçma bahanelerle her ülkeye saldıran ve seksen civarında nükleer başlıklı silaha sahip olduğu açık yazılım kaynaklarında ifade edilen israile rağmen İran’ın suçlanması komiktir. ABD’nin Orta Doğuyu çıkarına göre dizayn edip, sonrasında Çin ve Rusya başta olmak üzere her türlü çıkarı için tehdit unsuru gördüğü Kanada, Meksika, Grönland (Danimarka), Sudan, Türkiye gibi ülkelere yönelik askeri ve iktisadi bakımdan kaos çıkartmayacağının garantisi var mıdır? sorusunun ülkemiz adına cevabı, şimdilik prototip sürecinde ilk kıtalararası nitelikteki “YILDIRIMHAN” olarak adlandırılan ve laboratuvar testleri tamamlanan balistik füze gibi gelişmiş savaş ürünlerini, yeterli sayıda ve her şeyiyle yüzde yüz kendimizin üretip, vatan savunmasını güvence altına almamızdır. Devamında ise hükümetin tüm organlarıyla halkın geçim düzeyini daha iyi şartlara getirmek için çalışması, şu an olduğu gibi serbest piyasa ekonomisi adı altında, tüm sektörlerde görülen serbest tefeci fiyatlamasının önüne geçilmesidir. Mart ayında çıkarılan savaşa bağlı olarak petrol fiyatlarındaki yaklaşık %60 oranındaki artış bahane edilip, ilk dört ayda yapılan keyfi fiyat artışlarının önüne geçilememesinin, hükümet tarafından bir mazereti yoktur. 28.075 TL.’ye çıkarılan asgari ücretin reel getirisi, sektör ayırmaksızın firmaların 2025 yılı sonu ve 2026 yılının ilk iki ayında yaptıkları keyfi zamlarla çoktan geri alınmıştır. Halk, kendi yaşam kalitesinden fedakarlık yaparak ve kredi kartlarıyla borçlanıp hayatını idame etmeye çalışmaktadır. Uyarmak istedim.